1. YAZARLAR

  2. Eralp Adanır

  3. BRT için son yazı...
Eralp Adanır

Eralp Adanır

Yazarın Tüm Yazıları >

BRT için son yazı...

A+A-

21 yaşındaydım... delikanlılığın, çılgınlığın ve enerjinin doruk noktasındaki yaşlardı bunlar. Yoktan varedebilen, tuttuğunu koparabilen, idealler uğruna sırasında kafanı giyotine koyabildiğin zamanlardı. Fotoğrafta dört arkadaş vardır; 1983 BRT’nin “kurum” olma savaşının verildiği ve bugünün kadrolarının açıldığı mücadelenin neferlerinden biriydi KRAL dostum. O şimdi emekli ama her zaman BRT’li oldu olmaya devam ediyor.

Bundandır ki BRT’deki greve, arkadaşlarına destek için oradaydı. Ogün Erciyas dostum... Ogün benim için; kültürel yaşamımda kitap-dergi konusundaki mihenk taşlarımdan biridir. Rahatlıkla diyebilirim ki; o yıllarda ansiklopedi vb. gibi külliyeleri elde etmenin yolunun geçtiği “fasikül” biriktirmeye ve ciltlemeye, dolayısıyla “kaynak-arşiv-biriktirme” konusunda benim için bir yol gösterici olmuştur. Ogün dostumun müzikal-tarihsel birikiminin bu ülkede eşi benzeri olmadığına inanıyorum. Ogün’ün benim için bir başka önemi de; BRT’den ayrıldığında beni apar topar onun “metronom” canlı radyo programının yerine koymaları olmuştu. Radyo programımın ismi de “Müzik Tüneli” idi. Keza onun daha önce yapmış olduğu “Unutulmayanlar” programının yapım ve sunuculuğunu da üstlenmiştim... Mehmet Kozan Pakkaner... bu dostum ise benim BRT’ye girişimde, bu mesleği seçmemde rol oynayan dostumdur. O da bir davulcuydu ben de ve bana birgün “BRT’de programcı münhali var başvur müzikle hep iç içeyiz orada” demişti. Başvurdum, geçici statüde alındım, 3 yıl böyle gitti sonra 1 yıl sözleşmeli ardından da kadrolu. Şimdi Ogün, Kozan ve ben hâlâ BRT’deyiz. “gençliğimi yedin” derler ya, böylesi bir kuruma bu gençlik helal olsun derim. Özellikle bizim, eski dönemin “BRT Ailesine”...

Geçtiğimiz Perşembe yine o demir kapıların önündeydik. Düşündüm de; KTAMS’lı olarak bir avuç insandık ilk başlardaki grevciliğim. Sonra Basın-Sen’li olarak ve bugün de Bay-Sen’li olarak; haksızlığın karşısında durdum nacizane bir şekilde. Hiçbirşeyli olmasam da tıpkı “KRAL” dostum gibi durmak yakışırdı bize, bu “ailenin” bir ferdiysen ölene kadar.

BRT bugün krizde. Ve her zaman olduğu gibi beni “şaşırtan” insanlarımız yine oldu. Ehh, hep böyle insanları “doğru-dürüst-içten ve pazarlıksız” sanmaya devam ettim işte. Bu da benim zaafım.
BRT nasıl kurtulur biliyor musunuz? Müneccim değilim, kendimi süper akıllı da saymıyorum (o kadar akıllılar arasında!) ama yaşadıklarımı ve gördüklerimi düşündüğümde şu çıkıyor ortaya: BRT’de kriz nasıl başladı? Elektrik borcu söz konusu olduğunda. Ondan önce de BRT için sıkıntılar yok muydu? Elbette vardı. Yıllarca terfi mekanizmasının çalıştırılmadığı, 20’li yılarını bir sözleşmeli, geçici olarak neredeyse emekliye çıkacak insanlar yaratıldığı, yeni gelir elde etmeler planlanacağına (özellikle devlet tarafından) gelirleri düşürüldüğü, giderlerinin her zaman devlet desteğiyle karşılandığı, her gelen hükümetin insanları partizanlık sonucu yığdığı bir yer haline gelmiştir. Evet “evimizin içi darmadağın” ve evin içini düzeltmek idarecilerin görevidir. Ya evin dışı? Yıllardır her hükümet edenlerin “es” geçtiği elektrik borcunun bugün böylesi büyük bir meblağa gelmesinin suçlusu kimdir?

Ödenmemeye başlandığı günden itibaren hükümetlerde yer alan; (en fazla) UBP, DP, TKP, CTP partileri, bunların dönemindeki müdürler, yönetim kurulu üyeleri midir suçlu ve sorumlu, yoksa; BRT çalşanları mı? Konunun merkezi bu işte. Yılların birikimiyle bu elektrik borcu taksitlendirilerek 270.000 küsur TL ayda ödeme şekline bağlanmış ama bu meblağın BRT bütçesinden yapılması öngörülmüş. Zaten her yıl devlet desteğiyle “hişa hişa” giden ödemelere siz kalkıp da her ay için böyle bir memlağı da katınca ne oldu? İşte bu kriz doğdu.  BRT’de tasarrufa gidiniz dendi. Evet; sadece BRT’de değil tüm devlet kurumlarında tasarruf şarttır ve bunun hararetli destekçisiyim. Evet odanızdan çıkarken ışıklarınızı-klimalarınızı kapatınız, printerden aldığınız yazıların arkasını müsvette olarak kullanın, kağıt israfından kaçının, özel cep telefonlarını minimuma indirin vb. tasarruf şarttır ve yapılmalıdır. Ama siz; tüm hükümet etmiş partilerin bir zaafı olan elektrik borcunu, çalışanın toplu iş sözleşmesi hakkından kırparak şunu-bunu yaparak “tasarruf” adına elektrik borcunu ödeyemezsiniz. Elektrik borcu; çalışanın borcu değildir. Bu nedense anlaşılmak istenmiyor.

Bu borcu alın BRT’nin üzerinden. Önce hükümet bir adım atsın sonra BRT’nin gelirlerini çoğaltmak için koyun tüm televizyonlara bandrolü; TRT’nin yaptığı gibi. Reklam piyasasını açın kuruma, özel televizyonlara “teşvik” niyetine ödenen uydu kirasını BRT için de ödeyin, ki bu devletin resmi kanalıdır. BRT yönetimi de kimsenin gözünün yaşına bakmasın, alsın Selvili Tepedeki antenlerin kirasını adam akıllı, her kanalın çektiği elektriği de eklesin faturalarına ve tahsil etsin. Bir etkinlik mi çekilmesi istendi, BRT mevzuatına göre alalım parasını kim olursa olsun. Ha işte o zaman da evimizin içini düzeltmek de bizim boynumuzun borcu olsun. Az çalışanla çok çalışan eşitliği ortadan kaldırılsın. Az çalışıyorsa, aldığı maaşa göre çok çalıştırılsın, az ödemek yerine. Ama gerçekten iş yapmayan da varsa kamburumuz olmasın, kimse kimseyi de beslemesin. Kutuplaşmalar, bölünmeler, cumhuriyetçikleri ortadan kaldıralım BRT içinde. Birinden birşey istendiğinde önce isteyen kişi kendine bakmalı, geçmişine ve zamanında kendisine uygulandığında nasıl tepki verdiğine. As-üst ilişkileri, adam akıllı oturtulmalı, işleyen takdir edilmeli daha da özendirilmeli, işlemeyen kim olursa olsun mavzuatın ne cevaz verirse yapmalısın. O benim dostum, şu partili diye ayırmayacaksın. Emekliliği özendireceksin ve personel azalımına böyle gideceksin. İnsanları kırarak ya da yıllarca korkutarak değil. Ve BRT’yi yenilemeye devam edeceksin. Bizim ve bizden önceki cenerasyonu artık emekli edeceksin, bu insanların her zaman birikimlerinden yararlanacaksın ama mutfağa dinamik insanları “yavaş yavaş” koyacaksın ki, kimse de Amerkiayı kendinin keşfettiğini sanmasın...

Vallahi benim nacizane reçetem bu. Hani “birşey öner” derler ya, işte önerim...

Bu yazı toplam 3925 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar