1. YAZARLAR

  2. Cenk Mutluyakalı

  3. Köprü mü, cephe mi?
Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Köprü mü, cephe mi?

A+A-

Kıbrıs çoğu zaman bir sınır gibi anlatılır.
Bir cephe hattı…
Bir gerilim noktası…
Türkiye ile Avrupa Birliği arasında duran bir “sorun”.

Oysa aynı gerçek başka bir yerden okunabilir.

Kıbrıs bir sınır değil.
Bir köprü olabilir.

***
Hukuki gerçek açık...
Kıbrıs, Avrupa Birliği toprağıdır.
Kimileri görmezden gelse de öyledir.

2004 yılında Avrupa Birliği’ne tam üye olan Kıbrıs Cumhuriyeti, uluslararası hukuk bakımından adanın tamamını temsil eden devlettir. Avrupa Birliği de üyeliği bu çerçevede kabul eder.

Bu nedenle Brüksel’in resmi belgelerinde şu ifade yer alır: Avrupa Birliği müktesebatı, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin etkin kontrolü dışında kalan bölgelerde askıya alınmıştır.

Başka bir deyişle...
Kıbrıs’ın kuzeyinde Avrupa hukuku uygulanmaz.
Ama ada hukuken Avrupa Birliği’nin parçasıdır.

Bu durum özellikle Kıbrıslı Türkler açısından dünyada pek az yerde görülen tuhaf bir siyasal tablo yaratır.
Bir ada…
Avrupa Birliği içinde ama aynı zamanda dışında.

***
İşte tam da bu nedenle Kıbrıs, çoğu zaman bir gerilim alanına dönüşür.
Doğu Akdeniz’deki enerji rekabeti…
Türkiye–AB ilişkilerindeki kırılmalar…
Askeri dengeler…
Milliyetçi söylemler…

Bu okuma Kıbrıs’ı bir cepheye dönüştürür.

Ama başka bir yol daha var.
Kıbrıs’ı bir köprü olarak düşünmek.
Bir çatışma değil...

Bir köprü senaryosu düşünelim.
Kıbrıs, Avrupa Birliği’nin güvenlik, hukuk ve ekonomik standartlarını taşıyan bir ada olur.
Aynı zamanda Türkiye ile güçlü ekonomik ve toplumsal bağlarını korur.
Bu durumda Kıbrıs; Doğu Akdeniz’in finans merkezi olabilir.
Bölgesel enerji işbirliğinin merkezi olabilir.
Üniversiteler ve teknoloji yatırımları için çekim noktası olabilir.
Avrupa ile Türkiye arasında diplomatik ve ekonomik bir ara yüz haline gelebilir.

Singapur nasıl Asya’nın ticari kavşaklarından biri olduysa,
Kıbrıs da Doğu Akdeniz’in açık kapısı olabilir.

***
Savaş senaryoları yerine böylesi barış senaryolarını hep birlikte konuşabilsek keşke...

 

 

Bu yazı toplam 209 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar