1. YAZARLAR

  2. Yücel Vural

  3. Tarih bu projeye yardım eder mi?
Yücel Vural

Yücel Vural

SALAMİS TARTIŞMALARI

Salgınla Mücadele: Ne yapıldı-Ne yapılmalı

A+A-

SIM Kanal’da yürüttüğümüz Salamis Tartışmaları Programında, Dr Okan Dağlı’yla birlikte yeniden Kovid-19 sürecini ele aldık.

Yaklaşık bir yıl önce Kıbrıs’ı etkilemeye başlayan bu hastalığa karşı sürdürülen mücadelenin yönetimiydi konumuz.

Aşağıda sunulanlar, tartışmayı yürüten kişiler olarak bazı ortak saptama ve önerilerimizi içermektedir.

Herkesin, ama en başta yöneticilerin ve tümüyle hükümetin bu sürecin nasıl yönetildiğini, ortaya çıkan eksiklikleri ve bunun sonuçlarını dürüstçe ele alması gerekmektedir.

Böye bir tutum, bundan sonra da bu sürecin, halkın sağlığını koruyarak ama ekonomik yaşamı da tahrip etmeden nasıl yönetileceğinin anlaşılması için yardımcı olabilir.

Son bir yıl içinde hangi temel hatalar yapıldı?

  • Bu süreci yönetmekle sorumlu olan Bakanlar Kurulu’nun konuyu ele alışında  bilimsel yaklaşımlar değil, siyasal kaygılar öne çıkmıştır.

Örneğin, sağlık altyapısının mükemmel olduğu, yönetimn her türlü salgın tehlikesine karşı hazırlıklı bulunduğu vb açıklamaların gerçekleri yansıtmadığı kısa bir zaman içinde anlaşılmıştır.

  • Hükümet, kamuoyu önünde inandırıcı bir görüntü çizmedi, yönetime olan güvensizliği katmerleştirdi.

Küçülen dünyada bireyler, değişik bilgi kaynaklarına daha kolay ulaşabildiklerinden, salgın tehlikesinin boyutları hakkında yeterince uyarılmış oldular. Çeşitli uluslararası güvenilir kaynakların, tehlikenin büyüklüğünü işaret eden açıklamaları Kıbrıs’ın kuzeyinde, yönetim düzeyinde yankı bulmadı.

Salgın tehlikesine karşı hiçbir önlemin alınmaması, buna karşılık ‘her türlü önlemin alındığının’ sürekli tekrarlanması ciddi bir güvensizlik kaynağı oluşturdu.

Ayrıca, hükümetin, örneğin, ülkeye karantinasız girişlere izin vermesindeki ısrar, kurallara uymadan yapılan işlemler, 0 (sıfır) vaka varken ekonomik hayatı dert etmemeleri ve gereksiz bir ‘Tam Kapanma’ uygulamasına devam edilmesi, vakaların artış eğiliminde olduğu dönemlerde ise önlemlerin gevşetilmesi, bireylerin, sivil toplumun ve basının hükümete olan sınırlı güveninin de yok olmasına neden oldu.

Böyle bir ortamda, bireylerin ‘önlem almaya olan inançları’ sarsıldı.

  • Hükümet, sağlık alanında var olan potansiyeli seferber etmede başarılı olamadı.

Ya ‘ben bilirim’ mantığıyla hareket edilerek ya da hakikaten ne yaptığını hiç bilmeden yürütülen bir ‘salgın yönetme süreci’ nedeniyle en başta ilgili meslek kuruluşlarının bu sürece katılımları ve teknik bilgilerini sunarak mücadeleye destek olmaları engellendi.

 Kamuda çalışan sağlıkçılar bile, sosyal medya hesaplarını ya da klasik medya olanaklarını kullanarak öneri yapma, halkı önlemler konusunda uyarma durumunda kaldılar.

Öte yandan, salgınla mücadelede fiili olarak yer alabilecek, özel klinikler, onların sağlık personeli, bağımsız çalışan doktorlar, eczacılar, tıp öğrencileri ve benzeri kesimlerden yararlanmak, bunu düşünmesi gerekenlerin aklına hiç gelmedi.

  • Hükümetin ‘Salgınla Mücadele Planlaması’ olmadı.

Yukarıda belirtilen seferberliği sağlayamayan hükümet, ayni şekilde, ‘tüm hazırlıkların yapıldığı’ şeklindeki basit ve gerçekçi olmayan argümanının ötesine geçemeyerek, bir ‘Salgınla Mücadele Programı’ oluşturmadı.

Halbuki, hem ekonomik kayıpları dizginlemek hem de halkın sağlığını korumak için böyle bir programın ilgili meslek kuruluşlarının ve uzmanların katılımıyla oluşturulup uygulanması gerekliydi.

Salgınla Mücadele Programı’nın en önemli unsurlarından biri olan aşılama sürecinde tam bir keşmekeş halen devam etmektedir. Aşılamada öncelik verilen kesimlerin belirlenmesi, bu önceliklere göre hareket edilmesi, bir aşılama takviminin yapılması, aşı bulunması gibi konularda bu keşmekeş halen devam etmektedir.

Bundan sonraki süreçte ne yapılmalı?

Eski sağlık balkanının görevden alınması nedeniyle, hükümet salgınla ilgili yeni bir yaklaşımı benimsediğine dair bazı mesajlar vermektedir.

Örneğin yeni sağlık bakanı, süreçte paydaşlarla birlikte hareket edileceğini açıklamış bulunuyor.

Bunun yapılması, salgınla mücadelede önemli bir adım oluşturacaktır. Ama, sadece bu adımla yetinilmesinin yeterli olacağı söylenemez.

Ayrıca başka adımların atılması ve bazı önlemlerin alınması gerekmektedir. Bunları iki grupta sınıflandırabiliriz:

  1. Hastalığın yayılmasının kontrol edilmesini amaçlayan önlemler, ve
  2. Hastalığa karşı halkı kalıcı olarak koruyucu önlemler.

Birinci önlemden kast ettiğimiz şey, hastalığın bulaşma riskine göre bir sosyo-ekonomik yaşam planlaması ve bunun uygun araçlarla desteklenmesi ve sürdürülmesidir.

Şimdi, bu ülkeyi yönetenlerin, sağlıkçıların önerilerini dikkate alarak sosyo-ekonomik yaşantımızın hangi durumda nasıl organize edileceğinin ve bu yapılırken hastalık riskinin nasıl azaltılacağının planlamasını yapmaları gereklidir.

Değişik uygulamalardan elde ettiğimiz gözlemlere dayanarak genel hatlarıyla hastalığın yayılmasına karşı beş farklı ‘Yönetsel Mücadele Stratejisi’nin olabileceği söylenebilir. Bunları, Tam Kapanma, Kısmi Kapanma, Gevşetilmiş Önlemler, Tedbirli Normalleşme ve Tam Normalleşme olarak sıralayabiliriz.

Hükümet hangi durumda hangi stratejiyi uygulayacağını ve her stratejinin yaşam içindeki karşılığının ve ona eşlik edecek önlemlerin neler olduğunu bilmeli ve kamuoyu ile paylaşmalıdır.

Yani, salgının tüm yükünü hastahane personelinin üzerine yıkarak, ucuz kahramanlık yapma döneminin kapanması gereklidir.

Ama, salgınla mücadelede en önemli ve kalıcı-belirleyici unsurun halkın önemli bir bölümünün aşılanması olduğu, şu anda bilimsel olarak ileri sürülen en güçlü tezdir. Yani, bir yerleri yeniden keşfetmenin gereği yoktur.

Salamis Tartışmaları’nın bu haftaki sonucu bir soruda odaklaşmaktadır:

Hükümetin, Aşılama programı nedir?

Yani, gerekli aşılar nereden, nasıl elde edilecek ve hangi aşılama takvimi çerçevesinde uygulanacaktır?

Bir gün sonra unutulacak, bir yönetici tarafından açıklandıktan iki saat sonra başka bir yönetici tarafından yalanlanacak ya da kararlaştırılan ile uygulananın birbiriyle örtüşmediği bir programdan bahsetmiyoruz.

Hükümetin artık, ilgili uzmanların ve meslek örgütlerinin sesine kulak vererek ve şeffaf davranarak bir aşılama programını ilan etmesi gereklidir.

Bu yazı toplam 815 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar