1. YAZARLAR

  2. Tayfun Çağra

  3. Dinamizm ve vizyon
Tayfun Çağra

Tayfun Çağra

Yazarın Tüm Yazıları >

Dinamizm ve vizyon

A+A-

Cumhurbaşkanlığı’nın ilk adayı açıklandı;

Tufan Erhürman, “teamüllere uygun olarak” CTP’nin Cumhurbaşkanı adayı oldu.

Yani 2 kez farklı olması dışında şimdiye kadar hep Genel Başkanlar aday olarak gösterildi CTP’de...

Peki ama teamüllere uyulması gerekli mi!

Bu teamül denen şey vazgeçilmez bir uygulama mı?

Örneğin CTP’de denildiği gibi 2 kez teamüllere uyulmadı.

Yani öyle bir mecburiyet yok.

Duruma göre, zamana göre, gerekliliklere göre, aday olacak kişiye göre bazı farklılıklar gösterebilir.

Yani ille de Genel Başkan’ın aday olması gibi bir zorunluluğun ‘teamül’ adı altında uygulanmaya çalışılması çok doğru değil.

Bu cümlelerden sonra sanki de Tufan Erhürman’ın adaylığına karşıyım gibi bir algı da çıkabilir.

Hayır, elbette ki değil.

“Teamüller” ise konu, yerine oturdu.

Ama “teamül” de olmasa yine ‘cuk’ diye yerine oturan bir adaylık oldu.

Erhürman, Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde bir gün bile koltuğunda rahat oturabilecek bir kişi olmayacak görevinin aslı olan Kıbrıs sorunu bağlamında diye düşünüyorum…

Sürekli bir şey üretebilecek, bu sorunun çözümü konusunda devamlı baskı uygulayabilecek dinamizme ve vizyona sahip olduğunu gösterecek bir kişi olduğunu biliyorum.

Yani “ben seçildim, önümde beş yılım var, zamanım çok, önüme bir şey gelirse bakarım, biri bir şey derse cevaplarım, çağırırlarsa da giderim veya gitmem” gibi bir rahatlık içinde olabilecek sığ bir görüşün insanı olmadığını yaptığı çalışmalarla sürekli ortaya koyabilecek ve atak politikalarla karşı tarafı ve de statükodan beslenenleri rahatsız edebilecek politikaları ortaya koyacağını rahatlıkla söyleyebilirim.

Tabii ki bu atak politikayı sürdürürken de sırf öyle görünsün diye içi boş görüş ve dosyaları gündeme getireceği gibi bir yanılgı içine de girilmesi doğru olmaz…

Aksine Erhürman’ın, çözüme ulaşılması için tabii ki Kıbrıslı Türklerin hakları korunarak, Kıbrıslı Rumların hakları da göz önüne alınarak farklı yaklaşımlar, değişik öneriler getirebilecek bir kapasite birikiminin olduğunu şimdiye kadarki politik yaşamında kanıtladığını düşünüyorum.

***

Türkiye’nin İnsansız Hava Araçları (İHA) ve silahları sökülmüş olduğu söylense dahi Silahlı İnsansız Hava Araçları’nın (SİHA) Geçitkale Havaalanı’na konuşlandığı ve de F16 savaş uçaklarının da geleceğine ilişkin haberlerin AKP iktidarına yakın medyada yer almasının Kıbrıs sorununun çözümü konusunda ne kadar bir acil durum olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Geçitkale Havaalanı’nın ‘savaş’ hazırlığını hatırlattığı hareketliliği, Ortadoğu’daki karışıklığın tehditlerine ve Doğu Akdeniz’deki hidro karbon arayışlarındaki karşılıklı inatlaşmaya bağlanırken, nedeni ne olursa olsun bu topraklarda yaşayan bizim, üzerimizdeki tehditlerin bu gelişmelerle daha da arttığı gözlemlenebilir.

Varolduğu söylenen KKTC yönetiminin dışında gelişen ve bize rağmen oluşan Kıbrıs ve Akdeniz’deki politik yapının geleceği nokta, tüm Kıbrıslılar için mutluluk verici bir yapı olmayacaktır.

Sadece gerilim bile bütün sektörleri olumsuz etkilerken, sıcak savaşın hazırlığı izlenimi veren bu gelişmelerin en kısa sürede sona erdirilmesi önemlidir.

***

Ve işte bu aşamada Cumhurbaşkanlığı seçimi daha da önem kazanır. Beklemek, sorunu çözecek hiçbir gelişme yaratmaz. Çözüm için uğraşmak gerek. Halâ statükoyu savunan ve de destekleyen kesimlerin karşısında Federal çözümü hep gündemde tutacak bir lider ve de arkasında önemli bir güce ihtiyaç var.

Bu yazı toplam 844 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar