1. YAZARLAR

  2. Derya Beyatlı

  3. Sihirli Masallar
Derya Beyatlı

Derya Beyatlı

Sihirli Masallar

A+A-

 

Masalların gerçeğe yaklaştığı, gerçeğin masalsı bir rüyaya dönüştüğü sihirli anlar vardır. Peri bacalarını karşına almış güneşin pembeleştirdiği yanardağ lavlarını seyrederken, gerçek dünyadan kopar bir peri masalının yumuşak kollarına bırakırsın kendini.

Güneş en güzel bu şehirde batar, öyle diyor alalacele Ankara’da çantama attığım gezi rehberim. Gün batımı Güller Tepesi’nde bürünür en güzel haline diye anlatıyor sonra otelimizin romantik belboyu, elime minik bir Kapadokya haritası tutuştururken.

Gün doğumunu da balondan izleyin abla diye ekliyor ardından, söz veriyorum pişman olmazsınız. Sırf bu keyif için Kapadokya’ya gelenler var. Gülümsüyorum, ben de o keyif için gelenlerdenim demiyorum, yaptığı işin tadına iyice varsın istiyorum. Sen öneriyorsan yaparız diye cevaplıyorum heyecanlı gözlerini. Keyfine diyecek yok. İnsanları mutlu etmek bazen öyle kolay ki...

Gözlerimi kapatmış, huzurun sesini dinliyorum gölgelerin iyice uzadığı vadide. Zaman yüzyıllar öncesinde durmuş sanki. Milyonlarca yıl çalışmış, görkemli Erciyes’in püskürttüğü volkanları şekillendirmiş elleriyle birer birer.  Eşsiz bir doğa harikası yaratmış sabırla, sonra çekilip gitmiş gibi zaman, bu ‘Güzel Atlar Ülkesinden’ .

Dünya daha yavaş mı dönüyor ne, bu diyarda? Güneş havada asılı kalmış sanki, kımıldamıyor bir türlü. Son zamanlarda çılgın bir koşuşturmaya dönüşen hayatım mola almış benim, Ankara kapılarından geçince. Ritim rolantiyede iyice, kum tanecikleri tembelce süzülüyorlar kavanozun ince belinden.

Günün son ışıklarının tadına varıyorum, pembeye çalan kayalar üzerindeki son tangosunu enfes bir gösteriye dönüştürürken güneş. Emre Aydın sil gözünün yalnızlıklarını diyor fonda, itaat ediyorum. Bu huzuru hiç birşey bozmamalı, bozma diye haykırıyorum Emre’ye, usulca gitarını alıp gidiyor...

Masallar anlatıyor rüzgar bana, şefkatle saçlarımı okşarken. Peri masalları mı bunlar diyorum. Evet diyor gülümseyerek, seversin sen masalları. Sonu güzel bitsin ama diyorum şımarıkça, bulduğum ilgiden pek bir memnun. Azarı işitiyorum hemen:

‘Sonundan korkmadan hiçbir şeyin tadını çıkaramayacak mısın sen? Anı yaşa.’

Tamam  kızma, dinliyorum rüzgarcım, bana sevmeyi anlat diye şirinlik yapmaya çalışıyorum, işe yarıyor. Kadife sesiyle devam ediyor rüzgar peri masalıma. Tam da istediğim gibi, tam da sevdiğim gibi...

Yıllar içinde güzel bir ilişkiye dönüşmüş bizimkisi. Birbirimizi tanımış, anlamışız iyice. Kavga, kalaba yok, yanlış anlaşılma yok, su gibi iletişimimiz, rahat, akıcı, huzurlu. Uzun zaman görüşmememiz pek birşey değiştirmiyor kendi masalımız içinde. Bıraktığımız yerden hemen devam ediyoruz hayata. Sorgusuz, sualsız, koşulsuz bir sevgi bu, sıcacık sarmalıyor hemen beni, tedavi ediyor.

Kayıp bir zamanda, kayıp bir dünyaya yol alıyormuş gibi. Masalda yaşarmış gibi, masalı hayata taşırmış gibi. Dokunmadan geçen anlar hiç yokmuş, dün bugüne taşınmış, yarın silinmiş gibi...

Arkası yarın diyor usulca iyi geceler öpücüğünü verirken rüzgar, unutma sabah saat 5.00’de randevumuz, günün ilk ışıkları ile. Çatık kaşlarından itirazımı sezinlediğini ve anında geri püskürteceğini hissediyorum, sesimi çıkartamıyorum hiç.

Başka hiçbir şey beni o saatte yola düşürümez biliyorsun diyorum. Beni yarı yolda bırakmazsın sen biliyorum diyor hemen, şimdi masalın sonunu da merak edersin, onu da biliyorum...

İnsanın hayatında kendini bu derece tanıyan birinin olması öylesine güzel ki, öylesine doyurucu, rahatlatıcı. Bazen kelimeler dahi kullanmadan ortak bir anına gülümsüyorsun birlikte, bazen sadece ikinize ait bir espiriye gülüyorsun şaşkın bakışlar altında. Kalbim kırık, gelsene demek yetiyor, herşeyi bırakıp koşturması için sana, bu ayrıcalığını arsızca kullanıyorsun sonuna kadar. Hep onun kollarının sana iyi geleceğini bilerek.

Bir balon sepetinde devam ediyoruz masalımızı yaşamaya. Gülen gözlerine bakmaya doyamıyorum O ciddiyetle öyküsüne bıraktığı yerden devam ederken. Yavaşca anlatıyor, bilgelikle. Balonun gürültüsünde boğuluyor kelimeleri. Duyamıyorum diye bağırıyorum, duymana gerek yok diyor, hisset beni, yüreğinde, ben hep oradayım.

Balonumuz Kapadokya üzerinde 100 kadar diğer balon ile senkronize olmuş, yavaşça yükselip alçalırken, Güzel Atlar Ülkesinin büyüsü beni iyice sarhoş ediyor. Bu keyif hiç bitmesin diye diliyorum, rüzgar hemen ne dilediğine dikkat et diye uyarıyor beni, tüm ömrünü bir balonda geçirmek istemediğine eminim.

Bazen çok gerçekçi bu çocuk canım! Bu romantizme bu gerçekçilik hiç gitmemiş, olmamışsın rüzgarcım sen diyorum, hiç olmamışsın, bence baştan başla. Bir sonraki hayatta diyor göz kırparak, benden kurtulacağını sanıyorsan yanılıyorsun...

Vadiler uzuyor altımızda, bağlar bahçeler tek tük göz kırpıyor peri bacaları arasından. Doğanın muhteşemliğine bir kez daha saygı duyuyorum, sabah serinliğini olabildiğince içime çekerken.

Hayat masala dönüşür, masal hayata bulanır. Bir kez daha mucizeler vuku bulur, peri bacalarının gölgesinde, rüzgar usul usul eser...

15 Haziran 2014
Göreme

Bu yazı toplam 2283 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar