1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Baf ve Poli’de “kayıplar”ın izinde…1
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Baf ve Poli’de “kayıplar”ın izinde…1

A+A-

Bazı Kıbrıslırum okurlarımızla birlikte, Kayıplar Komitesi araştırma görevlilerine Baf ve Poli yöresinde bazı olası gömü yerlerini gösterdik…


 

14 Şubat 2018 Çarşamba sabahı uzunca bir süredir bazı olası gömü yerlerini bize göstermek için beklemekte olan bazı Kıbrıslırum okurlarımızla buluşmaya gidiyoruz… Kayıplar Komitesi araştırma görevlileri Hristiana, Romanos ve Ünsal Özbilenler’le birlikte gidiyoruz Baf’a…

İlk durağımız Baf’ın hemen dışında bir yer – bu okurumuz bizim gidip kendisini ziyaret etmemizi bir seneyi aşkın süredir bekliyor… Bunu ancak şimdi gerçekleştirebiliyoruz.

Bu okurumuzun da ailesinden bir “kayıp” var – henüz onun gömü yerini bulamadık… Ama bu, okurumuzun bana araştırmalarımda yardımcı olmasına engel değil… Kendisi çok iyi yürekli bir insan – bir süre önce Yeroşibu’dan çok uzakta olmayan bir noktada, Baf’ın hemen dışında bazı “kayıp” Kıbrıslıtürkler’in gömülmüş olduğu bilgisini almıştı…

Büyük bir süpermarketin arkasına gidiyoruz – süpermarket batmış, kapalı… Buna rağmen gitmek istediğimiz noktaya gitmemiz biraz zor oluyor çünkü belli ki market özel güvenlikle korunuyor ve aracımızı park eder etmez, yanımızda bir görevli beliriyor. Ona niçin burada olduğumuzu izah ediyoruz ve anlayış gösteriyor…

Okuruma göre 1964 sonrasında bir gün bazı Kıbrıslırumlar bu bölgeye mantar toplamaya gelmişler ve bu bölgede bazı Kıbrıslıtürkler’in ölü bedenlerinin öylece yattığını görmüşler… Şoke olmuşlar! Bu duyulunca, başka bazı Kıbrıslırumlar gelerek bu “kayıp” Kıbrıslıtürkler’in naaşlarını almışlar, onları bir kuyuya gömüp kuyuyu da kapatmışlar… Okuruma göre bu bölgede bir noktaya gömülmüşler…

Bu bölgede kuyular var mı acaba? Kayıplar Komitesi araştırma görevlisi Hristiana, ofisine döndüğü zaman bu bölgedeki kuyular hakkında araştırma yapacak…

Belki de bu bölge bir infaz yeri idi – artık batmış olan o ünlü süpermarketin arkasından akan derenin kenarında duruyoruz… Burası aynı zamanda fast-food’larıyla ünlü bir restoranttan da çok uzakta değil.

Geçmişte bu bölgedeki bir fast-food lokantasının park yerinde bulunan bir kuyuya bazı “kayıp” Kıbrıslıtürkler’in gömülmüş olduğunu duymuştum, sanırım bu konuda yıllar önce bir yazı da yazmıştım ancak bu bilginin arkası gelmemişti…

Burada “kayıp” edilen Kıbrıslıtürkler acaba bu derenin kenarına mı gömülmüşlerdi yoksa başka bir yere mi taşınmışlardı? Buralara yakın “uygun” bir kuyu mu vardı, katillerin ya da onları gömenlerin bildiği? Böylece onları alıp o kuyuya mı gömmüşlerdi? Ve “kayıp” Kıbrıslıtürkler’i saklayıp onları ortadan kaldırmışlardı herhalde…

Bu konuda bir şey bilmiyoruz: Tek bildiğimiz şey Baf’tan bazı Kıbrıslıtürkler’in hem 1963-64 yıllarında, hem de 1967’de “kayıp” edilmiş oldukları… İnsanların mantar toplamaya gidip de burada bazı “kayıp” Kıbrıslıtürkler’in ölü bedenlerini gördükleri hakkındaki bu bilgiyi araştırmamız ve bu bilginin bizi nereye ulaştıracağına bakmamız lazım…
 

dd-013.jpg

Okuruma teşekkür ederek Baf’ın bir başka bölgesine, bir başka okurumla buluşmaya gidiyoruz – o da bize neredeyse bir yılı aşkın süredir bir olası gömü yeri göstermek için bekliyor. Kayıplar Komitesi’nin bazı yetkilileriyle birlikte birkaç kez onunla buluşma ayarlamıştım ancak bu buluşmalar son dakikada iptal edilmişti – bunda benim ya da okurumun rolü yoktu… En nihayet işte bugün,  1964 “kaybı” bir Kıbrıslıtürk’ün olası gömü yerini bize gösterebilmesi için Kayıplar Komitesi araştırma görevlilerini ayarlayıp Baf’a gelebildik işte…

Bir araç parkyerinde buluşuyoruz, arabasını bırakıp bize katılıyor ve Poli bölgesine doğru yola çıkıyoruz.

1964 yılında bir Kıbrıslıtürk, arabasıyla birlikte “kayıp” edilmişti ve bu iyi yürekli okurum bu konuda büyük ilerleme kaydetti – herhangi bir karşılık beklemeksizin, tümüyle insani bir görev olarak bu “kayıp” şahsın nasıl kaybedilmiş olduğu ve olası gömü yeri hakkında uzun süreli bir araştırma yürüttü.

Ahmet Ethem İbrahim, Baf doğumluydu, Poli’ye evlenmişti. Bölgede çok iyi tanınan bir ticaret insanıydı – Poli’de başlangıçta cami yanında bir kahvehane işletiyordu, ardından bir meyhane işletmişti… Bir süreliğine Magunda’da tavuk yetiştiriciliğiyle uğraşmış ve birkaç yıl sonra en nihayet Morris van arabasıyla ticaret yapmakta karar kılmıştı Poli’de… Bu Morris van araba mavi renkteydi ve plakası da BJ226 idi… Van arabasıyla kavun, karpuz ve başka şeyler de satmaktaydı… Hayriye Hanım’la evliydi ve üç evlatları vardı… Ahmet Ethem İbrahim’in sevgili kızı Ünay Paşa, çok güzel bir hayatları olduğunu hatırlıyor – ta ki 1964 yılında sevgili babacığı “kayıp” edilene kadar harika bir hayatları varmış… Sonra dünyaları altüst olmuş… Babaları “kayıp” edilmiş ve kısa süre sonra bu arabayı askeri renklere boyanmış olarak Poli’ye doğru gelirken görmüşler bir gün… Bağırıp çağırmaya başlamışlar, arabanın arkasından koşmuşlar, Poli’nin içindeki BM Barış Gücü kampına giderek ihbarda bulunmuşlar, “kayıp” Ahmet Ethem İbrahim’in araçlarını gördüler diye… Ancak BM Barış Gücü’nün onlara cevabı “Bir şey yapamayız” olmuş…

Böylesine “çaresiz” olup başvuracak hiçbir yerinizin olmadığını düşünün… O günlerde ailelerin ekmeğini kazanan temel direğinin “kayıp” edildiğini ve geride hiçbir iz bırakılmamış olduğunu düşünün… Ardından gelen yoksulluğu ve sefaleti düşünün… Babanızın başına ne gelmiş olduğu hakkındaki belirsizliği, bunun beyninizi kanser gibi kemirmesini düşünün, neler olmuş olabileceği hakkında kafanızda kurabileceğiniz korkunç senaryoları düşünün ve yine de belki ah belki de hayattadır, belki bir yerlerde hapis tutuluyordur, belki bir gün geri döner diye içinizdeki umudun titrek bir mum ışığı gibi söndürülmeyi reddettiğini düşünün…  Elbette tüm bunları düşünebilirsiniz rahatlıkla çünkü hem 1963’ten, hem 1974’ten, binlerce Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum’un böylesi gerçek yaşam hikayeleri vardır, bunları duymuşsunuzdur, okumuşsunuzdur, hissetmişsinizdir…

Bu “kayıp” hikayesini araştıran okuruma göre Ahmet Ethem İbrahim, bazı Kıbrıslırum yetkililerin kurmuş olduğu bir barikatta tutuklanmıştı.

Ahmet Ethem İbrahim, Aralık 1963’ten beridir devam eden iki toplumlu çatışmalar nedeniyle Baf-Kasaba’da yaşayan akrabalarından haber alamadığı için onlar için kaygı duyuyordu. O gün de Baf’a, onları ziyaret etmeye ve ailesi için yiyecek almaya gidiyordu…

Barikatta tutuklanıp öldürülmüş ve hiçbir zaman Baf’a ulaşamamıştı…

Okuruma göre Kıbrıslırum yetkililer arabasını Poli’den alarak Baf’taki Kıbrıslırum askeri kampına götürmüşler, burada aracı askeri renklerle boyamışlar ve kullanmaya devam etmişlerdi… Araç, bazı Kıbrıslırum askerler tarafından kullanılmaktaydı. Herhalde aile bu aracı tanıdıktan sonradır ki, araç plakası da değiştirilecekti…

Okuruma göre barikatta bulunan bazı Kıbrıslırum yetkililer, Ahmet Ethem İbrahim’in öldürülmesinden sonra şiro sahibi bir Kıbrıslırum’a onu götürüp bir yerlere gömmesi için tam dört Kıbrıs Lirası ödemişlerdi… O günlerde bu, iyi paraydı…

Şirocu da onu alarak Poli’ye doğru bir köprünün altına gömecekti…

Ve işte okurumuz bize bu köprüyü göstermek istiyor çünkü okurumuz, bu köprünün altında olduğuna inanıyor olası gömü yerinin…

 

DEVAM EDECEK

 

Bu yazı toplam 947 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar