1. YAZARLAR

  2. Ayşemden Akın

  3. “BENCİLİM BANA NE”
Ayşemden Akın

Ayşemden Akın

Yazarın Tüm Yazıları >

“BENCİLİM BANA NE”

A+A-

Kenan Evren gibi cuntacı generalleri kastederek, "bizim çocuklar başardı" sözünün sahibi meşhur CIA Türkiye eski şefi Paul Bernard Henze’in, Rand Coorparation’a hizmet verdiği 2006 yılında hazırlayıp Beyaz Saray’da sunduğu raporda şöyle yazıyordu:

“Türkiye'nin bu şekliyle, Amerikan politikalarının yanında olacağından emin olamayız. Ülkeyi kuranlar denetim mekanizmasını çok sıkı tutmuşlar. Hükümeti ikna ettiğimizde, meclis; meclisi ikna ettiğimizde, ordu; orduyu ikna ettiğimizde yargı karşımıza geçebiliyor. Eğer Amerika’nın çıkarı Türkiye'de bir federalizm yani federal devlet kurulması ise ana planımızda bu federasyonun adı bile konulmuşsa (İstanbul başkentli Yakın Doğu Federasyonu) mutlaka ve öncelikle yargı, ordu, meclis ve hükümeti tek elde toplayan başkanlık rejimine Türkiye'de geçilmelidir. Bir kişiyi ikna etmek, birbirini denetleyen yapıyı ikna etmekten çok daha kolay olacaktır.  Eğer o bir kişi Amerikan çıkarlarına yardım etmek konusunda tereddüt ederse, bir kişi üzerine kurulmuş yapıyı yıkmak Amerika için sorun olmaz.”

Bu raporun geçen yıl ABD tarafından sızdırılmasının ardından Türkiye basını her zamanki gibi şaha kalkmış, manşetler atmış, köşeler yazmıştı. Tabii hemen unutuldu, unutturuldu ve şu anki hallerine baktığınızda kimlerin CIA şefi için çalıştıklarını söylemek mümkün. Neyse ki kararı 16 Nisan’da Türkiye halkları sandıkta verecek.

Kıbrıs’taki Türkiyeli seçmen ise bu hafta oyunu kullandı. Pazar’a kadar da kullanmaya devam edecek. Erdoğan’ın yakın arkadaşı THY’nin taşıyacağı yurt dışı oylarından Kıbrıs adına ne çıkacağını merakla bekleyeceğiz fakat ilginçtir ülkenin en çok satan gazetesi Kıbrıs Gazetesi’nden Serhat İncirli bu hafta birkaç gün üst üste “Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’yi” yazdı. “Hastane yaptı, yol yaptı, ben olsam ona oy verirdim, bencilim bana ne” dedi. Türkiye’nin içine çekildiği durum, ülkenin solcularına, demokratlarına, laiklerine, aydınlarına yapılan zulüm, baskı, Kürtlere olanlar, elindeki ekmekle vurulan o çocuk, kapının önünde oynarken bombalanan kızını izin vermedikleri için gömemeyip buzdolabında saklayan anne, batıya hizmet etmek için darmadağın edilen komşu, kardeş Suriye’de katledilen milyonlarca sivil, aydın yüzünü cihatçılara çeviren Türkiye, Serhat İncirli için ‘hayır’ demeye yetmiyor olacak ki gazetecisini hapse atan, akademisyenleri yerde sürükleyen, acımasız ve totaliter  Erdoğan’a oy verin çağrısı yapabiliyor. 

İncirli, Kıbrıs ve Kürt sorununu çözecek olanın da Erdoğan olduğunu düşünüyor. Peki İncirli, Erdoğan’ın ABD’ye ve Avrupa'ya kafa tuttuğunun koca bir yalan, berbat bir düzmece olduğunu bilmiyor olabilir mi? Erdoğan’ın direkt onların projesi olduğunu bilmiyor olabilir mi? Ayrıca kişi kendi çıkarı için başka bir ülkenin her gün daha da ezilen, geriye giden, içi boşaltılan halklarının yaşadıklarına gözlerini kapatabilir mi? Yarın tek adam düzeni tesis edildiğinde, bunun Kıbrıs için ne anlama geleceğini oturup düşünmüyor mu? 

Bu savrulmuşluğun, nemelazımcılığın, koptuğu yerde kalsıncılığın, siyasi körlüğün, düz muhalefetçiliğin ve bana ne, ne halleri varsa görsüncülüğün, muhalefet gelirse çözümü savunmazlar o zaman totalitere evetçiliğin teslimiyet demek olduğunu bile bile neden?

Üstelik aynı Serhat İncirli, Erdoğan’ın barış güvercini kesildiği günlerde, Kıbrıs’ta federal çözümü gerçekleştirmeye çok yaklaştığını düşünen Mehmet Ali Talat’ın, “Türkiye’de seçmen olsam oyumu AKP’ye verirdim” sözlerini yıllarca sündürüp, herkese saldırarak CTP’lileri yerden yere vurmadı mı? Talat’ı en sert şekilde eleştirenlerin başında gelen ta kendisi değil miydi? 

Peki şimdi bu ne!

Türkiye’de yaşanan yıkımın Kıbrıs’a ‘barış’ getireceğini düşünmek saflıktan ya da  nemelazımcılıktan, körlükten başka bir şey olamaz. 11 ayda 7 bin 200  kişiyi vatandaş yapan AKP’nin kuklası UBP ve DP, 27 bin daha yapacağını pişkince söylerken, demografik yapının egemenler tarafından değiştirildiğini bizzat deneyimlemişken, demokratik düzenin yerle bir edileceğini bilenler olarak, Kıbrıs’ta ‘Ilımlı İslam’ın’ ve ‘makul vatandaşın’ yaratılmasında rol oynayacak her bir kişinin ileride bu ülkenin çocuklarına verecek hesabı büyük olacak.

Herkesin cebinde senin gibi ‘British pasaportu’ yok ki Serhat…

Bu yazı toplam 2187 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar