Doğu Akdeniz’den Somali’ye kadar İsrail etkisi
Kıbrıs’ın da coğrafi anlamda parçası bulunduğu Ortadoğu bölgesi 2026 yılında daha gerilimli bir döneme adım atmış görünüyor.
Orta Doğu'nun en güney ucunda, 2026 ve sonrasına damgasını vuracak ilginç bir hamle İsrail’den geldi. İsrail, eski bir ingiliz, sömürgesi olan Somaliland bölgesinin Somali Cumhuriyeti’nden tek taraflı bağımsızlık kararını tanıdığını duyurdu.
Somaliland bölgesi liderleri, 1991 yılında ayrılma kararı almış ve daha sonra da bu kararı, referandumla bölge halkının onayından geçirmişti. Somali Cumhuriyeti ayrılma kararını tanımamış ve ayrılıkçıların kontrol ettiği bölgeyi Somali Cumhuriyeti’nin ayrılmaz bir parçası olarak tanımlamaya devam etmiştir. İsrail’in Afrika’da ayrılıkçı bir bölgenin tek yanlı bağımsızlığını yıllar sonra tanıması, Türkiye’yi de yakından ilgilendiren, derin jeopolitik dalgalanmalara yol açmaya adaydır.
Dünya için sürpriz olan bu kararın en önemli yönlerinden birisi, Suriye ve Doğu Akdeniz’den sonra Somali’de de İsrail ile Türkiye’nin dolaylı olarak karşı karşıya gelmiş olmasıdır.
İsrail, Esad rejiminin Aralık 2024’te devrilmesinden sonra, Suriye’de üç ayrı cephede Türkiye ile adım adım bir karşıtlaşma süreci yaşamaya başlamıştır. Bunlardan birincisi, radikal islamcı HTŞ örgütünün denetimine geçen Suriye yönetimi ile Türkiye arasında gelişmesi muhtemel olan askeri işbirliği girişiminin İsrail tarafından hedef alınmasıdır. Basında çıkan haberlere göre İsrail, Suriye’de Türkiye’nin kullanımına hazırlandığı ileri sürülen bazı hava alanlarını bombalayarak kullanılamaz hale getirmiştir. Zaten İsrail Yönetimi, Suriye’de, kendi güvenliğine tehdit oluşturabilecek herhangi bir gelişmeye izin vermeyeceğini birkaç kez açıklamıştı.
İsrail’le Türkiye’nin Suriye coğrafyasındaki gerilimi sadece bununla sınırlı değildir. İsrail ayni zamanda, HTŞ önderliğindeki yeni Suriye rejimini güneyde ciddi derecede zayıflatacak adımlar atmıştır. Bu kapsamda, İsrail ordusu başkent Şam’ı neredeyse abluka altına alacak şekilde manevralarla Golan tepelerindeki kontrolunü genişleterek derinleştirmiş ve güney Suriye’de yaşayan Dürzi toplumuna askeri, siyasi ve ekonomik destek ve koruma sağlamaya başlamıştır. İsrail’in bu eylemleri, Suriye’de HTŞ liderliğindeki yönetimin istikrarını stratejik hedef olarak belirleyen Türkiye’nin plan ve yaklaşımlarını sekteye uğratmakta ve Suriye’nin parçalanmasına zemin yaratmaktadır. Üçüncü olarak, İsrail’in bu hamleleri, kuzeydoğu Suriye’yi siyasi ve askeri kontrolu altında bulunduran ve çoğunluğu Kürtlerden oluşan bölge yönetiminin otonomi talebine dışsal bir destek sunmaktadır. Türkiye, bu bölgedeki Kürtlerin silah bırakarak HTŞ yönetimine entegre olmasını umarken, İsrail’in karşı hamlelerini hesaba katmak zorunda kalmaktadır.
Türkiye, Doğu Akdeniz’in başka bir alanında da İsrail’le karşı karşıya gelmiştir. KıbrıslıRumlar’ın yönetimindeki Kıbrıs Cumhuriyeti, ABD’nin bölgedeki değişmez stratejik müttefiki İsrail’le, Yunanistan’ın da katılımıyla bir ortak savunma doktrini oluşturmuş bulunuyor. İsrail başbakanı tehditkar bir dille, Türkiye’nin eylemlerini ‘Osmanlı imparatorluğunu yeniden dirilme’ çabası olarak nitelemiş ve Türkiye’yla savaşmaktan çekinmeyeceklerini ilan etmiştir.
Şimdi, ayrılıkçı Somaliland’ı tanıma kararının ardından İsrail’le, Türkiye’yi karşı karşıya getirmesi beklenen başka bir cephe de Aden körfezinin güney yakasında açılmış oldu.
Hamas İsrail çatışması sırasında İsrail'i vurmayı aklına koyan Yemen'deki Husiler İsrail tarafından hedef alınmıştı. Şimdi İsrail’in Somaliland’a askeri olarak yerleşmesi gibi ciddi bir olasılık ortaya çıkmıştır. Böyle bir olasılık, Yemen’in batı bölgesinin önemli bir bölümünü kontrol eden İran destekli Husilerle İsrail’in hem doğrudan hem de dolaylı olarak çatışmasının yolunu açmaktadır.
Şimdiki koşullarda sadece siyasi ve diplomatik bir hamle gibi görünse de, bu hamlenin ardından İsrail’in Somaliland’a askeri anlamda da yerleşmesi çok şaşırtıcı olmayacaktır.
Ama, İsrail’in Somaliland’ı tanıma kararının en çarpıcı tarafı, Somali Cumhuriyeti ile Türkiye arasındaki yakın askeri işbirliğinin bulunmasıdır. Böylece, İsrail bu hamle ile, Suriye ve Kıbrıs’tan sonra, üçüncü bir bölgede de Türkiye’yle çatışma konumu yaratmıştır. İsrail'in bu tanıma kararını almasına neden olan siyasi ve askeri arka planın, ABD’den habersiz ele alındığını düşünmek yanlış olur. Bunun nedeni de bu tanıma eylemini izleyebilecek askeri gelişmelerdir. İsrail'in güvenliğinin söz konusu olduğu her yerde, ABD’nin ve müttefiklerinin de sahneye çıktığı dikkate alınırsa, 2026 yılında Somali’nin ve Somaliland’ın yer aldığı Aden körfezinde ciddi siyasi ve askeri gelişmelerin ortaya çıkması oldukça muhtemeldir.
Dolayısıyla, Somaliland’ın İsrail tarafından tanınması, yeni yılda askeri çatışmalarda bir durulma olmasına dair iyimser umutları ortadan kaldıran bir gelişmedir.







