1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Kayıp şahıslara ve yakınlarına yönelik siyasetler, barış sürecinin temel öncelikleri arasında olmalıdır…” 2
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Kayıp şahıslara ve yakınlarına yönelik siyasetler, barış sürecinin temel öncelikleri arasında olmalıdır…” 2

A+A-

 

“Kayıp” yakını Leyla Kıralp’ın yazısının devamı şöyle:


“Sağlığıma kavuşunca, içimdeki kin ve öfke azalınca daha sağlıklı düşünmeye başladım. 1974’te bana bu travmayı yaşatanları affetmeyi başardım. Ve onları kendi vicdanlarıyla hesaplaşmaya çağırdım.

Yaşadıklarımızı unutmak mümkün değil, ama affetmek mümkündür. Affetmeyi başaran insan önce kendine sonrada etrafındakilere huzur verir.

Ben 1974’ten 7 yıl sonra yeniden evlendim. 1986 yılında oğlum dünyaya geldi. Ama onlar da benim gibi “Kayıplar Travmasının” içine sürüklendi.

Bu öyle bir travmadır ki, nesilden nesle sürüp gider.

Bir çocuk düşünün. Bisikletini kaybettiğini ve ailesinin kendisine daha yenisini ve daha pahalısını aldığını düşünün. Çocuk kaybettiği bisikletini özler. Ya babasını kaybeden çocuklar ne yapsın? Babalarının yerine kimi koysunlar? Ya evlatlarını kaybeden anne babalar kayıp evlatlarının yerine kimi koyabilirler? Bu eksikliği nasıl giderebilirler? Bir yakınının kaybolması, yani katledilerek bilinmeyen bir yere gömülmesi, insanın başına gelebilecek en ağır ve en yıkıcı durumlardan biridir.

İki toplumun siyasal liderleri şimdiye kadar kayıplar ve kayıp yakınları için görüşme masasına her hangi bir belge koymadılar. Daha da ötesi, bu konu müzakere masasında görüşülmüyor bile. Ancak bir barış süreci insanları memleketleriyle barıştırma sürecidir. Kıbrıs trajedisinin en ağır mağduriyetini yaşayan kayıp yakınlarının müzakere masasında yer almadığı bir barış süreci eksik bir barış sürecidir. İnsan haklarının en temel ve en kutsal olanı yaşama hakkıdır. Yaşama hakları ellerinden alınan bu insanların ve arkalarında kalan ailelerin haklarının söz konusu edilmediği bir müzakere süreci demokrasi ve evrensel insan hakları açısından da eksiktir.

Kayıp şahıslara ve yakınlarına yönelik siyasetler, barış sürecinin temel öncelikleri arasında olmalıdır. İç savaşı sonrasında barış süreci gerçekleştiren pek çok devlette, örneğin Güney Afrika’da Hakikat ve Yüzleşme Komisyonu kurulmuştu. Böylesi bir komisyon Kıbrıs’ta da kurulmalıdır. Her iki toplumun siyasal liderlikleri karşı toplumun kayıp şahıs yakınlarından özür dilemelidir. Suçluların işledikleri suçları itiraf etmeleri ve kayıp şahısların gömülü oldukları yerleri bildirmeleri teşvik edilmelidir.

Mülkiyet meselesi için tazminat müzakereleri yapılmaktadır, ancak binlerce kayıp şahsın yakınları için her hangi bir tazminat görüşülmemektedir. Acaba iki lider nezdinde insan hayatının mal ve mülk kadar değeri yok mudur? İnsan hayatının mülkiyette olduğu gibi iadesi ve takası mümkün müdür?  Ya kayıp şahıs yakınlarının ve ailelerinin travma içerisinde geçen yıllarının iadesi ve takası mümkün müdür? Müzakere masasında neden halen daha kayıp şahıslar ve yakınlarına yönelik hiçbir siyaset görüşülmemektedir?

İki lider, karşılıklı özür dilenmeden nasıl bir barış inşa edeceklerini düşünüyorlar? Kıbrıs’ta 1974 ve öncesinde yaşanan olayların bir kere daha yaşanmaması için öncelikle iki toplum olarak birbirimizi affetmeliyiz.
Çok genç yaşta eşini, akrabalarını, köylülerini, evini ve köyünü kaybeden bir kayıp yakını olarak ben, bana bu acıları yaşatanları çoktan affettim ve elimi ülkemin ve ülke insanımın geleceği için Kıbrıslı Rum vatandaşlarıma dostça uzattım.

Binlerce dost el de bana uzandı. Birbirimizin ana dilinden pek anlamasak bile barış dilinde ve dostluk dilinde anlaştık. Barışa giden bu zor ve uzun yolu adım adım yürüyerek epeyce yol aldık. Tüm Kıbrıs halkının bu yolu yürümeye devam etmesi ve ülkemize bir an önce barış gelmesi için el ele vermesi gerekir. Ancak, kurulacak olan federal devletin getireceği barışın tam anlamıyla barış olması, getireceği demokrasinin tam anlamıyla demokrasi olması ve insan haklarının layıkıyla yerini bulması için, kayıp şahıslar ve yakınlarına yönelik iki toplumlu siyasetler üretilmeli ve uygulanmalıdır.
Bu konuşma fırsatını bana veren AKEL AB milletvekillerine ve beni dinleyen sizlere teşekkür ederim…”

Bu yazı toplam 839 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar