1. YAZARLAR

  2. Niyazi Kızılyürek

  3. “Petrol Barışın Aracı Olacaksa, Bunu Kullanırız!”
Niyazi Kızılyürek

Niyazi Kızılyürek

“Petrol Barışın Aracı Olacaksa, Bunu Kullanırız!”

A+A-

ABD hükümetinin yayınladığı yarı resmi bir belge ile, Doğu Akdeniz’den Avrupa’ya doğal gaz taşıma projesi East-Med’e verdiği desteği geri çekmesi, bölgede enerji politikaları açısından yeni momentum yaratmaya aday bir gelişmedir.

Nitekim başlığa aldığımız cümle Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a aittir. Doğu Akdeniz’de izlenecek yeni enerji politikalarının ve Türkiye İsrail yakınlaşmasının barışa yol açabileceğini ifade ediyor.

 Washington’dan yapılan açıklamalarda İsrail, Kıbrıs, Girit ve İtalya üzerinden Avrupa Birliği’ne doğal gaz ulaştırmak üzere tasarlanan projenin ekonomik ve ekolojik açıdan zararlı olduğuna dikkat çekilmesi tesadüf değildir. Trump hükümetinden farklı olarak, Biden hükümetinin çevre konularına daha duyarlı olduğunu biliyoruz. Nitekim Trump’ın terk ettiği Paris İklim Anlaşmasına Biden geri döndü. Ayrıca, East Med’e son verilirken, elektrik enerjisine ve yenilenebilir enerjiye gönderme yapılıyor. Örneğin ABD dışişleri bakanlığı enerji güvenliği danışmanı Amos Hochstein TRT televizyonuna verdiği bir mülakatta “politikamız yeni teknolojileri desteklemek, yeşil ve temiz olmak için yeni yatırımlar yapmak iken, neden East Med boru hattını destekleyelim” diyordu ve projenin ekolojik açıdan kabul edilmez olduğunu dile getiriyordu.

East Med projesinin 2016 yılında politik kaygılarla gündeme getirildiğini belirten Hochstein, projenin ekonomik açıdan hayata geçirilebilir olmadığının da altını çiziyordu.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da projenin ekonomik açıdan karlı olmadığını söylüyor: “Bana göre Amerika'nın geri çekilme kararı mali analizlerden sonra. Yani yaptılar maliyet analizlerini ve bu maliyet analizlerinde kendileri için fayda görmediler. Fayda görmedikleri için de Doğu Akdeniz'deki bu çalışmalardan geri çekilme kararı aldılar.”

Ben, ABD hükümetinin bu kararının ekolojik ve ekonomik nedenlerin dışında, Türkiye’yi de ilgilendiren jeopolitik boyutları olduğunu düşünüyorum. Bilindiği gibi, East Med Türkiye’yi bölgenin enerji politikasının dışında bırakan ve gerilimlere yol açan bir projeydi. Oysa Biden hükümeti ile Avrupa Birliği, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de izlenecek enerji politikalarında bir biçimde yer almasını istiyorlar.

Türkiye’nin de bir süreden beri Mısır ve İsrail ile ilişkilerini düzeltmeye çalışması boşuna değildir. Türkiye’ ye sığınan Müslüman Kardeşlere Sisi eleştirisi yapmalarını sınırlandıran Ankara, Birleşik Arp Emirlikleri ile de iyi ilişkiler kurma peşindedir.

Fakat en önemlisi, İsrail ile Türkiye arasında sürdürülen yakınlaşma çabalarıdır.

Öyle anlaşılıyor ki, bu konuda bazı olumlu gelişmeler oluyor. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan İsrail Cumhurbaşkanı’nın yakında Türkiye’yi ziyaret edebileceğinden söz ediyor: Şu anda Cumhurbaşkanı Sayın Hertzog'la yapmakta olduğumuz görüşmeler var. Belki Sayın Hertzog'un Türkiye'ye bir ziyareti olabilir ama bu arada Başbakan Sayın Benet'in bu noktalarda yine olumlu bazı yaklaşımları var. Hedef, olumlu yaklaşımlarla bir yere varmak.”

Erdoğan, açıkça Türk-İsrail yakınlaşmasının iki ülkenin enerji alanında ortak yararına ve kazan-kazan formülüne dayanacağını, bunun da kavgaya son verip barışı getireceğini söylüyor: “Yani bu olumlu yaklaşım kazan kazan esasına dayalı olduktan sonra biz Türkiye olarak elimizden geleni yaparız. Her şeyden önce siyasetçiyiz. Siyasetçiler olarak biz kavga için yokuz, barış için varız ve barış için ne gerekiyorsa, eğer bu konuda petrol barışın bir aracı olacaksa bunu kullanırız.”

Erdoğan, doğal gazın Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması konusunda geçmişte iki ülke arasında fikirsel bir yakınlaşma olduğunu belirtiyor ve gelinen aşamada yeniden bu amaca dönük olarak adımların atılabileceğini söylüyor: İsrail'le ilgili konuya gelince bu konuyla ilgili de geçmişte aslında Berat Bey'in Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olduğu zaman İsrail ile görüşmeler yapılıyordu ve bu görüşmelerde de İsrail buradan çıkacak gazla ilgili olarak Türkiye üzerinden bunun Avrupa'ya götürülmesi konusunda belli bir hedefe varılmıştı. Şu anda bunu yine gerçekleştirebiliriz.”

Gerçekten de East-Med projesi 2016 yılında gündeme getirilmeden önce, Türkiye ile İsrail doğal gaz alanında işbirliği yapmayı konuşuyordu ve bu da Kıbrıs Sorununun çözüm arayışlarına olumlu yansıyordu. Bu konuda 29 Eylül 2013 tarihinde Yenidüzen gazetesine yazdığım “İsrail Gazı Kıbrıs Barışı” başlıklı yazımda, doğal gazın Türkiye’yi çözüm yönünde motive ettiğine değinmiştim. Nitekim, 2014 ile 2016 yılları arasında yapılan Kıbrıs müzakerelerinde epeyce ilerleme sağlanmıştı.

Gelgelelim, East-Med projesi ile birlikte her şey ters gitmeye başladı. İsrail’de Netanyahu hükümetinin Türkiye’yi dışlama politikası ve Trump hükümetinin buna destek vermesi, Anastasiadis ve çalışma arkadaşlarını iyice şımartmıştı ve boylarından büyük bir jeopolitik oyunun parçası olmaya sürüklemişti.

Kanımca, 2017 yılında Crans Montana konferansının sonuçsuz kalmasının ana nedenlerinden biri budur.

ABD’nin East-Med projesinin fişini çekmesiyle birlikte artık bölgede yeni bir enerji haritası şekilleniyor. Ayrıca, İsrail’de artık Netanyahu hükümeti yoktur ve Türkiye ile İsrail arasında yakınlaşma adımları atılıyor.

Bu gelişmelerin Kıbrıs Sorununun çözüm arayışlarına ve bölgesel işbirliğine bir şekilde yansıyacağı kesindir... 

 

Bu yazı toplam 1071 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar