1. YAZARLAR

  2. Asım Akansoy

  3. Evlenmeden boşanmayı arzulamak !
Asım Akansoy

Asım Akansoy

Yazarın Tüm Yazıları >

Evlenmeden boşanmayı arzulamak !

A+A-

Cumhurbaşkanı Eroğlu'nun Kıbrıs Gazetesinde yayınlanan söyleşisi, Kıbrıs Türk tarafının günümüz müzakere duruşunu anlamak bakımından önemli bir kaynak niteliğinde.

Söyleşide Sn Eroğlu, çok açık bir şekilde ürkek, endişeli ve sürekli savunma halinde olduğunun görüntüsünü veriyor. Kıbrıs Türk toplumunun çözümün imkanlarından nasıl yararlanabileceğinden çok, olası bir çözüm modelinin bozulması durumunda karşılaşılabilecek olumsuz olasılıklara konsantre olmuş durumda. Hatta bu duyguyu Anastasiades’e de yansıtmış olacak ki, kendisine sen evlenmeden boşanmak istiyorsun, bunu planlıyorsun diye de bir ifadede bulunulmuş.

Bir diğer konu Cumhurbaşkanı’nın, Dışişleri Bakanı’nın “proaktif çizgi”sinden duyduğu rahatsızlık.  Dışişleri Bakanı’nın ve çözüm yanlısı siyasilerin çözüme dönük girişimlerinden duyduğu rahatsızlığı da ortaya koyuyor. Çözüm için ben varım, çalışırım ya, “siz sesinizi çıkarmayın, girişimde bulunmayın gelin arkama dizilin” diyor. Cumhurbaşkanına yakın çevrelerin, Mecliste de yaptıkları mangalda kül bırakmayan“organize”  konuşmalarında aynı konu bol bol işleniyor.
Ancak en ilginci, TDP’yi davet etmediği toplantılara UBP’yi neden davet ettiğinin gerekçesi...”geçmişten gelen yakın işbirliği...”
Cumhurbaşkanı’nın demokrasi anlayışına “hayran kalmamak” mümkün değil...

Kıbrıs sorununu, her iki tarafın da ödün vereceği ve sonunda her iki tarafın da kazanacağı bir kabulden hareketle okumak gerekir. Kıbrıslı Türklerin, eşit ortak olacakları yeni bir devlete kavuşacakları, dünyaya bağlanacakları, Kıbrıslı Rumların ise adanın birleşmesi ile bir kısım mülklerini geri alacakları, istikrarlı yeni bir ortaklığa kapı açmak ve tüm ada sakinlerinin bu yeni birliktelikten ekonomik, sosyal ve güvenlik bağlamında kazançlı çıkacakları bir sisteme kavuşmak. Elbette Kıbrıslı Türkler, 1964'de yaşanan gerilimin yarattığı “statü sorunu”nu bir kez daha yaşamak istemiyor. Kıbrıslı Rumlar ise, ilerde adanın resmen ikiye bölüneceği olası bir siyasi tavra karşı önlem almaya çalışıyorlar. Bunu anlamak kolay.

Ancak şunu belirtmekte yarar var; yeni bir devlet kuruluyor ve bu bir ortaklık devleti. Bu ortaklık devletinin en temel özelliği iki toplumun eşitliği. Bunu gözetip, bundan geri adım atmadan yol almak gerekiyor. Tek uluslararası kimliği ve tek egemenliği olacak bir devletin, iki kurucu devleti gözeteceği de açık.
23 Mayıs - 1 Temmuz liderlerin ortak açıklamaları bu anlamda çok önemli. Eğer her iki taraf da, bu veriler üzerinden hareket ederse, sorunun çözülmemesi için bir neden yok. Ancak bunun dışına çıkılarak, her iki liderin milliyetçi arzularını tatmin etmeye dönük, tahakkümcü veya ayrılıkçı bir düşüncenin ardına saklanıp, kelime oyunlarına başvurulursa; açık yazayım, bu sorun asla çözülmez.

Burada şu konu özellikle önemli, Kıbrıs sorununda gerçekten görüşecek çok fazla bir dosya kalmamıştır. Bu noktada diplomasinin çıkmaz sokaklarında ortak bir yol bulunacağına inanılıyorsa, samimiyetle yazıyorum...vazgeçsinler.

Bu sorunun çözümü liderlik gerektirir, cesaret ve kararlılık ister; risk alacaksınız, halkınızı sürekli bilgilendirecek ve inisiyatif alacak, güven vereceksiniz.
Ben Cumhurbaşkanı Sn Eroğlu'nda bu kararlılığı ve cesareti göremiyorum.

Oysa daha rahat olması ve barışın geleceği kurmak olduğunu anlaması gerekiyor. Bir ikinci konu, Sn Ertuğ'un görüşmeciliğinin (ki kendisinin Denktaş ekolünden yetişmiş değerli bir diplomat olduğuna inanıyorum) tüm kapasitesine rağmen bizi sonuca götüreceğine inanmak artık mümkün değil.

“Egemenlik” kavramı ve “ayrı egemen devlet” düşüncesi ile şekillenmiş bir bilincin, “tek egemenliği” kabul etmesi, kabul ettirmesi asla mümkün değil...Bu bağlamda kendileri için çözüm, ifade etmeseler de, “iki ayrı egemen devletin” “egemen ortaklığı”ndan başka birşey olamaz ve bu görüş de BM parametrelerinin tamamen dışında olduğu için de yol alınamaz bir tercihtir.
Tercihtir ve arzudur; gerçeklik değildir!

Değişen dünya şartlarına uygun bir diplomasi ile süreçleri ve olayları okumak, yönetmek, eşitlikten ödün vermemek ama 1251 sayılı BMGK kararında da çok net ifade edildiği gibi "tek egemenlik" gibi tartışılması bile anlamsız olan konularla zaman kaybetmemek gerekir.

Evet Sn Cumhurbaşkanı, sorumluluk sizdedir. Bu sorunu BM parametreleri çerçevesinde çözmeniz ve bu konuda diplomatların çıkmaz labirentinde dolaşarak değil, bunu öne çıkarak,cesaretle inisiyatif alarak yapmanız gerekir. Yoksa Rum öyleydi böyleydi diyerek “kimseyi” bu saatten sonra aldatamayız. İlgili BM parametreleri, 23 Mayıs, 1 Temmuz açıklamaları ve Annan Planı elinizin altında olsun, çözmek isterseniz malzemeniz bol, hazır.

Çözmeyecekseniz, yani kendi arzularınızla bu süreci yönetecekseniz, çıkıp bunu halka açıklayınız! Sorumluluk yükleme oyunu ile kaybedilen zamana toplumun tahammülü kalmamıştır.

Bu yazı toplam 2630 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar