1. YAZARLAR

  2. Berkan M. Tokar

  3. 2020 Bütçesi ve 2019 Bütçesinden Kalan Tecrübeler
Berkan M. Tokar

Berkan M. Tokar

EKONOMİ YAZILARI
Yazarın Tüm Yazıları >

2020 Bütçesi ve 2019 Bütçesinden Kalan Tecrübeler

A+A-

Yılın son aylarına girerken, 2019 yılı bütçesinin kapanışı ve 2020 yılına ait yeni bütçenin hazırlanma ve görüşülme dönemine de girilmiş oldu. Hatırlanacağı üzere, 2019 yılı bütçesi hazırlanırken 835 milyon TL bütçe açığıyla gerçekleşeceği öngörülmüştü. Bunun üzerine dönemin hükümeti, bir dizi ekonomik ve mali önlemler paketi geliştirmiş ve uygulamaya koymuştu. Bugün bütçe kapanışındaki rakamlara bakıldığında, gerek tasarruf gerekse gelir artırıcı birtakım eylemleri içeren söz konusu önlemler paketinin, ne kadar başarılı bir planlama ve uygulama olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca 2020 yılı için bütçe açığının, 578 milyon TL olarak öngörüldüğü, yani bir önceki yılın bütçe açığına kıyasla gerilemiş olduğu da görülmektedir.

Bu başarılı uygulamayı biraz da rakamlarla destekleyecek olursak, 2019 yılında 4,512 milyon TL olarak öngörülen mahalli gelirlerin, bu öngörünün 550 milyon TL üzerinde gerçekleşmiş olduğunu görüyoruz. Devlet gelirleri içerisinde önemli paya sahip Fiyat İstikrar Fonu (FİF) ise 2019 yılı için 770 milyon öngörülmüş olup, yılsonu itibariyle bu hedefin az da olsa üzerinde bir performans ortaya çıkması beklenmektedir. Alınan önlemlerin en önemli zeminlerinden biri de, hayatın pahalılaşmasını önlemek amacıyla akaryakıt fiyatlarında artış yapılmamasıydı. Bu bağlamdaki öngörü de, o dönemde pahalılık olmaması halinde toplam talepte bir gerileme olmayacağı, hatta güneyden artan ziyaretler çerçevesinde toplam talebin artacağı yönündeydi. Öte yandan bu öngörülen uygulama ise devlet adına akaryakıttan elde edilen ciddi bir FİF gelirinden vazgeçilmesi anlamına gelmekteydi. Buna rağmen FİF öngörüsünün üzerinde bir gelir elde edilmesi de, söz konusu dönemdeki ekonomi modellemesinin ne kadar isabetli öngörüler içerdiğini ortaya koymuştur. Ayni şekilde mahalli gelirlerde beklenenin %12 üzerinde bir gelir toplanması da, ayrıca bahse konu dönemde ortaya konan uygulamaların ne kadar yerinde olduğunu doğrular niteliktedir.

Oluşan tüm bu ek gelirler, bahse konu önlemlerin yapısal olarak maliye yönetiminde yer etmesi ve yeni gelen hükümet tarafından da söz konusu uygulamaların sürdürülmesi ile gerçekleşmiştir. Öngörünün üzerinde elde edilmiş gelirle de açığın hemen hemen tamamı karşılanabilir duruma gelmiştir. Bu durum bizlere, doğru yönetildiğimiz zaman, ülkemizin mali potansiyellerinin kendi ayakları üzerinde durabilecek bir yapı için yeterli olduğunun sinyallerini vermektedir. Tabii ki yapısal problemlerimiz, doğru olmayan ancak geçmişten gelen ezberlere dayana yanlış uygulamalarımız mevcuttur. Söz konusu yanlış tutumlar bizim bu potansiyelden istifade etmemizi engellemektedir. Ancak görülmüştür ki, ekonomik aklın öne çıktığı 2018 krizi sırasındaki çalışmalarda, hem kriz ciddi bir şekilde yönetilmiş hem de sektörlerin karlarında gerileme yaşanmaması sağlanmıştır. Hem tüketici hem de üretici korunmuştur. Söz konusu krizden dolayı, ekonomi bir taraftan küçülürken, diğer taraftan uygulanan doğru ekonomi politikaları ve alınan doğru ekonomik kararlarla, ekonomimizde oluşan krizin açıkları kapatılarak, ürün piyasalarında ve finans piyasalarında yaşanması muhtemel daralmanın önüne geçilmiştir.

Değinmeden geçemeyeceğim bir diğer konu ise, önümüzdeki dönemde daha iyi planlama yapılması adına, istatistiki veri toplama ve istatistik oluşturma konusunun,  sanıldığından çok daha önemli olduğudur. Bu alandaki yapısal değişiklik ve gelişim için İstatistik Kurumunun kuruluşu ve yapılandırılması için hükümet tarafından gerekli adım atılmış ve ilgili yasa da yürürlüğe konmuştur. Ancak tek başına yasanın hayata geçmesi herhangi bir somut gelişimi ifade etmemektedir. O yüzden bu kurumumuzda çalışanlara gerekli destekler fazlasıyla sağlanmalı ve kurumun gelişimi hızlandırılmalıdır. Çünkü arzu edilen istatistik veri kalitesine ulaşmamız, kendi ayakları üzerinde durma iddiası olacak bir ekonomik yapı için oldukça kritik bir eşiktir. 

Sonuç olarak, bahse konu dönemde planlamanın ve uygulamanın içerisinde yer almış biri olarak söylemek isterim ki, kriz döneminde hayata geçirilen yukarıda değindiğim uygulamalar ve ekonomik anlayış, T.C yardımları minimal bir seviyede olmasına rağmen, Maliyemizi bugüne çok iyi taşımıştır. Bu bağlamda bugün, Maliyenin elde ettiği mahalli gelirler açısından ve FİF gelirleri açısından sonuçlara da baktığımızda gördüklerimiz, bizim gibi bakış açısına sahip ekonomistleri, kendi ayakları üzerinde durabilecek bir ekonomik yapı oluşturma adına umutlandırmakta ve bu ideale daha da inandırmaktadır. Dolayısıyla, geçtiğimiz dönem kurgulanan yapı takip edilmeye devam edildiği ve elde edilen ek gelirlerin doğru kullanımı söz konusu olduğu sürece, Maliye’nin gelirleri artacak ve bu mali yapı ülkemiz adına, gelecek adına bir fırsat olacaktır. Anahtarın, doğru yönetişim ve yapısal eksikliklerin giderilmesi ve siyasi rant alışkanlıklarından uzak durulması olduğu inancındayım.

    

 

Bu yazı toplam 965 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar