1. YAZARLAR

  2. Niyazi Kızılyürek

  3. Temmuz’un Gör Dediği ve Kıbrıs’a Kaçmak!
Niyazi Kızılyürek

Niyazi Kızılyürek

Yazarın Tüm Yazıları >

Temmuz’un Gör Dediği ve Kıbrıs’a Kaçmak!

A+A-

Türkiye yeni bir darbe ile sarsılmış durumda. İslamcı Hareketin “iç savaşı” olarak tecelli eden bu darbe girişimi, bir zamanlar Kemalist kadroları saf dışı bırakmak için işbirliği yapan AKP ve Gülen Cemaati’nin iktidar paylaşımında karşı karşıya gelmelerinden kaynaklandı. Kemalist düzeni yıkmayı becerip muzaffer olan İslamcı Hareket, kendi içinde yaşadığı iktidar kavgası sonucu bölündü ve kanlı bir iç çatışmaya sürüklendi.

İlginçtir, kavganın karşıt uçlarında yer alan AKP ve Gülen Hareketi, birbirlerine karşı giriştikleri kanlı kavgada zaman zaman Kemalistlerle ittifak kurmaktan çekinmiyorlar. Örneğin AKP, Balyoz ve Ergenokon davalarında Kemalistlere karşı Gülenciler ile birlikte hareket etmişken, daha sonra Gülencilere karşı Kemalist komutanlarla işbirliği yaptı. Bu son darbe girişiminde de öyle anlaşılıyor ki Gülenciler, bazı Kemalist çevrelerle AKP hükümetini iktidardan devirmeye yöneldi.

Kısacası, Türkiye’de Halk İslam’ı (AKP) ile Yüksek İslam (Gülen Hareketi) ölümüne karşı karşıya geldiler. AKP hükümeti Olağanüstü Hal ilan ederek devlet kurumlarını temizlemeye yöneldi ve görünen o ki, sadece Gülen Hareketi değil, Kemalist kadrolar da hedefte olacak. Devlet kurumları artık AKP’li militanlarla doldurulacak. Bu durum, kuşkusuz, Türkiye’nin özlenen istikrara, iç-barışa ve hukuk devletine kavuşmasını epeyce geciktirecek ve ülke uzunca bir süre daha istikrarsızlık yaşayacak.

Bu gelişmelerin şu veya bu oranda ve şu veya bu biçimde Kıbrıs’a yansıyacağı aşikardır. Fakat ben bu noktada kehanette bulunmaktan çok, olaylara farklı bir perspektiften, ada nüfusunun geleceği açısından bakmak istiyorum.

Temmuz ayının Kıbrıs’ta bambaşka anlamları vardır. Örneğin Yunan Cuntasının 15 Temmuz darbesi, onlarca yıl Anavatan Yunanistan ile birleşmeyi, bir olmayı savunan ve Kıbrıs’ı alıp Yunanistan’a “kaçmayı” savunan Kıbrıslı Rumların yanılsamadan uyanarak Kıbrıs’a “kaçmalarına” yol açtı. Artık kendilerini Yunanistan ile birlikte değil, ayrı bir devletin yurttaşları olarak tahayyül etmeye başladılar ve bir zamanlar adını bile duymak istemedikleri Kıbrıs Cumhuriyeti’ni sahiplenmeye başladılar.

20 Temmuz, işin başında Kıbrıslı Türklere “kurtuluş” gibi görünse de, geçen yıllar Kıbrıslı Türkleri kurtuluşu Anavatana kaçmakta değil, Kıbrıs ülkesine “kaçmakta” aramaya itti.

Son 15 Temmuz darbe girişimi ise Kıbrıslı Türklere Türkiye ile aralarında var olan esaslı farkları bir kez daha hatırlattı. Kıbrıslı Türkler ne kışlaya ne de camiye biat ederler. Demokrasi ve barış içinde yaşamayı arzu ederler ve ister din ister asker kökenli olsun, her türlü otoriter anlayışı reddederler. Türkiye’de yaşananları endişe içinde izlerken aslında ülkeleri Kıbrıs’ı yeniden keşfediyorlar ve biliyorlar ki, ada barışa kavuşmadan Kıbrıslı Türklerin toplumsal varlığı tehdit altında olmaktan kurtulmayacak.

Kısacası, uzun yıllar irredantist milliyetçiliğin etkisi altında kurtuluşu Anavatanlarda gören Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumlar, “Temmuz’un” farklı deneyimlerinden ve farklı yollarından geçerek yeniden Kıbrıs’a “döndüler” ve artık geleceklerini Kıbrıs ülkesinin sınırları içinde tahayyül etmeye başladılar.

Ne var ki, adaya dönüşleri oldukça geç oldu. Bu arada, ülke iki ayrı parçaya bölündü ve daha da vahimi, iki toplum adanın iki ayrı yakasında birbirine karşı üslendi.

Şimdi anlamaları gereken şey, ayrı ayrı kurtuluş olmadığı gibi, birbirlerine karşı üslendikleri sürece selamete kavuşamayacaklarıdır. Ortak yurtlarına birlikte çeki düzen vermekten başka çıkar yol yoktur.

Dışarıda müttefik aramak boşuna bir gayrettir. Ne AB, ne ABD, ne de “Doğal Gaz” gibi “stratejik” düşüncelerle hiçbir yere varılamaz. Bu türden yanılsamalardan arınarak mütevazi olmak ve çapımızı doğru hesaplamak gerekiyor. O zaman görülecektir ki, bölgemiz yanarken, dünyamızın “çivisi çıkmışken” ve Anavatanların hali ortadayken yapılacak en akıllı şey, birbirine yaslanarak ortak bir gelecek kurmaktır. Yani, ittifakı içeride kurmaktır. Ve bu ittifakı, oy depoları etnik gruplar olduğu için etnik hassasiyetleri gözetmekten bütünün ortak haklarına yönelemeyen liderlerin değil, yurttaşların girişimiyle aşağıdan oluşturmak gerekiyor.
Çok farklı ve zengin olayların tanığı Temmuz’un dediği budur...

Bu yazı toplam 7354 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar