1. YAZARLAR

  2. Niyazi Kızılyürek

  3. Takis Hadzidimitriu ve Camus’nün Başkaldıran Adamı
Niyazi Kızılyürek

Niyazi Kızılyürek

Takis Hadzidimitriu ve Camus’nün Başkaldıran Adamı

A+A-

Takis hala gür çıkan sesiyle telefonda nazik bir davet iletiyordu: “Niyazi, vaktin olduğunda bize gel lütfen, sana son çıkan kitabımı vereyim. Çok ağır olduğu için posta ile gönderemem...”

Ertesi gün, Takis’in Lefkoşa’nın surlar dışında bulunan ve evden çok bir kütüphaneyi andıran geniş evinde buluştuk.

Her odası ayrı bir kütüphane olan evde Takis’in boyuna posuna uygun rahat koltuklara yerleştik ve tarihçi karısı Katya’nın sunduğu kahveleri yudumlarken, her zaman olduğu gibi koyu bir sohbete daldık.

Merakla görmeyi beklediğim kitapları görmem için biraz sabretmem gerekecekti, çünkü Takis’in söylemek istediği şeyler vardı.

“Sahi, Nerede Kaldık?”

Sözü iki taraf arasında müzakere arayışlarına getirdi, tarafların “kaldığımız yerden” müzakere etmek istediklerini ifade ettiklerini hatırlattı ve şu çarpıcı cümleyi kurdu: “Kaldığımız yer, iki toplumun barış içinde sürdürdüğü yaşamın bertaraf edildiği yerdir!”

Bu cümle, yakın tarihe dalmamıza yetti...

Bu arada, iki ciltlik son kitabı da masaya geldi...

Gerçekten de Kıbrıs Sorunun özü, 1950’li yılların başından itibaren toplumların barış içinde yaşayabilme imkanına bir türlü kavuşamamaları değil mi?

Takis, sorunun tam da köklerine uzanan önemli çalışmalara imza atmış biridir.

Anlamışsınızdır; Takis Hadzidimitriu’dan söz ediyorum.

1934 yılında Lefkoşa’da doğan ve Kıbrıs Sorununun her aşamasını bizzat yaşamış bir siyaset adamı olan Takis, son yıllarda ilerlemiş yaşına rağmen ürettiği eserlerle resmi Kıbrıs Rum tarih anlatısını ters yüz etmiştir.

1950 ile 1974 arası dönemi titiz bir tarihçi ve eleştirel düşünceyi dile getirmekten korkmayan bir entelektüel cesaretiyle didik didik araştırıp gözler önüne sermiştir.

Sırasıyla, 1950-1960, 1959-1964, 1964-1967 dönemini kapsayan kitaplarının ardından şimdi de bin sayfayı aşan iki ciltlik kitabında 1967-1974 dönemini ele almıştır.

Takis eserlerinde ağırlıkla Kıbrıs Rum liderliğinin, siyasi şahsiyetlerin/partilerin ve Yunanistan’ın Kıbrıs Sorununa yaklaşımlarında yaptıkları ciddi hataları mercek altına alıyor ve keskin bir eleştiri süzgecinden geçiriyor.

Sohbette ben de Türk tarafının, özellikle 1974 sonrasında uzun yıllar izlediği politikalarla barışın önünde engel olduğunu söyledim.

İkimiz de 2004 Referandumlarının ve Annan Planının tarihi bir fırsat olarak heba edildiğini, bunun müsebbibinin Tassos Papdopoullos ve onu iktidara taşıyan AKEL olduğunu söyledik ve ortak bir de anımızı paylaştık.

2003 seçimlerinde, benim de içinde yer aldığım bir grup, AKEL’e başvurarak Papadopoullos’u değil, Takis Hadtzidimitriu’yu cumhurbaşkanlığına aday göstermesi için çok uğraştık ama olmadı...

Camus’nün Başkaldıran Adamı

Sohbet derinleştikçe bölünmüş ülkemizin hikayesi ikimizi de çok hüzünlendirmişti ki, Takis koltuğundan kalkarak yan odaya gitti ve biraz sonra bir kağıt parçasına karalanmış notlarla geri geldi.

“Sana, bir şey okuyacağım” dedi ve okumaya başladı: “Pek bilinmez amam biz bu yıkık dökük yerde bir umut tohumu yeşertmeye çalışıyoruz...”

Albert Camus’nün “Başkaldıran Adam” adlı kitabından bir cümle...

Hayretler içinde kaldım! Takis, 92 yaşında ve onca yaşanmışlık ve felaketten sonra hala umudu elden bırakmıyor, umut tohumları ekmeyi kendisine görev biliyor...

Çok duygulandım...    

Benjamin’in Tarih Meleği

Takis’in yanından karışık duygular içinde ayrıldım. Bir tarafta yıkık dökük bir ülke, diğer tarafta Takis’in geleceğe umutla bakma inadı...

Gözlerimin önünde Walter Benjamin’in “Tarih Meleği” canlandı. Benjamin, Paul Klee’nin Angelus Novus (Tarih Meleği) adlı tablosundan esinlenerek melankolik bir tarih okuması yapar. Melek, geçmişin yıkıntılarını görüyor, parçalanmış olanı onarmak istiyor. Fakat “Cennetten esen fırtına (ilerleme)”, meleği geleceğe doğru sürüklüyor.

Biz de geçmişin yıkıntılarını görüyoruz, parçalanmış olanı onarmak istiyoruz ama istesek de geri dönemiyoruz, acımasız zaman bizi geleceğe savuruyor.

Nasıl bir geleceğe mi?

Orasını kim bilebilir...

Bu yazı toplam 399 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar