1. YAZARLAR

  2. Ferdi Sabit Soyer

  3. Güneyin ve Kuzeyin Statükocü Mühendisleri
Ferdi Sabit Soyer

Ferdi Sabit Soyer

Güneyin ve Kuzeyin Statükocü Mühendisleri

A+A-

Ortak Belge’nin oluşması ile yalnız görüşme süreci başlamadı. Ayni zamanda her iki tarafta iç siyasette hareketlenmeler de başladı. Bu hareketlenmeleri, Ortak Belge’den soyutlamak mümkün değildir.

Güney’de en nihayet beklenen oldu. DİKO Hükümetten ayrılma kararını açıkladı. EVREKO, Yeşiller ve milliyetçi popülist Lilikas,  retçi açıklamalarını yaptılar. AKEL, çözüm için Ortak Belge ile bağlantılı süreç adına Anastasiadis’e değil,  sürece desteğini açıklamasına karşın; bu  iç politik gelişmelerle ilgili, net tavır ortaya koymadı.

Şimdi Güney’de Anastasiadis ve DİSİ önemli bir sıkıntı içindedir. Başpiskopos’un Anastasiadis’i desteklediğini açıklamasına karşın; DİKO’nun hükümetten ayrılması çok önemli bir gelişmedir. Böylece, Anastasiadis Hükümeti, şimdi; ekonomik kriz nedeni ile içte ihtiyaç duyacağı pek çok düzenlemeye, iktidarda olmasına karşın, parlamento ayağında sıkıntı yaşayacaktır.. Öte taraftan ise  Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde, gerekli olan açılımları yaparken, bu milliyetçi popülistlerin, ekonomik sıkıntıları istismar edeceği ortamlarla da yüz yüze kalacaktır.

KAMBERSİZ DÜĞÜN OLMAZ

O söz, yani “kambersiz düğün olmaz” ifadesi bu süreçte de kendini gösterdi. Güneyde Ortak Belgeye bağlantılı bu hükümet krizi oluşurken, Kuzey’de de siyasi krizlerin derinleştirilmesi için, “milliyetçi” kesimler iş başı yaptı.
2013 seçimlerinin ortaya çıkarttığı Meclis aritmetiği üzerinden ayak oyunlarına başladılar. Ayni oyunu bu odaklar 24 Nisan 2004 Referandumundan sonrası  da yapmışlardı. 26 sayısına bağlı olarak CTP-DP koalisyonun o zaman görüşmeleri başlatması gerçekleşmişti.

Üstelik  Görüşme süreci, alışılmışın dışında,  dönemin Başbakanı Mehmet Ali Talat’ın görüşmeci görevi ile sürdürüldü. Bu ilk kez oldu. Bu süreç,  Bürgenstock’ta en nihayet sona ulaştı. Referanduma giden bu sürecin başarılması ve referandumun gerçekleşmesi üzerine; referandumun ertesi günü, CTP-DP Hükümeti, iki DP milletvekilinin istifası ile düştü..

Yani, 24 Nisan Referandumundan sonra, Güneyin “HAYIR”  demesi üzerine gerçekleşmeyen çözümü, o andan sonra, İç Siyaseti etkisizleştirerek, Kuzeyde SÜRECİ, kaosa sürüklediler. Çünkü 25 Nisan 2004’ten sonra  görüşmeci olarak süreci götüren Başbakanı, Meclis’te çoğunluğu olmayan ve düşen bir hükümetin başkanı durumuna düşürdüler. Böylece referandumdan sonra ortaya çıkan bu yeni durumla, onu etkin olmayan bir konuma düşürdüler.

İçteki bu gelişme ile özellikle Hükümetin, Referandum sonrası, dışta girişim temeli zayıflatıldı. Daha sonra iç kaosların içine sürüklendik. Ne erken seçim yapılabildi, ne hükümet kurulabilindi. Sonuçta Anayasal zorunluluktan ötürü aylar sonra, 2005’te sürüklene sürüklene erken seçime gittik. Üstelik erken seçimde CTPBG, %45’ lerde seçimi kazanmasına rağmen, ertesi gün UBP, yine erken seçim istemişti.

2006’daki İŞ BİRLİĞİ,  20014’te İFŞA EDİLDİ…

2005 erken seçimlerinden sonra, Cumhurbaşkanı seçimlerinin de gerçekleşmesi ve yine çözüm güçlerinin kazanması üzerine, bugün, o günlere dair UBP ve DP’nin gizlenmiş işbirliğini, en nihayet UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün açıkladı. 2006’da DP ile “yerel seçimlerde işbirliği yaptık” dedi. O gün ve sonrasında özellikle DP ve UBP yetkililerinin hep inkar ettiği bu olay, bugün resmen açığa çıkmış oldu. Bu işbirliğinin tek bir amacı vardı. Referandumda Kuzey’de ortaya çıkan, “evet”  iradesi ve sonrasında 2005 erken seçiminde ve Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonrada   pekişen bu  iradeye bağlı, çözüm dinamiğini darbelemek ve bunun sonuçlarından intikam almak…

Nitekim tek bir yerde başarılı oldular. Lefkoşa Belediyesi seçimini kazandılar. Ayni gece bunu nasıl takdim ettiler. “LTB’ye çekilen AB Bayrağını indirdik, yerine Türk bayrağını çektik” dediler. Ama gerek ayni gün yapılan iki milletvekilliği seçimini ve pek çok yerde,  CTPBG yerel seçimleri kazandı ve oy oranı da en yüksek düzeyde çıktı. Bu yüzden siyasi ortamda istediklerini sağlayamadılar.  .

2014’ün AYAK OYUNLARI

Şimdi Ortak Belge’nin oluşmasını engelleyememeleri üzerine, bu, oluşur oluşmaz, başka ayak oyunlarına giriştiler. 2013 seçimlerinin ortaya çıkarttığı Meclis aritmetiğinin yarattığı ortamı değerlendirerek hükümet krizine oynamaya başladılar.

Buna uygun bir ortam var. Çünkü 2013 seçimlerinde  CTP-BG’nin birinci parti çıkacağı kesin olan bir şeydi.  Bunun üzerine organize bir kampanya ile karma oy olgusunun propagandasını yaparak, sonuç itibarı ile gün gele, sağın 26 ile hükümet olabileceği bir ortamın da, iyi bir mühendislikle oluşmasını sağladılar. Eğer CTPBG, bir milletvekili daha çıkartmış olsaydı, bu oyun oynanamayacaktı. Bu tarihi gerçek çok açıktır. Bunun oluşmasında özellikle Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun; “iyi mühendislik” çalışması vardır.

Ortak Belgenin oluşmasını ve Görüşme sürecinin başlamasını engelleyememeleri ve bunun oluşmasında   özellikle CTP-BG’ nin hükümetteki etkinliğinin  katkısını da bildikleri için,  ayak oyunlarını buraya yönelik yapmaya başladılar.  Bu kez bu süreci engellemek ve gelişmeleri tıkamaya çalışmak için hükümet krizi üzerine oynayıp, “sağda birlik, milliyetçi hükümet” kampanyalarına başladılar.

Düşünün; uzun bir zamandır aralarında büyük gerginlik olan UBP milletvekili Tahsin Ertoğruloğlu, Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu ile kamuoyunun hayret dolu bakışları arasında görüştü. Bu görüşmenin hemen akabinde;  Tahsin Ertoğruloğlu’nun,  Dışişleri Bakanı Sayın Özdil Nami’ye akıl ve vijdan dışı saldırısı başladı. Bu tesadüf mü, öyle mi?

İşte bu yüzden şimdi, 2014 yerel seçimler öncesi Ortak Metnin ortaya çıkması ve görüşme sürecin başlaması üzerine,  görüşme sürecinin gelişmemesi için, Ortak Belgenin gelişmesinde etkisi ve katalizatör olarak yapıcı rolü olan CTPBG’yi hükümetten uzaklaştırmak manevraları başladı.

Daha önce yerel seçimlerde işbirliği için 2006’yı hatırlatarak, DP’ye “hükümeti bırak da öyle gel” diye seslenen UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, son yapılan UBP toplantısından sonra, yetkiyi, bu ön koşuldan arınmış olarak partisinden aldı.

Böylece kendi partisinden de yerel seçimlerde işbirliği yetkisi alan Serdar Denktaş’la görüşme kapısını araladı. 2014 Yerel Seçimlerinde, UBP-DP işbirliği, daha sonrası için hükümet olma konusunun eşiğidir. 2006’ da yerel seçimlerde gerçekleştirilen gizli, UBP- DP ittifakının yol açtığı siyasi krizi hatırlarsak. Günümüzde,  CTPBG’nin yönetimde olduğu Belediye Başkanlarının görev yaptığı yerlerde, onlara karşı, hükümet ortağı  olan DP ile’ UBP’ nin yapacağı bu işbirliğinin yol açacağı siyasi ve psikolojik sorunların arkasından, çok önemli bir siyasi krize yol açılacağı açıktır.

Döviz krizinin ve ekonomik sıkıntıların, en geniş kitleler üzerinde   yol açtığı moral kırıklığı ve buna bağlı olarak CTPBG’ye dönük sürdürülen sistemli karşı propaganda da bu süreçte vardır.. Ayrıca gerek CTPBG içindeki sıkıntılar, gerekse demokratik kamuoyu içindeki dağınıklık, bu Saray Merkezli Mühendislere, günümüzde manevraları için başka avantajlı olanaklar da yaratmaktadır.

Dolayısı ile Ortak Metnin oluşmasını ve gün ışığına çıkmasını engelleyemeyen Güneyin ve Kuzeyin statükocuları, şimdi iki tarafta da ayrı ayrı hükümet krizine yatmış bulunmaktadır.  Böylece Ortak Metnin dayandığı temelleri esas alan ve çözümün bu temelde gelişmesine katkı koyacak olan siyasi güçleri, ya yönetimlerden uzaklaştırmak, ya da etkilerini daraltarak, sürecin işlevsiz kalmasına çalışmaktadırlar. Bunu göremeyip, kendi içinde demokratik birliğini ve toplumu içindeki demokratik birliğini koruyup geliştiremeyen çözümcü siyasi güçler; eğer dar siyasi amaçlarla, günlük erk kavgaları ile kısırlığa ve siyasi kabızlığı sürdürürlerse,  bu ”mühendislere”, en önemli avantajı sunacaklardır...

Bu yazı toplam 2016 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar