1. YAZARLAR

  2. Neşe Yaşın

  3. KÖTÜDEKİ İYİ
Neşe Yaşın

Neşe Yaşın

KÖTÜDEKİ İYİ

A+A-

Şiddet en çok da bir çaresizlik ve çözümsüzlük ifadesi. Kötülük ise mutsuzluğun ta kendisi.


Bu sıradan bir yaz sonu değil. Üzerimizden tüm şiddetiyle geçen, hepimizi şu veya bu biçimde sarsan bir zaman dilimiydi yaşadığımız. Her kriz dönemi gibi bu da bize olumlu bazı şeyler, en azından bir olgunlaşma getirmiştir belki.

Geçmiş yaz sonları için sayısız yazılar yazmışım. Yaz sonu derken Kıbrıs’ta yaz öyle kolay kolay bitmiyor tabii. Benim özelimde kast ettiğim tatilin bitişi, yeniden ders vermeye başlamak biraz da. Geçmiş yıllarda hep seyahatlerden dönüş günlerim olmuş ağustos sonu. Üniversitenin yeni döneme başladığı ilk günlerin gerginliğini taşımışım. Bu kez çok daha farklı.  Maskeli öğrenciler bekliyor beni. Sınıfta kamera olacak ve kalabalık olmasın diye yarı zamanlı gelecek öğrencilerin derste olmayan yarısına canlı yayın yapılacak. Denenmemiş her şey gibi geriyor bu da… Bakalım hayat başımıza daha neler getirecek?

Sayısız varoluş ve hayat biçimlerinden biri sadece bize ait olan. Bir dünya farkındalığı içinde başka hayatların dertlerine de duyarlık gösterip kendi biricik hayatlarımızı anlamlı kılmaya çalışmakta başka pek bir seçeneğimiz yok. Yaşadığımız zamanlar daha verimli ve daha keyifli olabilecekken onları örseleyip değersizleştiren bizleriz biraz da. Bazı çok karanlık durumları saymazsak her koşulda elimizde olanla bir güzellik ve keyif yaratmamız mümkün oysa. Ne kadar çok dert getirirse getirsin o kadar da çözüm ve olanak sunuyor bize yeryüzü.

Birbiriyle didişip duran insanlarla, kötücül komplolar, nefret ve intikamla kuşatılmış olsak dahi sakin bir köşecik sunar bize hayat. Bazen bir şarkıda, bir kitabın sayfalarında, bir arkadaşın verdiği tesellide gizlidir o köşecik. Güzel bir çiçek, bir ağaç, bir manzara bile insanın içini kanatlandırmak için yeterlidir kimi zaman.

Her koşulda bir iyimserlik içinde olamıyor elbet insan. Hepimizin kasvetli halleri ve zamanları var. Böylesi anlarda yaptığımız sakarlıklarla çok güzel şeyleri mahvedebiliyoruz ne yazık ki. Hayat hikayemizin daha farklı olması mümkünken küçücük bir hata değiştirebiliyor tüm gidişatı. Geriye dönüp düzeltebilseydik kim bilir nasıl da farklı yazardık senaryoyu. Hayat böyle bir şey ama geç kalıp inmediğimiz istasyon için hayıflanırken belki de bizi daha güzel bir yere götürmekte tren. Aslında istasyondan çok onu nasıl yaşayacağımız, nasıl değerlendireceğimiz önemli. Bazen benim çok sevdiğim insanlar ve mekanlar hakkında başkalarının olumsuz yargılarını işitip derin bir hayrete düşerim. Hepimizin içinde farklı bir göz var çünkü. Baktığımız her şeye içimizin rengini de katıyoruz.

Rüzgârın bir ağacın yapraklarıyla söylemeye çalıştığını işitebilmek için içimizdeki gürültüden kurtulabilmeliyiz. Bir meyvenin tadına suçluluk eşlik etmemeli, hayatın güzel dokunuşlarına bir imkân vermeli insan.

Bu dünyada kötüler kadar mutsuzu yok diye düşünmüşümdür nedense. İçimin öfke ve intikam duygusu ile dolu olduğu bazı anları anımsıyorum örneğin. O anlarda insan kendini de mahveden bir zehir üretiyor sanki. Sonraları düşündüğümde o anlardaki kendimden de nefret ettiğimi fark ediyorum. Adaletsizliğe karşı duyulan öfkeyi seviyorum elbet ama bunun bir intikam duygusuna dönüşmesi ve insanı zalimleştirmesi kötü olan.

Kötülükten haz aldıklarını düşünürüz bazı insanların. Gerçek bir haz, bir kendinden geçme hali, orgazm benzeri bir şey olabilir bu ama asla mutluluk değil adı. Geçici bir yükseliş anı sadece.

Gerçek mutluluk iyilik ve yaratıcılıkla gelen bana kalırsa. Bir ağacı kesenin değil ama ona su verip büyütenin yaşadığı. Mutluluk bir yumuşaklık, tatlı, serin bir akış. Şiddetle, yıkımla bir ilgisi yok.

Şiddet en çok da bir çaresizlik ve çözümsüzlük ifadesi. Kötülük ise mutsuzluğun ta kendisi.

Yaz sonu biraz da daha korunaklı zamanlardan çıkıp gerçek hayata dönmeyi hatırlatıyor bana. Bambaşka bir yazdı elbet bu pandemi yazı. Zorluklarına rağmen, ne getirirse getirsin hayata sarılmayı öğretti ama. Her şeyin geçiciliğini anımsatırken geçmekte olana sımsıkı sarılmaya da işaret etti.

Bu yazı toplam 1785 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar