1. YAZARLAR

  2. Cenk Mutluyakalı

  3. Batan gemi değil bu düzen!
Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Batan gemi değil bu düzen!

A+A-

Sekiz insan ölmüş...
İnsanlarımız hâlâ denizin soğuk derinliklerinde aranıyor.
En az 18 kayıp var.

Bir yolcu gemisi Girne’den sefere çıktıktan dakikalar sonra su alıyor, alabora oluyor.
Üstelik trajedinin ilk anından itibaren yansıyan görüntüler, karşı karşıya olduğumuz tablonun talihsiz bir kaza değil, insan hayatına dair derin bir ciddiyetsizliğin ve ihmalkârlığın acı bir kanıtı olduğunu gösteriyor.

Yolcuların tahliyesi...
Personelin davranışları...
Acil durum organizasyonu...
Can güvenliği prosedürleri...
Hepsi içler acısı...

Bunların tümü araştırılacak elbette.
Henüz kesin hüküm veremeyiz.

Ama ortada bu kadar ağır bir facia varsa bir başka soruyu şimdiden sorabiliriz:
Siyasi sorumluluk nerede?

***

Böyle zamanlarda “siyaset yapmayınız” diyorlar.
Peki ne zaman siyaset yapacağız?

Sahi nedir siyaset?

Kurdele kesmek mi?
Yeni bir binanın açılışında ön sıraya dizilmek... Başarı varsa sahiplenmek... Yetki varsa kullanmak... Atama yapmak... İzin vermek... Ama işlerin kötü gittiği gün sinmek mi....

Siyaset yetki kullanmak ya da gösteriş yapmak değildir sadece.
Sorumluluk üstlenme ahlakıdır aynı zamanda.

***

2002’de Senegal’de Le Joola feribotu battı.
Facianın ardından ihmaller ve denetimsizlik tartışılırken Ulaştırma Bakanı ile Silahlı Kuvvetler Bakanı istifa etti.

2014’te Güney Kore’de Sewol battı.
“Bu sorumluluğu taşımam gerekir" diyen Başbakan Chung Hong-won istifasını sundu.

2023’te Yunanistan’da bir yolcu, Pire Limanı’nda feribot personelinin müdahalesi sonrası denize düşerek öldü.
Bir tek insan...
Yunanistan Denizcilik Bakanı birkaç gün sonra istifa etti.

***
Bizde nedense “istifa” kelimesi duyulduğu anda şöyle bir savunma başlıyor: “Bakan mı batırdı gemiyi?”
Ya da... “Şimdi sırası mı?”

Bir bakanın istifa etmesi, suçu üstlenmesi değildir.
Suç başka...
Siyasi sorumluluk başka...

Ulaştırmadan sorumlu bir makam varsa... Limanlar ona bağlıysa... Denetimler, sefer izinleri, standartlar, mevzuat ve gözetim onun siyasal alanındaysa... Ülkenin limanından çıkan bir yolcu gemisi daha yolculuğunun başında batmış ve insanlar ölmüşse...

Ulaştırma Bakanı’nın istifasını beklemek neden tuhaf olsun?
Asıl hiçbir şey olmamış gibi makamında oturmasını doğal karşılamak tuhaf değil mi?

***
Sorumluluk!
Bunu görmek istiyoruz.

Bir bebeğe hastanede alkollü mama verildi.
Yirmi günlük Mihrimah öldü.
Soruşturmalar başladı, davalar konuşuldu, personel tartışıldı...
Ama siyasi sorumluluk?
Yok.

Bir de işin başka yüzü var.

Bu insanlar pahalı yatlarda tatil yapan turistler değildi. Çoğu ülkelerine gidip gelen sıradan insanlar... Dar gelirli aileler... Emekçiler... Yakınları... Uçağa verecek parası olmadığı için deniz yolunu seçenler...

Kimi zaman insan onuruna yakışmayacak koşullarda, neredeyse çaresizlik içerisinde seyahat ediyorlar.

Türkiye üzerinden hamaset üretmeyi siyaset sananların, tümü muhtemelen Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı bu insanlara layık gördükleri düzen bu!

Bırakınız masalları...
Yetkiniz varsa...
Sorumluluğunuz da vardır.
Atamaların, makamların, protokolün sahibiyseniz...
Faciaların da siyasi muhatabısınız.

Batan gemi değil bu düzen aslında!
Her defasında...

Hade!
 

Bu yazı toplam 533 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar