1. YAZARLAR

  2. Eralp Adanır

  3. Turgül Tomgüsehan ve “Ada Karanlığı”, “Sırlar Adası” romanları
Eralp Adanır

Eralp Adanır

Turgül Tomgüsehan ve “Ada Karanlığı”, “Sırlar Adası” romanları

A+A-

   Dr. Turgül Tomgüsehan’ın yeni yayını “Ada Karanlığından Kaçış 2.5” ismini taşıyor. Söyleşimizi bundan önceki kitap yayınlarıyla ilgili başlatıyoruz ve tabii yazım sürecine nasıl girdiğiyle ilgili de kendisinden bilgi alıyoruz…

   Kitap yazmayı bir birikimin dolmuşluğun dışa taşması olarak değerlendiririm. İlk kitabın “Sırlar Adası” onun bir göstergesiydi. Çalıştık okuduk kaynaklarımızı araştırdık ve belli bir birikime ulaşınca bir vatandaş olarak, Kıbrıs’ı seven Kıbrıslı bir Türk olarak kendi kendime bir katma değer veya kendime veya çocuklarıma bir katma değer verebilme adına yaptığım bir çalışmaydı. Bu süreci geliştirdikçe okudukça toplumsal duyarlılığımı artırdıkça ve geleceğe yönelik birtakım veriler bırakma arzusu içinizde daha da büyük bir ateşle yanmaya başlayınca kitap yazmaya devam ediyorsunuz.

   İlk kitabını yayımladıktan sonra özellikle okurlardan ne gibi geri dönüşler almıştı…

   İlk kitabım “Sırlar Adası” beklediğimin çok üstünde ilgi gören beni ve ailemi gururlandıran ve belki bir yazar olarak artık ifade edebileceğim şekilde kısa sürede tanınmama vesile olan bir çalışma oldu. Onun bende yarattığı duygu hani ilk kez çocuğunuz olur ve o çocuğunuzu kucağınıza alırsınız ya o tarz bir duyguydu. Söyleyebileceğim “Sırlar Adası” kaç kitap yazarsam yazayım hep gözbebeğim olacak.

   Kendisi bir emniyet mensubu. Ve kitabının ilk sayfasına şöyle bir not düşüyor; gerçek olaylara kişi ve kurumlara dayanarak kitabı kurguladığından bahsediyor…

   Evet kitap gerçek olaylara hatta son yazdığım kitaplar “Ada Karanlığı” serisi, yani “Sırlar Adası” sonrasındaki yazdığım ve yazmaya devam ettiğim seri gerçek olaylardan ilham alınarak kaleme alınan kitaplardır. Elbette ki bu gerçek olayları anlatırken gerçek kişilerin yaşanmışlıkları vardır ve bu kitapları yazarken neden kurguladığımın sorusu, isimleri kullanmadığım sorusu bana çok yöneltildi. Bunun birkaç sebebi var. Öncelikli sebebi şudur; yazdığımız şeyler kitabın isminden de anlaşılacağı gibi karanlık hikayeler. Yani bu küçücük adada işlenmiş olan cinayetler yolsuzluklar kara paranın akışı gibi konular. Bir emniyet mensubu olarak gözlemleme şansımın olduğu da var, araştırdığım konular da var. Bunları yazarken bu bahsettiğimiz olaylarda ölenler oldu yakınlarını kaybedenler oldu bu olaylardan doğrudan ve dolaylı etkilenen bir sürü insan oldu. Benim derdim hiçbir zaman birilerinin acısını deşmek hiçbir zaman olmadı. Benim derdim bir şeyleri illa ki düzeltmek de olmadı. Sadece yaşanmışlıkları belgelemekti. Bu belgelemeyi yaparken de hassas davranmak zorundaydım. Kimseyi üzmek, cezaevinde olan insanlar var onları yaralamak onların ailelerini rencide etmek veya onlardan dolayı etkilenenleri daha büyük bir travmaya sokmak istemedim. Bu yüzden kitaplarımda isimler değiştirilmiştir. Aynı zamanda yazdığım şeylerden hoşlanmayacak olan kişiler de olabilir. Evet gerçek olaylardan yararlanılmıştır ve ona göre götürülen bir harita vardır ama herkes kendi geçmişinden memnun değildir. Birtakım şeylerin belki de unutulması istenir. Bunlarla ilgili olası bir hukuki sürecin önüne geçmenin bir yaklaşımıydı.

   Araştırma aşamasında nasıl bir yol izlemiş bu süreç nasıl geçmişti…

  Her kitabın kendine özgü bir araştırma şekli ve süreci vardır. “Sırla Adası” özellikle hem alanda ziyareti de gerektirirdi. “Sırlar Adası”’nda bir Büyük Han’ı anlattığım bir sahne vardır. Veya bir Selimiye Camii’ni anlattığım yanı Ayasofya camisini anlattığım sahneler vardır. Veya Büyük Hamam’ı anlattığı sahneler vardır. Bunları okuduğunuz ve bilgi birikimi olarak biriktirdiğiniz tarihi perspektifin yanında yerinde ve alanında görmeniz gerekir. Yani o duyguyu verebilmeniz için Büyük Hamam’ın akustiğini kitapta anlatırken o akustiği hissetmeniz gerekir.

   Veya Selimiye Camii’nin içerisindeki eskiden mevcut olan küçük küçük şapelleri yerinde gidip görmeniz gerekir. Gözünüzde canlandırmanız gerekir. İşte o şapeldeki asılı olan şamdanın yerini veya kazı yapılırken a ruh halini, nasıl olabileceğini veya oranın perdelenmiş şeklini düşünmeniz gerekir. Bunun için bir kere yerde mekânda bulunmanız gerekir ve onu gözlemlemeniz gerekir. Bununla birlikte o bina veya her neyse konuya alacağınız onun değişik perspektiflerinden kaynaklardan okumanız lazım. Yani tek bir bakış açısıyla veya tek bir cümleyle tek sadece sizin görüşünüzle değil. Elbette ki bir yazarın görüşü kitabın yazılmasında önceliklidir ama bunu yazarken gerçeklikten kopuk olmaması gerekir. Bunları değerlendirerek yazdım

   “Ada Karanlığı” ise, daha çok insan temelli olduğu için ve yaşanmışlıklarla ilgili olduğu için öncelikli kaynak yaptığım mülakatlar bu olayda yaşanmışlıklar bu olayda paydası olan insanların anıları hatıraları oldu. Tabii “Ada Karanlığı” benim için kaleme alması da zor seridir. Şu şekilde zor; işin içerisinde acılar var. İşin içerisinde duygular, kaybedilen yakınlar var ve bunları alırken, dinlerken öğrenirken doğrudan etkilenirsiniz. Yaptıkları doğru veya yanlış olsun sonuçta bir kayıp vardır ve bir o kaybın telafisi mümkün olmayan neticeleri vardır. Bunları dikkat ederek bunları araştırarak bunlar üzerinden gittim.

   Mesela “Ada Karanlığı” serisi için 220 kişiden fazla insanla dolaylı veya doğrudan bir temasım oldu ve birçok konuda da farklı perspektiften ilgiler aldım. Mesela aynı konuyu dört veya beş farklı kişiden farklı perspektiften dinlersiniz. Çünkü herkes kendine göre kendi bakış açısıyla anlatır. Kendinin haklılığını veya doğruluğunu veya eksikliğini gizlemeye çalışır veya öne çıkarmaya çalışır. Bunları değerlendirir ve kaleme alırken objektif bir şekilde daha çok kamunun bilebileceği bir ölçekte değerlendirmeye çalışırsınız ve kaleme alırken de bu şekilde yapmaya çalışırım.

   “Ada Karanlığından Kaçış 2.5” bundan önce yayımladığı kitaplarının bir devamı niteliğinde mi acaba…

   Kesinlikle öyle. “Ada Karanlığında 2.5”,  “Ada Karanlığında 2” bittiğinde kitaptaki Turgut Tarhan karakteri var ki bunu kendimden ilham aldığımı daha önceki söyleşilerimde de belirtmiştim, o Turgut Tarhan’ın yaşadığı bir süreçle ilgilidir. Ada Karanlığının içerisinde bir emniyet mensubu olarak sürüklendiği çarkın kendisini taşıdığı bir noktayı anlatır “2.5”. Neden “2.5”, çünkü genelde esas prensibim benim Kıbrıs üstüne yazmaktır. Kıbrıs üstündeki olayları anlatmaktır ama “Ada Karanlığı 25” neredeyse tamamı Türkiye Cumhuriyeti’nde geçmiş bir kitaptır. Ve bir aradır, bir es’tir. Yani Kıbrıs’taki karanlık çerçevenin dışında Turgut Tarhan’ın doğrudan yaşadığı bir karanlığın Türkiye topraklarında giderilmesi için verdiği bir mücadeleyi anlatır.

Bu yazı toplam 609 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar