Cevdet Yılmaz ve Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkürler; gerisi hikaye!
Yazmayayım, yorumlamayayım, takılmayayım, eleştirmeyeyim dedikçe, örneğin sevgili Ünal Abim üzerime üzerime geliyor!
-*-*-
Abimin yaptığı konuşmalara, söylediklerine bakan, inceleyen, uyaran yok mu?
-*-*-
Mesela geçen gün Ankara’daydı!
Cevdet Yılmaz ile yaptıkları görüşmenin ardından bir açıklama yaptı…
-*-*-
Açıklamayı dün TAK’tan okudum…
-*-*-
Aklıma takılan konular var…
Bazı cümlelerde “ne demek istediğini” gerçekten anlamadığım için, buradan sormak istiyorum…
-*-*-
Mesela, "… Bugün de yarın da ve önümüzdeki günlerde de bu güçlü bağlarla, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yaşayan halkımız, Türkiye ile bir bütün olarak yoluna devam edecek." dedi!
-*-*-
Ne demek istedi?
Tamam KKTC’de yaşayan bir halk var, onu anladım da “Türkiye ile bir bütün olarak yoluna devam etmek” meselesini anlamadım!
Nasıl olacak?
Ne tür bir bütünlük?
-*-*-
İkinci bir örnek vereyim…
“… Ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde duruncaya kadar Türkiye ile mali protokoller aracılığıyla büyük projeler gerçekleştireceğiz” dedi!
-*-*-
Ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde durmak ve aynı anda Türkiye ile bir bütün olarak yola devam etmek…
Ahmet Kaya ne diyordu
“Nerden baksan tutarsızlık!”…
-*-*-
Ne zaman kendi ayaklarımız üzerinde duracağız?
Böyle bir ihtimal var mı?
-*-*-
“… Altyapı ve karayolu projeleri gibi alanlarda yapılan yatırımların da ülke halkını rahatlattığını” söyledi!
Hangi alt yapı?
-*-*-
“… Reel sektör ve sanayi çalışanlarını rahatlatacak tüm konuları masaya yatırdık” da dedi!
Havada bir açıklama!
Muğlak diyelim!
-*-*-
Ve gelelim esas meselemize!
Kan damlaması şart!
-*-*-
Diyor ki, “… Gelecek günlerde Kıbrıs'ın en önemli ihtiyaçları arasında bulunan enerji konusunda ne gibi çalışmalar yapabileceğimizi kamuoyuyla paylaşacağız” dedikten sonra ki burada da “ne yapacaksınız be Abi, Kıb Tek’i özelleştireceksiniz?” diye sorabilirdim ama sormuyorum…
-*-*-
Şunu sormaktan kaçamam ama..
"Biz bütün bunları yaparken Güney (Kıbrıs) Rum hükümeti de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ekonomisini geriye götürmek, baltalamak ve insanımızı zora sokmak için her türlü baskıyı üzerimize uygulamaktadır."
Rum Hükümeti baskı uyguluyor!
Kime?
Nasıl?
Neden?
-*-*-
Her ay maaş ödemek için maliyenin borçlanmasını belki de Nikos Hristodulidis ayarlıyordur!
-*-*-
Biraz daha kan damlamalı!
Ne diyor?
Diyor ki, "… Yunanistan, İsrail ve Güney (Kıbrıs) Rum hükümeti, imzaladıkları bir savunma protokolüyle bir silahlanma yarışı içerisine girdiler. Her geçen gün yeni yeni savunma araçlarını almak için basında şov yapmaya devam ediyorlar. Tabii unutuyorlar, Kıbrıs Türkü yalnız değil. Kıbrıs Türkü'nün yanında ana vatanı Türkiye Cumhuriyeti vardır. Ne yaparlarsa yapsınlar. Biz de günü geldiğinde kendilerine aynı şiddetle ve aynı şekilde bir cevap vereceğimizden hiç kuşku duymuyoruz."
-*-*-
Günü gelmek?
Aynı şiddetle ve aynı şekilde cevap vermek?
Vallahi da billahi da anlamadım!
-*-*-
Günü gelmek demek, savaş çıkarmak mıdır?
-*-*-
Ve gelelim esas meseleye…
-*-*-
Üstel’e göre Güney Kıbrıs Rum hükümeti su sıkıntısı çekiyor!
Bu bilgiyi kimden nasıl aldı belli değil!
Ama komik!
-*-*-
Güney’de barajlarda doluluk oranları düşük… Bu gerçek de su sıkıntısı yok!
Kaldı ki zaten Abim de sıkıntıyı hükümetin çektiğini söylemiş zaten…
-*-*-
Ve demiş ki Ünal Abim; “KKTC tarafından sunulan teklifleri reddettiler”…
Kim reddetti?
Rum Yönetimi!
Yani bizim aşırı fazla suyumuz var ve “siz de buyurun” mu demişiz?
-*-*-
Sevgili Başbakan bu aşırı fazla suyu nerede buldu?
Gizli artezyenler mi kazdık?
-*-*-
"Türkiye'den KKTC'ye Su Temini Projesi"nden bahsediyor da, bunun Kuzey’deki aşırı nüfusa yetmediğini bilmiyor mu?
-*-*-
Ama yine de suyu reddedişle “zihniyeti” bağlamak her siyasetçinin harcı değil!
Neymiş?
Rumlara demişiz ki siz de alın Türk suyu ve almamışlar…
"Çünkü zihniyet farklı ve zihniyet adanın tümünü ele geçirmektir."
Öyle dedi Ünal Abim!
-*-*-
Tak sayfalarca yazdı, BRTK’da saatlerce haber oldu bu ifadeler…
Yaaaa…
-*-*-
Sonuç mu?
Cevdet Yılmaz diyor ki, ne erken seçim ne de UBP’de kurultay, benim adamım Ünal Abi, çatlayın patlayın!
O kadar!
-*-*-
Ünal Abim ne dedi açıklamasının sonunda?
TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz'a ve bizi hiçbir zaman yalnız bırakmayan Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a da bir kez daha KKTC halkının sevgi ve saygısını huzurunuzda iletmek istiyorum."
-*-*-
O kadar!
Siyasi olmayan fıkra!
Hep aynı konuları yazmaktan gına geldi!
Yine aynı yerdeyiz!
-*-*-
Her türlü iğrenç iddianın havada dolaştığı ülkede, bu iddiaların odağındaki hükümete Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın “destek verdiği” iddiası veya “görüntüsü” yine mide bulandırdı!
-*-*-
Gerçekten artık bunları yazmak istemiyorum…
-*-*-
Belli ki Türkiye’deki efendiler, buradaki rezaletten hiç de şikayetçi değil!
-*-*-
Fıkra yazarım daha iyi…
-*-*-
Neyse; eve hırsız girmiş!
Ev sahibi karı – kocayı bağlamış…
-*-*-
Kadının kulağını hafifçe öper gibi yapıp, banyoya doğru yürümüş!
-*-*-
Kocası, kadına, “canım kulağını öptü sanırım senle sevişecek, sık dişini, üzülme, bizi öldürmesin, seni seviyorum” demiş!
-*-*-
Kadın, kocasına dönmüş; “… Canım hırsız eşcinsel olduğunu söyledi, seni beğenmiş, evde vazelin olup olmadığını sordu, banyoda var dedim, sık dişini, bizi öldürmesin, seni seviyorum” demiş!
-*-*-
Şimdi bu fıkrada, en baştaki siyasi yorumu sakın bağdaştırmaya çalışmayın!
Öylesine yazdım!
Fıkranın ana fikri bence şöyle: Hırsızın hırsız olduğu kesin de cinsel yönelimini anlamak kolay değil!
Biz olmasak Rum kasaplar kırmızı et satamayacak!
Kıbrıs Cumhuriyeti İstatistik Servisi tarafından Tsiknopempti (geleneksel ızgara günü) öncesinde yayınlanan resmi verilere göre, Güney Kıbrıs'taki tüm et üretiminin neredeyse yarısını domuz eti oluşturuyor ve tüketim alışkanlıklarında başı çekiyor.
-*-*-
Güney’deki istatistiklere göre, 2024 yılında Kıbrıs'ın toplam et üretiminin yüzde 48'ini domuz yetiştiriciliği oluşturdu ve bu rakam 35 bin 342 tona ulaştı.
-*-*-
Kanatlı hayvan yetiştiriciliği yüzde 38 – yani 28 bin 136 ton ile ikinci sırada yer alırken, sığır ve koyun yetiştiriciliği sırasıyla yüzde 7 ve yüzde 6 ile önemli ölçüde geride kaldı.
-*-*-
Bu da demektir ki, Rumların sığır eti ve kuzu – keçi eti tüketimi çok düşük…
-*-*-
Hatta sanırım “biz” olmasak, o taraftan bu tarafa hem perakende hem de “toptan” et almasak, kasapları kırmızı et de satamayacak!
-*-*-
Üretim rakamları, adanın genelindeki tüketim alışkanlıklarını yansıtıyor.
-*-*-
in-cyprus.philenews.com haber sitesine göre 2020 ile 2024 yılları arasında Kıbrıslılar (Güney’dekiler tabii ki), kişi başına yılda ortalama 41,1 kilogram domuz eti tüketirken, bu rakam kümes hayvanları için 37,1 kg, sığır eti için 9,3 kg ve koyun ve keçi eti için 6,2 kg olarak gerçekleşti.
-*-*-
Tsiknopempti, Kıbrıslıların geleneksel olarak adanın dört bir yanında mangal yakıp, hava koşullarından bağımsız olarak mahalleleri barbekü dumanıyla doldurduğu, Paskalya öncesi perşembe gününü işaret eder.
-*-*-
Bu arada bizde böyle bir bilgi ya da istatistik var mı?
Yoktur!
-*-*-
Neden yoktur?
Böyle “gereksiz” bilgileri tutmaya “gerek” olmamasından da olabilir, nüfus ve tüketim konusunda “hassas” olmamızdan da!








