1. YAZARLAR

  2. Asım Akansoy

  3. Haklar ve Özgürlükler ekseninde 24 Haziran…
Asım Akansoy

Asım Akansoy

Yazarın Tüm Yazıları >

Haklar ve Özgürlükler ekseninde 24 Haziran…

A+A-

Türkiye’de 24 Haziran’da gerçekleşecek olan seçimlerin istikrar doğurmayacağı, Erdoğan’ın seçimi kazanacağı ancak parlamenter çoğunluğa sahip olamayacağı giderek belirginleşiyor.  İnsan hak ve özgürlüklerini ciddi anlamda daraltan, gazetecileri yandaş yargısı ile yargılayıp tutuklatan yeni Türkiye rejiminin yaratmak istediği dönüşümün ciddi sorunları beraberinde getireceği ortada. 

Bir yandan din odaklı bir kültürel sistem, bir diğer yandan neo liberal ekonomik politikalar ile kendince kendi modelini yaratmak isterken, dünyadan izole olan, güçlü devletler arasında ne yazık ki oyun kurucu olamayan, olamadıkça hırslanan, kinlenen, demokrasiden uzaklaşan, demokrasi ile başlı başına sorunu olan “Yeni Türkiye rejimi”nin, hukukun üstünlüğüne dayalı, güçler ayrılığı üzerinden çağdaş bir Başkanlık modeli ile yönetilmediği, Avrupa değerlerinden uzaklaştığı gün gibi ortada. 

Çarpık neo liberal sistem kimilerince model alınmaya çalışılıyor buralarda da. Türkiye evet büyüdü, çok küçük bir kesim ultra zengin oldu. Orta kesim eridi. İşçinin çalışanın alım gücü eridi…Demokrasi, örgütlü toplum, sosyal devlet ciddi anlamda geriledi. Bugün ne çöken ekonomik modeli ne de siyasi yapısı örnek alınabilir. Ne kadar düşündürücü bir durum bu.

Bakınız:

Osman Kavala, 234 gündür tutuklu. İddianame yok. Anayasal düzeni ortadan kaldırma yönünde emniyette yapılan komik suçlamalar var. Osman Kavala’nın derdi, demokratik, sosyal ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir Türkiye. Avrupa değerlerini içselleştirmiş, kürt sorununu diyalog yolu ile çözmüş bir Türkiye istiyor. Bu yönde hayatını vermiş bir kişi Osman Kavala. 7 aydır özgürlüğü elinden alınmış vaziyette. “Benim AİHM’e başvurum –benim durumumda olan birçok başvuru gibi- haksız bulunan bir mahkeme kararına itiraz değil, mahkeme olmadan, uzun tutuklama uygulamasına itiraz. Bu durum masumiyet karinesinin tanınmamasıyla ve her şeyden önce insan özgürlüğüne verilen değerle ilgili.  AİHM’e başvurmak güven veren bir hak olsa da, vatandaşı olduğunuz devletin özgürlüğünüze değer vermediğini beyan etmiş olmak insanın ağırına gidiyor…” diyor. 

Dünyanın en traji komik olayı ise, Selahattin Demirtaş olayıdır. Demirtaş hapiste, tutuklu. Ama Cumhurbaşkanlığına aday. Hükümet kendisi hakkında 102 soruşturma başlattı ve 34 ayrı dava açtı. "Tutuklanmam siyasi bir karardı. Siyasi bir rehineyim" diyor, çok haklı olarak.

Türkiye'yi "otoriterlikten ve korkudan" sadece insanların özgürlükleri için vereceği demokratik mücadelenin kurtarabileceğini söylüyor ve  "yargı ve basının hükümetin vesayetinden çıkarılmasının" da yine bu yolla olacağını belirtiyor. Haklıdır. 

Eski ve yeni Türkiye rejimleri Demirtaş’tan korkuyor. Bu noktada da buluşuyorlar. 

HDP’nin barajı geçmesi, insan hakları, özgürlük ve demokratik Türkiye için tek ümit verici gelişme olur !

***

Hala Sultan İlahiyat Koleji konusunu çok tartıştık. Bir yıl önceki mezuniyet töreni konuşmasındaki rezalet ortada, arşivde canlı. Unutulması mümkün değil. Ne denli hoyratça ve din eksenli bir söylemle, tüm toplumsal değerlerimize hodri meydan çekildiği biliniyor. O zaman bir kaç kişi bu konuyu gündem yaptık.

Eğitim ve Kültür Bakanı Sayın Cemal Özyiğit, konu ile ilgili hassasiyetinde yerden göğe kadar haklı. Hala Sultan İlahiyat Koleji sıkı bir denetimden geçirilmelidir. Kuran dersleri ve yabancı dil olarak arapça anlaşılırdır. 

Okulda ve özellikle yurtlarda varolan dini kurallara mutlak uyma ve bunlarla yaşamak yönündeki “baskıya son verilmelidir”. Bu konu hükümetin temel konularındandır. 

Cemal hocaya faşist zihniyetli demek, haddini aşmaktır. Buna kimsenin hakkı yoktur. İyi ki -mış gibi yapıldı. Biz de o kadarı ile iade edelim, o sözü sahibine.

Umarım hükümette de bu yönde de bir duyarlılık oluşur ve  gerekli tavır, “içişlerimize karışanlara karşı” sergilenir. 

***

3 yazı.

Son günlerde 3 önemli yazı yayınladı, üçü de Yenidüzen’de üstelik. Ne mutlu Cenk’e. Kesip saklamak lazım. 

Niyazi Kızılyürek’in “Veda etmeyi bilmek” yazısı, 10 Haziran. http://www.yeniduzen.com/veda-etmeyi-bilmek-12498yy.htm

Sami Özuslu’nun “Yol” yazısı, 21 Haziran. http://www.yeniduzen.com/veda-etmeyi-bilmek-12498yy.htm

Tacan Reynar’ın “Kristal kale”, 11 Haziran.

http://www.yeniduzen.com/kristal-kale-12504yy.htm

 

Ne iyi ki Yenidüzen var !

Bu yazı toplam 1271 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar