1. YAZARLAR

  2. Salih Sarpten

  3. 21. Yüzyılda Ezber ve Hafızlık Yaklaşımı
Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Ayrımız gayrımız!

A+A-

Özellikle kendisi aradı, davet etti, nezaketin gereği de katılmaktı.
Gittim!
‘UBP Kurultayı’ öncesi Başkan adayı Faiz Sucuoğlu’nu dinledim.
“Türkiye söyleyecek, biz yapacağız” demesini elbette beklemezdim.
Tatar da gelirken bunu dememişti.
Giderken söyledi.
“Gurur duyarım” dedi.
Bir siyasetçi “kendi ülkesinde söz sahibi olamamaktan” nasıl gururlanır anlamış değilim.

***

Niye böylesine “heyecan” yapıyorlar?
Parti başkanı ya da başbakan olsan ne fark edecek; bir makam odası, bir makam aracı, bir makam şoförü, iyi de bir maaş dışında…
Ha bire el pençe divan!
Birkaç  “atanmış” önünde süklüm püklüm durmak gibi anıların kalacak geriye!

***

Basın toplantısında üç sözcük defa defa tekrar edildi:
“İlim, bilim, dürüstlük.”
Sucuoğlu, partisinin son dönemine dair defoları iyice ezberlemiş.
Ne yoksa bolca söylemiş.

***

Gitmişken elbette “müdahale”yi sordum.
Son seçimde UBP’nin tavrı bu toplumu yaraladı.
Demokrasiyi çizdi!
“Nasıl yorumlarsınız” dedim.
Yanıt manidardı:
“Bundan önceki Cumhurbaşkanlığı seçimleri kadar bir müdahale yapılmıştır, eğer yapılmışsa, geçmişle kıyaslandığı zaman bir değişiklik yoktur.”

***

“Biz buna alıştık” misali!
Hani “normalimiz” bu…
Biraz utanmazca dersek: “Alışmış kudurmuştan beterdir” gibi.

***

İlim, bilim, dürüstlükle iki büklüm ve süklüm püklüm bekleyeceğiz, yine, yeniden gelecek talimatları…
Şeyhlerin elini öpecek, dergahları gezecek, elçi efendilerle dağ başında yemekler yiyecek, özel uçaklarla Ankara’ya kaçacak, azılı saldırganlarla yıkık kentleri gezecek, demokrasi oyunlarında rol keseceğiz.
‘Başkan’ olsak ne olacak?

***

Bir arkadaşım sordu, “kimi şanslı görüyorsun” diye…
Sanırım bu noktadan sonra UBP’ye düşen görev Dursun beyi başkan seçmektir.
Hem siyasette kirini pasını duymadım, Dursun Oğuz’un…
Hem de Türkiye’de doğmuş, bu ülkeye kök salmış biri…
Onca sene “Türkiye’ye bağlılık” üzerinden politika yürüterek üleşmeyi Kıbrıslı odağında sürdüren, Anadolu’dan gelen yoksulların sırtından ve onların oylarıyla servetini ve keyfini besleyen bir partinin, “ayrımız gayrımız yok” deme vakti gelmedi mi?

Bu yazı toplam 1215 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar