Oyun Perde Gerisinde Sürüyor; Biz Tutuk Gibi…
Kıbrıs sorununa bir çözüm için BM Genel Sekreteri’nin (BMGS) tetiklediği yeni süreç, kişisel temsilcisi Holguin’in çabalarıyla bir süreden beridir devam ediyor. Ankara’da yapılan NATO zirvesi sırasında AB Konsey ve Komisyon Başkanlarının da Türkiye Cumhurbaşkanı (CB) Erdoğan ile görüşmelerinin sadece Türkiye-AB ilişkilerine odaklanmadığı, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin ‘Görüş alışverişleri’ de yapıldığı anlaşılmaktadır.
Yani, BMGS Guterres, kişisel temsilcisi Holguin, Kıbrıslı liderler, Türkiye CB Erdoğan, Türkiye Dış İşleri Bakanı Fidan, Yunanistan Başbakanı Mitçotakis, AB’nin Konsey ve Komisyon Başkanları Kıbrıs sorunu için sahnede ama perde gerisinde oynuyorlar… İngilizler? Onlar her zaman olduğu gibi, her tarafa suflörlük yapar… Holguin’in Kıbrıs’a gelişi ertelendi ama kısa süre içinde gelecek… Kıbrıslı Rum lider Türkiye-AB ilişkilerinde gelişmeler için Türkiye’nin önce Kıbrıs sorunu çözümünde ileri adım atması koşulunu getiriyor. Türkiye de AB ile ilişkilerinin gelişmesinin Kıbrıs Rum vetosundan kurtarılmadığı sürece Kıbrıs sorununda adım atacağa benzemiyor. Özellikle ekonomi, askeri ve düzensiz göçler konularında Türkiye ile etkin işbirliğine ihtiyaç duyan AB’liler iki tarafın bu duruşlarını aşmak için çözümlemeler üretme gayretinde… Holguin ve Guterres ise daha önceki kadar olumlu ve umutlu mesajlar vermemeye başladı… Gerilim yaratan çıban başının Kıbrıs Rum tarafı olduğu anlaşılıyor ve uluslararası toplumun umutsuzluk hallerinin uyarıcı mesajı da onlara yöneliktir.
Kısa süre önceleri BM tarafından Gayri Resmi 5+1 Toplantı için Temmuz sonu, Ağustos başı gibi tarihler veriliyordu, şimdilerde öteye tarih veriliyor, o da belki gibilerinden… Neler oluyor?! Bellidir… Taraflar arasında dolaylı görüşmeler sürüyor, kaleden kaleye şahin uçuruluyor; taraflar kendi pozisyonlarını koyuyor, aradakiler onların pozisyonlarından çıkıp yakınlaşmak için ilerlemelerine zemin hazırlamaya çalışıyor. KKTC CB Erhürman’ın dört maddelik metodolojik önerileri var; onlar kabul görmezse masaya oturmayacak… Türkiye’nin de dört maddelik önerileri var; üçü Türkiye-AB İlişkileri bağlamında ama dördüncüsü CB Erhürman’ın dördüncü maddesinin bir başka şekilde ifade edilmesi gibi… Hrsitodulidis’in iki maddesi var, birincisi hemen masaya oturulsun, oturur oturmaz da kendisinin istediği adımları Türkiye hemen atsın… BMGS’nin de yeni başlayacak süreç için dört maddelik adımlar listesi var: Sonuç odaklı, zaman tahditli, Kıbrıslı liderlerin eski mutabakatları ile BM Güvenlik Konseyi kararları teyitli ve ‘Farklı’ bir süreç sistematiğinin işletilmesi… BMGS’nin dördüncü maddesi ile CB Erhürman ve CB Erdoğan’ın dördüncü maddeleri birbirlerini tamamlayan bir ilişki özelliğine sahip…
Bütün bunlara bakıldığında oyunun perde gerisinde sürdüğü anlaşılıyor ama Kıbrıs Rum tarafı perde dışında ve iki ayrı sahada daha oynuyor… Birincisi Kıbrıslı Türklere yönelik olarak ekonomi, siyaset ve sosyal alanlarda agresif ve provokatif girişimler, çalışmalar yapıyor. Tümünün odağı Kıbrıslı Türklerde “Bu Kıbrıslı Rumlarla biz ortaklaşamayız, birlikte birşeyler yapamayız; bunlar bizi görmek bile istemez, statüko daha iyi” düşünce ve inancını yaratmak ve CB Erhürman’ın uluslararası sempati gören duruşuna Kıbrıslı Türklerde desteği çökertmek… Ve herşeye rağmen gene de BM marifetiyle bir sonucun referandumu olacaksa, bu oluşmuş tepkileri nedeniyle Kıbrıslı Türklerin çoğunluğunun “Hayır” oyu kullanmasının zeminini yaratmak…
Hristodulidis’in ikinci dış sahası da üçüncü taraflara odaklı lobi çalışmaları yapmak… Konu başlıkları da, işgalci Türkiye, işgalcinin Kuzey Kıbrıs’taki alt yönetiminin unsurları olan Kıbrıslı Türkler, 52 yıllık mağdur Kıbrıslı Rumlar… Yol alıyorlar mı?! Evet, alıyorlar… Fransız mahkemelerinin benzer davada önce Kıbrıslı Türkleri mutlu eden bir karar vermesi, ardından da Kıbrıslı Rumları destekleyen bir karar çıkarması, bu faaliyetlerin sonucudur. Bu son dönemlerde yaşanan bir örnektir, uzunca süreden beri böylesine olgular zuhur etmektedir. Kıbrıs Türk tarafı olarak ne yapıyoruz?! Teknik ve kelime anlamında lobi faaliyeti yaptığımıza dair bir veri tabanı görünmüyor… Evet, lobi çalışmaları kamuoyuna duyurulmaz ama fark edilir, fark yaratan sonuçlar kamuoyunun dikkatini çeker… Lobi faaliyetini yürüten ekip elbette sessiz ve derinden gider; ancak Lideri sahneye çıkaran sonuç da kamuoyu dikkatine övünçle sunulur. Lobiyi teknokrat kadrolar yaparsa, o çalışma muhataplara bazı bilgileri aktarmakla sınırlı kalır, muhatapların siyasi içerikteki soruları cevapsız kalır, bütün çaba arşive giren konuşma notları olur… Lobi kapı kapı gezilerek yapılır ve her girilen kapıdan Liderin ziyareti için randevu alınarak çıkılır… Ardından da Liderin yaptığı ziyaret kamuyu ile paylaşılır. Hristodulidis örneğinde olduğu gibi…
Bütün saygımla paylaşıyorum, KKTC CB seçilmesinin üstünden dokuz ay geçen CB Erhürman’ın özellikle bu yılın başlarından itibaren Brüksel, Londra, Berlin, Paris, İspanya, Roma gibi başşehirlere gitmiş olması üçüncü tarafların Kıbrıslı Türkleri ve Liderinin siyasetini çok daha iyi anlamalarına, kavramalarına, değer vermelerine yardımcı olacaktı; Kıbrıs Rum tarafının yaptığı lobi çalışmalarını da etkisiz yapacaktı… Kıbrıs’taki yabancı misyonlarla görüşmek önemlidir; görüşmelerin notları kayda alınır ve yabancı misyonun hükümetindeki makamına geçilir… Bitti… O notları okuyan makam da Dış İşleri Bakanı değildir; ilgili bölüm başkanı okur, Bakanı’nı bilgilendirir. Konu orada kapanmıştır… Aktarılan bilgi akılda kaldığı kadarıyla kullanılabilir… Doğrudan ve yüz yüze görüşmek, konuşmak, bilgilendirmek, tartışmak ve en önemlisi el ve göz teması ile bunları yapmak akılda kalıcı ve etkili kullanıma yardımcı olur…
Evet, CB Erhürman çok yoğun bir programın içinde buldu kendini, gene de en azından bu başşehirlerden birkaç tanesine olsun gidebilseydi keşke… Hele hele İspanya Başbakanı Sosyalist Enternasyonal’in de başkanıdır ve CB Erhürman, CTP Başkanı olduğu Eylül 2024’de New York’ta Sosyalist Enternasyonal’e hitap ettiğinde orada idi… Kardeş partiler, yoldaş siyasiler… İspanya hükümetine yönelik lobi mutlaka etkili olacaktı…
Oyun perde gerisinde sahnede… Perdenin açılmasına az zaman kaldı… Oyun daha zorlu oynanacak… Kıbrıslı Türklerin mevcut statükodan kurtulacağı ve uluslararası meşruiyeti olan bir siyasal yapılanma ile dünyaya entegre olacağı bir sonuç olasıdır. Bunun için Lider var… Üçüncü taraflara yönelik etkin ve organize çalışmalar sonuca ulaşmayı kolaylaştıracaktır. Müzakere masası sonuç üretecek tek alan değildir, o alanda sonucu başarılı kılmak için girilmesi ve çalışılması gereken başka alanlar da vardır… Bu faaliyetler müzakere masasındaki gücü artıracak, Kıbrıs Rum tarafının üçüncü taraflardaki etkinliğini etkisizleştirecektir.
Zaman az, Hritodulidis dışındaki herkeste pozitif enerji çok, konjonktür Kıbrıslı Türklere sempatik… Kıbrıslı Türk Lider tamam; ilerlemesini kolaylaştıracak geri desteklerden önemli bir kaynak lobi çalışmalarıdır. Umalım ki stratejik eylem planında vardır…






