1. YAZARLAR

  2. Neşe Yaşın

  3. MUTLULUĞUN SON KULLANMA TARİHİ
Neşe Yaşın

Neşe Yaşın

MUTLULUĞUN SON KULLANMA TARİHİ

A+A-


Hani Nazım “Karıma Mektup” şiirinde idam edilme ihtimali üzerine “En fazla bir yıl sürer yirminci asırlılarda ölüm acısı” diyor ya, bence daha da kısa sürüyor artık. Çabucak unutuveriyoruz gidenleri. Düşünecek vaktimiz de yok zaten. Ölüm acısı bir yana ona en yakın olan aşk acısı için de durum böyle. Bellek hızla yeni kayıtlar yapmaya başlıyor ve gerilere doğru itiyor kısa süre önce yaşananı. Geçmişteki gibi uzun düşünme zamanları yok artık. Gündem sürekli değişiyor ve kısa süre sonra eskiye ait oluyor, rafa kaldırılıyor pek çok ilişki. Öylesine hızlı ve yoğun ki her şey… Geçip gidiyor bir zamanlar en önemli olan ve hatırlamıyor bile kimse. Yas süresi kısalıyor. Bu o kadar kötü mü bilmiyorum. Sonuçta bu kısacık hayatta mutluluk önemli olan. Sorun şu ki hiçbir şeyi silmiyor bellek. Geriye itiyor yalnızca. Her şeyin bir süre sonra önemsizleşeceğini bilmek bu ana karşı da kayıtsız kılabiliyor insanı. Bu an böylesine acıtanın geçip gideceğinin, saçma görüneceğinin bilgisi kayıtlı bir yerlerde. 
Geleceğe dair planlara inanmamaya başlıyor insan zamanla. Gelecek kendini kuruyor çünkü bir biçimde. Biz planlar yaparken başımıza gelen bir şey o. Önemli olan yaşadığımız anın sorumluluğunu taşımak o zaman. Başımıza ne gelirse gelsin kendi içimizde onu göğüsleyecek gücü taşımak. Adalet duygusuyla hareket edip bir gün geriye baktığımızda vicdanımızın sızlamasını engellemek. Yaşanan her anı, iletişim içinde olduğumuz her insanın değerini vermek. Öylesine karmaşık ki insan. Belleğin nasıl bir algoritması varsa, son sıralar çoktan unuttum sandığım pek çok anıyı getiriyor karşıma. Neden şimdi bunu hatırladım diye düşünmeye başlıyorum. Hangi çağrışım, hangi ruh hali uyandırmış olabilir çok uzaklarda kalmış bir utanç, bir pişmanlık anını? Gün içinde öylesine yoğun bir etkileşim ağı içindeyiz ki. Sosyal medyada karşımıza çıkan türlü türlü imge, kalabalık içinde yürürken kulağımıza çalınan cümleler… Dört bir koldan kuşatılmışız sanki. O yüzden doğada, derin bir sessizlikte, sadece ağaçlarla iletişim kuruyor olmayı filan özlüyor insan. Az önce şu yazıyı yazmakta olduğum odaya bir göz gezdirdim de her nesne belleğin sayısız odalarına taşıyabiliyor beni. Seyahatler sayesinde evdeki hatıralarla yüklü nesnelerden kaçmak iyi geliyor bu yüzden. Ne çok hikayesi var insanın evindeki eşyaların. 
Herkes benim gibi mi diye düşündüm az önce. Sonsuz çağrışımlar içinde yorgun düşüyorum akşama kadar. Bazen uzun, upuzun yollardan gelmiş gibi bir perişanlık çöküyor üstüme bu yüzden. Kendi içimde, şu kahrolası belleğimin okyanusunda öyle derinlere dalmış oluyorum ki…
Hayatın sırrını çözmüş gibi ortalıkta dolanan, her şeye dair basit yanıtları olan insanlara bayılıyorum bu yüzden. Bazı insanlar öyle çok ve öyle boş konuşuyor ki… Bu kadar konuşunca düşünmeye vakitleri kalmıyor bence. Düşünmekten ürküyorlar, içlerindeki sesi bastırmaya çalışıyorlar belki de… Bir de yalnız kalmaktan korkuyor pek çok insan. O yüzden bir mekândan öbürüne gidecekleri bir tempo içinde olmayı tercih ediyorlar. Kalabalıklar içinde olmakta bir uyuşturucu etkisi var.
Sosyal Medya tam da insandaki kaçış potansiyeline denk düşen bir şey. Her boşluğu doldurma imkânı sağlıyor insana. Sürekli bir meşguliyet yaratıyor.
Birden içim sızlıyor bazen bizi bırakıp gidenleri düşününce.  Çok çok eski bir anıya aitmiş gibi geliyorlar ama. Öyle çok şey yaşamışız ki onlar gideli, her şey öylesine değişmiş ki…
Bu dünyadan gidenler ya da bu dünyada oldukları halde bizden gidenler için tuttuğumuz yasın süresi kısalıyor sanki. Her duyguyu çabucak eskitiyor hayat. Birden hatırlıyoruz ve içimiz sızlıyor elbet ama öyle uzun boylu düşünmeye vaktimiz yok. Yeni insanlar giriyor hayatımıza, yeni anılar biriktirmeye devam ediyoruz süratle. Birden birisi bir tuşa basmış gibi çoktan unuttum sandığımız bir anıyla sarsılabiliyoruz gerçi. O da geçiyor ama, başka bir kanala geçiyoruz, başka bir tuşa basıyoruz. Bizi acıtan için harcayacak vaktimiz yok. Sayısız avuntu bulabiliyoruz yitirdiklerimiz için. Hızla tükeniyor, hızla dönüşüme uğruyor zaman.
Bütün acılar kısa sürüyor artık. Mutluluklar da…

Bu yazı toplam 1780 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar