1. YAZARLAR

  2. Sami Özuslu

  3. BİZİM FETÖ'CÜLER
Sami Özuslu

Sami Özuslu

Yazarın Tüm Yazıları >

BİZİM FETÖ'CÜLER

A+A-

Birinci denemede eski bir solcu geçen yıl Ağustos'ta çıktı Kıbrıs'a geldi, TC Elçiliğinin arabasıyla dolaştı, 'birilerinin danışmanı' olarak kendini sattı, sonra da bir isim listesi hazırladığını duyurdu.
Neyin listesi?
Kıbrıs'taki FETÖ'cülerin!
Aralarında iş insanları da varmış, başka kesimlerden birileri de...
Ve gazeteciler de!..
Yapılmak istenen tam bir cadı avıydı.
15 Temmuz darbe girişimi iddialarıyla ilgili Başbakan Hüseyin Özgürgün'ün de bilgisinde olan bir listeden söz ediliyordu. Topluma korku salmak, insanları sindirmek, korkutmak...
Ve birilerine hoş görünmek...
Ortaya sert tepkiler konulunca malum şahıs geri adım attı.
Sanırım sonrasında da adaya tekrar gelemedi. Geldiyse de insan içine çıkamadı.
 

*  *  *
 

15 Temmuz sonrasında Kıbrıs'ta Sivil Savunma Teşkilatı, Kolordu, hatta Büyükelçilik içerisinde bazı şahısların görevden alındığı, kimilerinin tutuklandığı biliniyor. FETÖ'ye ait oldukları iddiasıyla bazı yurtlar kapatıldı, bazı imamların burada 'abilik' yaptığını itiraf ettiği medyaya yansıdı.
Türkiye'de iktidarın FETÖ bahanesiyle aralarında solcuların, aydınların da bulunduğu yığınla insana neler yapıldığı ortada. Dolayısıyla kimin gerçek anlamda FETÖ'cü olduğu, kimin iftiraya uğradığını anlamak, deveye hendek atlatmaktan zor.

Mehmet Altan, Ahmet Altan, Şahin Alpay, Ahmet Şık ve daha nice aydın, ileri görüşlü insanın adının Fetullah Gülen gibi yobazlıkla eşdeğer bir şahıs ve ona atfedilen bir terör örgütüyle aynı cümlelerde geçmesi bile kabul edilebilir değil.
Orada bir yönetim var, farklı bir yargı ve hukuk sistemi var, giderek daralan bir demokrasi gömleği var. Her fırsatta Türkiye'deki bu kötü gidişe karşı çıkıyor, mağdur insanlara dayanışma duygularımızı iletiyoruz. Ama ne kadar kızsak, tepki koysak da işin bu kısmı Türkiye'nin meselesi...

*  *  *
İşin Kıbrıs ayağı ise farklı... Bu bizim meselemiz. Ve her hal ve şartta ilkeli durmak gerekiyor.
Dün 'TC Dışişleri Bakanı'nın özel temsilcisi' kılığıyla gelip ortalığı bulandıran şahsın yazıp yönettiği ve içine bazı gazeteci arkadaşlarımızı da katmaya çalıştığı senaryoya nasıl hukukun üstünlüğü prensibiyle karşı çıktıysak, bugün de aynı yerden hareket etmek durumundayız.
Polis Örgütü her ne kadar bir yönüyle fiilen GKK ve dolayısıyla Türkiye Genelkurmay Başkanlığı'na bağlıysa da, KKTC yasalarıyla yönetilen bir kurumdur ve idari olarak Başbakan'a bağlıdır.
Subayı da eri de, bütün polisler KKTC kamu görevlisidir. KKTC ayrı bir devletse ve Türkiye bu devleti kabul ediyorsa, burada Türkiye’deki gibi bir sürecin olamayacağını herkesin kabullenmesi gerekir.
Ortada bir 'suç' varsa, buna karar verebilecek tek yetkili merci mahkemelerdir.
Buradaki hukuk sürecinin Türkiye'dekinden farklı çalıştığı, bu tür operasyonları talep edenlere hatırlatılmalıdır. Bu hatırlatma görevi de en başta ülkeyi yöneten hükümete düşer.

*  *  *

Hükümetin bir görevi daha var: İnsanların yargısız infaza uğramalarını engellemek... Kimin neye dayanarak hazırladığı belli olmayan listeleri, sanki o insanlar suç işlemiş ve suçları tespit edilip mahkemece cezaya çarptırılmış gibi sağa sola dağıtanlar olduğu anlaşılıyor.
Çok manidardır, bazı yayın organları da bu linç girişiminde rol oynama hevesi içinde görülüyor.
Aman ha!..
Birilerine şirin görünme uğruna kimse 'tetikçi' pozisyonuna düşmesin. Zira bu işlerin sonunda kolanın kimleri ne zaman saracağı belli olmaz. Kimin adının o listelere gireceği belli değil. Tanım muğlâksa, o tanıma uydurulanlar da muğlâk olur.

İnsanların geçmişte kolayca 'Rumcu', 'komünist', 'vatan haini' ilan edildiği bir coğrafyada yaşıyoruz.
'Şucu' ü-'Bucu' diye ötekileştirilmek pek kolaydır.
İlkeli olmak, hukukun üstünlüğünden taviz vermemek şarttır. 'Bizim FETÖ'cüler' meselesi bir tür sınavdır. İster polis olsun, ister gazeteci, ister akademisyen, ister kamu görevlisi...
Hukuk herkese lazımdır.
Bugün başkasının başına gelene sessiz kalmak, yarın senin başına geleni
çekmen demektir.
Bakalım bu sınavdan kim nasıl not alacak...
 

Bu yazı toplam 980 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar