1. YAZARLAR

  2. Dr Filiz Besim

  3. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Yaşlı Bakım Evleri, Huzurevleri ve Yasal Düzenlemeler…
Dr Filiz Besim

Dr Filiz Besim

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Yaşlı Bakım Evleri, Huzurevleri ve Yasal Düzenlemeler…

A+A-

Tüm dünyada olduğu gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde de dünya nüfusu hızla yaşlanmaktadır. Birleşmiş Milletler, yaşlı nüfusun toplam nüfus içerisindeki payının yüzde 8-10 arası olma durumunda o ülke nüfusunu ‘’yaşlı nüfus’’, yüzde 10’un üzerinde olası durumunda ise ‘’çok yaşlı nüfus’’ olarak değerlendirmektedir. 1996 ve 2006 genel nüfus sayımlarına göre Kuzey Kıbrıs’ta 60 yaş üstü nüfus toplam nüfusun %10’una denk gelirken, bu oran 2011 yılında yapılan genel nüfus sayımında %12’ye çıkmıştır. Devlet Planlama Örgütü (DPÖ, 2017) tarafından yapılan projeksiyonlara göre ise bu oranın 2016 yılında %13’e çıkmasıyla, Kuzey Kıbrıs’ın artık ‘’çok yaşlı’’ bir nüfusa sahip olduğu söylenebilir.

Halihazırda dünyada 60 yaş üstü grup %12.3 iken; 2050’ de bu oranın %22’ye çıkacağı tahmin edilmektedir.

Aslında yaşlı nüfusun, toplam nüfus içindeki payının artması, o toplumdaki göstergelerin iyiye doğru gittiği anlamına gelmektedir. Bu durum sosyo-ekonomik gelişmelerle, kentleşmenin yaygınlaşmasıyla ve sağlık alanında hizmetlerin iyileşmesiyle ilişkilidir. Yaşlı nüfusun artması elbette ki sağlık sisteminin yükünü de artırmaktadır. Son elli yılda hemen hemen tüm ülkeler  yaşlılara yönelik politikalarını gözden geçirmeye ve  geliştirmeye yönelmiştir. Yaşlanma sürecinin maliyeti ülkeleri yaşlanma konusunda politika üretmeye yönelten en önemli faktörlerden biridir. Ortalama yaşam süresinin uzaması emeklilikte geçen süreyi uzatırken sisteme katkı veren çalışan sayısının düşmesine  de neden olmaktadır. Yaşlanma ile birlikte sağlık maliyetlerinin, evde bakım ve kurumsal bakım hizmetlerine duyulan ihtiyacın da artması beklenmektedir. 2060 yılında OECD ülkelerinde sağlık ve uzun süreli bakım harcamalarının milli gelire oranının 2006-2011 ortalamasına göre %3.7 ile %7.6 arasında artması beklenmektedir . Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü gibi uluslararası örgütlerin geniş katılımlı, yaşlıların toplumdaki rolü ve yaşam kalitesine yönelik politika önerileri kapsamında KKTC’nin de yaşlılık konusunu gündemine alma zorunluluğunu ortaya koymaktadır.

Tüm bu verilerin ışığında ülkeler kendi yaşlı politikalarını; sosyoekonomik düzeylerine, yaşlı nüfus paylarına, yaşlıların sağlık ve sosyal sorunlarına, sosyo-kültürel özellikler gibi pek çok etmene bağlı olarak oluşturmaktadır. Burada en önemli sorun sağlık hizmetleri ve sosyal hizmetler arasındaki farklılıktır. Sağlık Hizmetleri ile Sosyal Hizmetler arasında gerek organizasyon, nitelik ve personel yapısı itibarıyla ciddi farklılıklar olması bu hizmetlerin tek bir çatı altında sunulmasını mümkün kılmamaktadır. Bu nedenle ülkeler değişik yaşlı bakım modellerini uygulamaktadır.

Bu bakım modelleri:

*Kurumsal Bakım

*Evde Bakım

*Kişisel (Nakit Yardım) Destek olarak sıralanabilir.

2011 verilerine göre OECD ülkelerinde 65 yaş ve üzeri nüfusun ortalama %12’si evde ya da bir kurumda bakım hizmetleri almaktadır. Kuzey Avrupa’da 65 yaş ve üzerinde kurumsal bakım hizmeti alanların oranı %6’ya kadar çıkarken, Güney Avrupa’da %1’e kadar düşebilmektedir. Birçok ülkede hem bireylerin tercihi hem de ekonomik sebeplerden dolayı ‘’ evde bakım hizmetleri’’ ağırlıklı ve tercih edilen bir  hizmet modelidir. Japonya ve Macaristan evde bakım modelinin en yaygın olduğu ülkelerdir. Uzun süreli bakım hizmeti alanların %75’i evde bakım hizmetlerinden yararlanmaktadır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yıllar önce yaşlı bakımına dair bir politika oluşturulup strateji belirlenmediği için gelinen noktada ivedi ihtiyaçlara yönelik gelişigüzel hizmetler  oluşturulmuş, Sağlık Bakanlığı ayrı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ayrı ve Yerel Yönetimler de bünyelerinde oluşan sorunlara cevap verebilmek için farklı ‘’yaşlı bakım modelleri’’ oluşturmuşlardır. Elbette ki bu modeller dünya örneklerine bakılıp yapılmıştır ama burada en önemli eksiklik Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin yaşlı bakımına yönelik kurumlar arasında koordine edilen bir modelinin olmamasıdır. Bu konuda bir eylem planı hazırlanmamış ve bir strateji çizilmemiştir. Yasal mevzuatlar yapılmamış, olan yasalara monte edilmeye çalışılmış ama o da çağın gereklerinin çok gerisinde kalmıştır. Sonuç olarak gelinen nokta yaşlı ve hasta hakları açısından hepimizin yüreğini çok acıtan bir durumla karşı karşıya olmamızdır.

KKTC’de yaşlı bakımı aşağıdaki kategori ve kurumlarda gerçekleşmektedir.

*EVDE BAKIM hizmetleri: Yerel yönetimler ve Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi tarafından yürütülmektedir.

*Huzurevi Hizmeti: Çalışma Bakanlığı Sosyal Hizmetler Dairesine bağlı Lapta Huzurevi’nde verilmektedir.

*Kronik Hastalar için Sağlık Bakanlığına bağlı Bülent Ecevit Rehabilitasyon Merkezi hizmet vermektedir.

* Yaşlı ve Kronik Ruh Hastalarına Sağlık Bakanlığına bağlı Kalkanlı Yaşam Evi hizmet vermektedir.

*Özel Bakımevleri; Lefkoşa ve Gazimağusa bölgesinde sınırlıdır.

*Yaşlı Bireyler çoğu zamanda üçüncü dünya ülkelerden gelen  bakıcılar tarafından yakınlarının desteğiyle kendi maddi imkanları çerçevesinde  evlerinde bakım almaktadır.

Tüm bunlara ek olarak toplumumuzda kafa karışıklığı yaratan bir nokta da Huzurevi ve Yaşlı Bakım Evi arasındaki farkın net olmamasıdır. Huzurevleri yaşlanmış ancak kendi işini kendi görebilecek durumdaki yaşlıların kaldığı yerlerdir ve  tam zamanlı sağlık personeline ihtiyaç yoktur. Ancak Yaşlı Bakım Evleri yaşlanma nedeniyle günlük hayatını desteksiz geçiremeyecek, bakıma muhtaç kişilerin barındığı yerlerdir. Burada barınan hastaların sağlık sorunları olduğundan tam zamanlı sağlık personeline ihtiyaç vardır.

LAPTA HUZUREVİ: Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığının Sosyal Hizmetler Dairesine bağlıdır ve 71/1989 sayılı huzurevi yasası ile hizmet vermektedir.  Huzurevi binasının eski ve çok ciddi yapısal sorunları olması nedeniyle 30 yaşlı barınmaktadır. 18 özel şirket çalışanı ve 8 devlet çalışanı vardır. Burada barınan ve engelli maaşı alan bireyler maaşlarının % 50’sini ve %10 da cep harçlıklarını alırlar. Gerisini kurum alır. Sosyal Yardım alanların tüm maaşlarını kurum alırken, yoksul ve kimsesizler de ücretsiz barınmaktadırlar. Maddi gücü yerinde olan yaşlılar ise asgari ücretin %60’ını ödemeleri gerekmektedir. 

Lapta Huzurevinde kalan yaşlıların bazıları kendi kendine bakabilecek olan yaşlılar, bazıları yaşlı olmadığı halde engelli olan bireylerdir, ki bu bireyler normalde devletin bakmakla yükümlü olduğu dezavantajlı gruplardır. Engelli yaşam evlerinde barınmaları  gerekmektedir. ÇSGB’nın yapımı devam eden Engelsiz Yaşam Evi bir türlü bitirilemediği için bu bireyler de maalesef huzurevinde barınmak zorunda kalmaktadır. Yine bu huzurevinde kendi kendine bakamayan Alzhemier veya şizofreni gibi rahatsızlıkları olan yaşlılar da barınmaktadır. Yani Lapta Huzur Evi de aslında huzurevi tanımından çok bakımevi tanımına uymaktadır.

Huzurevinin hizmet verdiği 71/1989 sayılı yasaya bakacak olursak; 23 yıl önce geçen bu yasa artık güncelliğini yitirmiştir. Kaldı ki; Lapta Huzurevi de bu yasanın gereklerini yerine getirmekten çok uzaktır. Örneğin yasaya göre Huzurevi’nde yatalak ve ruh sağlığı bozuk olan hastaların kalmaması gerekirken, hem yatalak hem de ruh sağlığı bozuk olan hastalar huzurevinde barınmaktadır. Çünkü bu kişilerin çoğu kimsesiz, yoksul ve gidecek yeri olmayan hastalardır.

BÜLENT ECEVİT REHABİLİTASYON MERKEZİ: 1988 yılında faaliyete başladı. Sağlık Bakanlığına bağlı olan bu merkez 86/1881/2017 değişiklik yasası, Kronik Hastalıklar Hastanesi ve Özel Dal Hastanesi Yasası tahtında hizmet vermektedir. 45 yatak kapasitesi vardır. Şu anda 35 kişi kalmaktadır. İç Hastalıkları Uzmanı, hemşire, fizyoterapist, güvenlik görevlisi ve hasta bakıcıların hizmet verdiği bu merkezde 10 bakanlık, 30 özel şirket görevlisi çalışmaktadır. Sosyal Yardım maaşı alanlar tüm maaşını, özürlü maaşı alanlar 300tl, Sosyal Sigorta maaşı alanlar 600tl kuruma ödeyerek kurumdan yararlanmaktadır.

KALKANLI REHABİLİTASYON MERKEZİ: 2019 yılında Sağlık Bakanlığı’na bağlı Kalkanlı bölgesinde açılmıştır. Bu sektördeki çok büyük ihtiyaç nedeniyle açılmıştır. Bu Bakımevinde barınan 65 hastanın 22’si kronik ruh hastalıkları hastası, 12’si ise yatağa bağımlı hastalardan oluşmuştur. Bu merkezde sorumlu doktor, hemşire, hasta bakıcı, idari personel ve güvenlik görevlisi bulunmaktadır.  Bu merkezin yasal mevzuatı için Yataklı Tedavi Kurumları Dairesi (Kuruluş, Görev Ve Çalışma Esasları) Yasası (19/2016, 2/2018 ve 27/2018) yasasının 21. Maddesi tahtında Kamu Yaşlı Bakım Merkezleri Tüzüğü Taslağı hazırlanmıştır. 2019’da hazırlanan bu tüzüğün savcılık görüşü de alınmasına rağmen maalesef günümüze kadar yasallaşmamıştır. Bu tüzüğün yasallaşmamış olması bugün Kalkanlı Yaşam Evinde gerek personel, gerekse işleyiş anlamında ciddi sıkıntılar oluşmasına neden olmaktadır. KKTC’de Devlete  bağlı tek Yaşlı Bakım Evi olması ve  en çok yaşlıyı  barındıran bu merkezin bir an önce yasal statüsünün çözülmesi alt yapı ve personel sıkıntılarının giderilmesi gerekmektedir.

*EVDE BAKIM HİZMETLERİ: Bu hizmetler bazı yerel yönetimler ve Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri tarafından yürütülmektedir. Hastane ihtiyacı olmayan evde de tedavilerinin devam edebileceği hasta ve yaşlı kişilerin alabileceği en kaliteli ve istenilen bakım destekleri bu hizmetlerdir. Yaşlı ve hasta kişiyi evinden, ailesinde, alışkanlıklarından ve sosyal çevresinden koparmayan bu hizmetler son dönemde çağdaş bir çok ülkede tercih edilen hizmetlerdir. Evde bakım modelleri yaşlının onurunu ve toplumsal saygınlığını korurken, mali yönden de kurumsal bakım modellerinden çok daha ucuza mal olmaktadır. Yaşlı ve hasta kişinin ihtiyacı olan tedavi, ilaç ve diğer ihtiyaçlarını evinde alabilmesi ciddi bir organizasyon gerektirmektedir. Ülkemizde  bu hizmetler kısmen belediyelerin hizmetleriyle sağlanmaktadır. Değirmenlik Belediyesi’nin Gündüz Yaşlı Bakım Merkezi, Lefkoşa Belediye’sinin Yaşlı ve Engelli Birimi ve Dikmen Belediyesi’nin evde yalı destek hizmetleri örnek olarak verilebilir.

KKTC’DE ÖZEL BAKIMEVLERİ: Bu bakımevlerinin açılma ve çalışma koşullarını düzenleyen veya denetleyen hiç bir yasa yoktur. Bakımevleri belediyelerin altında herhangi bir iş yeri gibi açılmaktadır. Bu da doğal olarak bakımevlerinin çalışma, işleyiş ve denetlenmesinde ciddi sıkıntılar ve belirsizlikler yaratmaktadır.

Bu bakımevlerinin ciddi alt yapı ve personel sıkıntıları vardır. Kalacak veya bakacak kimsesi olmayan kronik hastalar, zihinsel ve fiziksel yaşlılar, kronik ruhsal hastalığı olan hastalar ve yatağa bağımlı olan hastalar bu merkezlerde barınırlar. Bu hastaların çoğu ölene dek bu merkezlerde kalırlar. Bu merkezlerin genellikle finansman sorunları vardır.

Bu sektörde, toplam 5 tane yaşlı bakımevi mevcuttur. Bunların 2 tanesi Mağusa’da, 2 tanesi Lefkoşa’da bir tanesi de Sınırüstü’ndedir. Sınırüstü’ndeki merkez kötü koşulları nedeniyle kapatılmış, hastaları diğer merkezlere dağıtılmış ve tadilata alınmıştır. Beş özel bakımevinde toplam ortalama 150 hasta barınmaktadır. Bu sektördeki bakımevleri tüm sorunlarına rağmen topluma çok büyük bir hizmet vermektedirler. Yaşlı, kimsesiz hasta, barınacak yeri olmayan ve devlette yer bulamayan 150 yaşlı ve hastamıza devletin yapması gereken görevi yaparak barınma imkanı sağlamaktadırlar. Devletin yapması gereken ivedi olarak bu bakımevlerinin altyapı, personel ve çalışma koşullarını düzenleyen bir yasa yapmak ve bu bakımevlerini düzenli olarak denetlemektir. Yine bu bakımevlerine maddi kaynak ayırıp gerekirse kredi imkanları sağlayıp alt yapı sıkıntıları giderilmelidir. KKTC’deki Özel Yaşlı Bakım Merkezleri;

İkinci Bahar Bakımevi

Ece Bakımevi

Özen Bakımevi

Ayışığı Bakımevi

Sınırüstü Halk Vakfı Yaşlı Bakımevi olarak sıralanabilir.

Ülkemizdeki diğer bir yaşlı bakım modeli evde özel bakıcılarla olan bakım modelidir. Maddi sorunu olmayan veya sosyo-kültürel aile yapısı nedeni ile yakınlarını kurumlara vermek istemeyen aileler ise genellikle yaşlılarına özel bakıcılardan destek alarak bakmaya çalışmaktadırlar. Bu sektörde genellikle yabancı, hiç bir eğitimi olmayan kadınlar çalışmaktadır. Bu kadınların maaşı ortalama 700-7500tl civarındadır ve birçok aile için ödenmesi zor rakamlardır. Birçoğu Üçüncü Dünya Ülkeleri’nden geldikleri için yaşlılarla iletişim kurmakta güçlük yaşamakta, ayrıca Yaşlı Bakımı’na yönelik eğitimleri de olmadığından yaşlı bakımında risk oluşturmaktadır.

Ülkemizde bir başka bakım sorunu yaşayan grup kronik ruh hastaları, Alzheimer, Şizofreni ve kronik zihinsel sorunu olan hastalardır. Bu hastalar genellikle aileleri tarafından bakılmaya çalışılmakta ancak aile bireylerinin bakacak durumu kalmadığında kurumsal bakım olanağı bulmada ciddi sıkıntılar yaşamaktadırlar. Devlet bu hastaların bazılarını uzun zaman Barış Ruh Hastalıkları Hastanesinde barındırmaya çalışmış ancak bu durum psikiyatri hastanesinin esas işlevini yitirip ‘’Depo’’ hastane haline gelmesine neden olmuştur. 2019 yılında bu hastaların bazıları Kalkanlı Yaşam Evine taşınmış, ancak düzenli olarak psikiyatrist ve psikolog gözetimi yapılmaması hastalarla ilgili çeşitli  sorunlara neden olmuştur. Şu anda kronik ruh hastalığı olan bu hastalar değişik bakımevlerinde ve devletin huzurevinde barınmaya çalışsalar da bu merkezlerin hiçbiri onların bakımı için uygun merkezler değildir. Uzun yıllardır üzerinde çalışılan ancak bir türlü yasallaşamayan Ruh Hastalıkları Yasasının onların durumu için de çözüm üretmesi şarttır.

Son olarak ülkemizde 380 bin nüfus projeksiyonuna göre yaşlı nüfusu %13 üzerinden hesaplarsak bu rakam ortalama 50.000’dir. Yaşlanan ülke nüfusuna ve yaşlı bakımına yönelik politikaların ve hizmetlerin ivedilikle planlanması ve uygulamaya geçirilmesi gerektiği görülmektedir. Yaşlı bakımına yönelik politikalar Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Yerel Yönetimler tarafından koordine edilecek şekilde oluşturulmalıdır. Bu üç kurumun ivedi olarak bir araya gelip, üniversite ve sivil toplum örgütlerini de konuya dahil edip Yaşlılık konusunda politika oluşturması, strateji geliştirmesi ve meclisin de gerekli yasaları yapması gerekmektedir. En kıymetlilerimiz olan yaşlılarımıza, fiziksel ve zihinsel engellilerimize daha konforlu bir yaşlanma planlamamız çok önemlidir. Bilmeliyiz ki; bu konuda halının altına süpürdüğümüz her sorun bizi çok derinden vuracak ve yaralayacaktır. Tıpkı bu günlerde tanık olduğumuz ve hepimizin yüreğinin çok acıdığı durumlar gibi...


Kaynaklar:

Dr. Berna Arifoğlu. KKTC Sağlık Bakanlığı

Prof. Dr. Feray Gökdoğan (İkinci Lefke Kent Sempozyumu)

Bu yazı toplam 1490 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar