Yorgun bir toplum, temkinli bir umut
Her sabah polis bülteniyle uyanırız ve genelde başlıklar tanıdıktır.
Uyuşturucu…
İzinsiz ikamet…
Hırsızlık…
Cinsel taciz, zorla alıkoyma…
Biz gazeteciler için “günaydın” böyledir!
Hele hele sahadaki muhabirleri düşününce; her gün bu kadar ağır bir insani enkazı sırtlanmanın, sokağın kirini yutmanın, öfkesini ve çaresizliğini içine çekmenin insanı nasıl da karamsar yaptığını tahmin edebiliyorum.
***
İftar çadırlarının bu kadar kalabalık olmasının sebebi öğrencilermiş.
Bir de işçiler…
Kim isterse olsun…
İnanç değil, yoksulluk gösterisi bu…
Peki, bayramdan sonra ne yapacak bu insanlar?
Kimin sofrasına ortak olacaklar o zaman?
Yoksulluk, gelir eşitsizliği ve çaresizlik; toplumsal çöküşün de en önemli göstergesi…
Hep aklımda o söz:
“Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz, biz ise ortadan kaldırılmış yoksulluk…”
***
Ciddi göçmen politikalarına ihtiyaç var ülkede, ciddi nüfus siyasetine ihtiyaç var, ciddi yönetime ihtiyaç var.
Bu yönetsel enkazı kaldıracak birilerine ihtiyaç var mutlaka ve bu hiç kolay olmayacak.
Turgut Uyar’ın sözleri gibi, “Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı.”
İlk seçimi bekliyoruz şimdi…
Hem kurtulmak için başımızdaki kirli, karanlık, kötücül yapıdan…
Hem de biraz ürkerek…
Yeni bir hayal kırıklığı olmasın diye…
***
Önümüzde zor bir yıl var.
Ekonomi ağırlaşacak.
Hem global sebepleri var bunun; lanet savaş gibi…
Hem de yerel; Üstel ve ortakları gibi…
İkisi de yakıyor, yıkıyor, bölüyor!
Hem de nasıl…
“Biz laf değil iş yaparız” diyor birisi…
Köyleri geziyor.
Ahali küfrediyor.
Tek bir olumlu yorum görmedim.
Diğeri, Kıbrıslı-Türkiyeli ayrışması üzerinden kendine alan açıyor; kışkırtıyor, ırkçılık ve düşmanlık anlatısıyla zehir kusuyor.
İnsanların hassas, kırılgan, tepkisel oldukları ne varsa onun üzerine gidip; sinir uçlarıyla oynayan bir samimiyetsizlik ve müzevirlik üzerinden…
***
Sonuçta elimizde kalan; hırpalanmış bir toplum, yorgun bir halk ve belirsiz bir yarın.
Bir de saflığın, masumiyetin, samimiyetin giderek seyrekleştiği bir manzara.
Yine de umut var tabii…
Her evde, her mahallede, her kalpte başka bir gerçeklik dönüyor.
Umutsuz yaşanmıyor.






