1. YAZARLAR

  2. Eralp Adanır

  3. Korona Şarkıları-1
Eralp Adanır

Eralp Adanır

Yazarın Tüm Yazıları >

Korona Şarkıları-1

A+A-

Dünyadaki tüm köklü değişimlerde, söz konusu değişimi, yaşanmışlığı anlatan, geleceğe taşıyan en önemli araçlardan biri de müziktir kuşkusuz.

Müzik; kendine has türleriyle, yorumlarıyla; yaşanmışlıkların ve dolayısıyla o günün tanıklığını yapandır aynı zamanda. Geriye dönüp bir zihnimizi zorlayalım isterseniz. Çok da geriye gitmeye gerek yok. Örneğin 2. Dünya Savaşıyla ilgili şarkıların başında, hatırımızda kalan “Lili Marleen” şarkısıydı. Orijinal sözleri 1915’te 1. Dünya Savaşı’nda Rus cephesinde savaşan Hans Leip tarafından yazıldı, daha sonra “Nöbetteki Genç Askerlerin Şarkısı (Das Lied eines jungen Soldaten auf der Wacht) olarak yayınlandı. Müziğini Nobert Schultze 1938’de besteledi. Şarkının orijinal ismi “Lambanın altındaki kız (Almanca; Das Madchen unter der Laterne)’dı fakat “Lili Marleen” olarak ün kazandı. Lale Andersen tarafından 1939’da Marlene Dietrich’in sesi ile kayıt edilmesi şarkının ününü arttırdı. Nazi rejimine ve Joseph Goebbels’in sayesinde Nazi propagandası olarak kullanılmasına rağmen popüler olmayı başardı. Bununla birlikte 1941’de Belgrad’ın işgali sonucu Belgrad Radyosu’nun Alman ordusunun radyosu haline gelmesi ile bütün Avrupa ve Akdeniz’de yayınlandı. Her akşam saat 21.55’te çalınmakta ve hem Alman hem de müttefik askerleri tarafından ilgiyle dinlenmekteydi. Günler geçtikçe bu şarkı, iki cephe hendeklerinde, nöbet yerlerinde barışın simgesi olmuştu.

Ya da 1987’de “Ferry Aid” şarkısı haline gelen yeni düzenlemesiyle The Beatles klasiği “Let It Be”... 6 Mart 1987 tarihinde MS Herald feribotu alabora olmuş ve 193 yolcu ve mürettebat hayatını kaybetmişti. Bu felaketin ardından kurulan yardım kurumuna maddi katkı sağlamak için Amerikan ve İngiliz sanatçıların katılımıyla yeniden düzenlenmişti Let It Be şarkısı.

Peki ya “We Are The World”?.. Afrika’da açlıktan insanlar ölürken, dünyanın diğer tarafındaki zengin ülkelerin dikkatini çekmek için yapılan o muhteşem “Live Aid” konserleri ve yine birlikte okunan o şarkı? Michael Jackson ve Lionel Richie tarafından yazılan Quincy Jones ve Michael Omartin tarafından düzenlenen We Are The World plağından elde edilen müthiş gelir, Afrika’daki yardıma muhtaç insanlara ulatırılmıştı 1985 yılında.

 

Türkiye’ye ve adamıza gelelim biraz da. 20 Temmuz 1974 savaşının o sıcak günlerinde Türkiye müzik piyasasında da “sıcak” günler yaşanmaktaydı. Adı duyulanlar yanında adını sadece bir kez duyacağımız, hani deyimi yerindeyse “uyduruk” şarkıcılar-besteciler ve plak şirketlerinin yüzlerce plaklaştırdığı 45’lik plaklar... 200’e yakını koleksiyonumda var. Ama ne şarkılar, ne sözler... Savaş çığırtkanlığının, düşmanlığın, nefretin ve kinin biri bin para. Plak kapakları da tanklı tüfekli, asker üniformalı, Kıbrıs haritalı vs... Neyse, benim için koleksiyon değeri büyük bundan dolayı saklıyorum. Ama işte yakın zamanda yaşanan birsavaşın tanıklığı vardı yine o şarkılarda. Ama şunu da unutmamak gerekir; Anadolu insanının ve Kıbrıslı Türklerin bir de “Ağıt” geleneği ve Türküleri vardır ki, işte onlar sadece acıyı dile gtirir. Yaşanmışlığın acısının unutlmaması için sözlere ve notaya dökülen o ağıtlar. Bir “Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı”, “Burası Muştur”, ya da bizim adamızdan “Hanaylar Yaptırdım Döşedemedim”, “Arap Ali Ağıdı”, “Dr. Behiç Türküsü-Ağıdı”... tümü de bir tanıklığın izdüşümü.

*      *     *

Örnekleri daha da çoğaştmak mümkün ama biz şu an yaşadığımız günlere dönelim. Koronalı günler... Dünya karantina altına girerken, “pozitif” kelimesini artık ismimiz kadar duyarken, ve ne yazık ki ölümler yaşanırken, müzik de rahat durmuyor tabii ki. Benim konuyla ilgili şarkıya rastlayışım, Türkçeye uyarlama şeklindeydi. Hani gülsem mi ağlasam mı misali, birçoğumuzun yakından bildiği İtalyanların özgürlük şarkısına dönüşen, aslında bir sevgiliye ithaf edilen “Çav Bella” şarkısı, günümüzde özellikle “sol” kanatın da sevdiği bir “devrimci şarkısı” olurken, bugün artık Korona Virüs’le de örtüştürüldü.

Cezmi Kalorifer’in Şafak Salda’ya ait instagram hesabından paylaştığı uyarlamanın ilk mesaj yazısı ise şöyleydi: “Karantina marşımız. Ezberleyin balkonlardan söyleyeceğiz.”

16 Mart tarihinde paylaşılan ve müziksiz, sadece tek sesle okunan Korona Şarkısının sözleri şöyleydi:

   

    “İşte bir sabah uyandığımda, Her yanım Korona Korona Korona

     Haydi giriyoruz, karantinalara, her yanım ha Korona

          Çin’de bir yavşak, yarasa yedi, yarasa yenir mi?, yenir mi?, yenir mi?

          Makarna yiyeydin, fasulye yiyeydin, ulan yarasa yenir mi?

     Bahar ayları, evde oturmak, reva mı lan bana, lan bana, lan bana

     İşsiz kaldı millet, güçsüz kaldı millet, ulan Çin’deki pezevek.”

 

Nejla Egemen...

Bunu yazarken bile gülüyorum... Kıbrıs’tan da rastladığım yine böylesi bir çalışma oldu. Yani Çav Bella’ya Koronalı sözler yazılıp söylenmesi. Genç bir kızımız, Nejla Egemen yazmış sözlerini. Gitarıyla ve güzelim sesiyle de çok güzel seslendirmiş, buradan kutlarım. Nejla Egemen’in şarkıya uyguladığı sözler de şöyle:

   

   “Günlerden bugün, tam altıncı gün, Çav Bella, Çav Bella, Çav Çav Çav

     Ellerimiz bağlı, evde tıkalı, yurdum bir virüsle işgal altı.

     Ey Kıbrıs halkı, birlik zamanı, Çav Bella, Çav Bella, Çav Çav Çav

     Dert etme yurdum, bu da geçecek, her şey eskiye dönecek.

          Eğer ölürsem, ben bu virüsten, Çav Bella Çav Bella Çav Çav Çav

          Götürün beni, Beşparmak dağına, diğer yanımı Trodoslara

          Götürün beni, Beşparmak dağına, dayanamam hapsolmaya.

      Güneş doğacak, virüs kaçacak, Çav Bella Çav Bella Çav Çav Çav

     Mangallar yanacak, Gonyaklar tokuşacak, yemeler içmeler tekrar başlayacak

     Mangallar yanacak, Gonyaklar tokuşacak, muhabbet tekrar olacak.”

 

Nejla Egemen’in Çav Bella şarkısına uyarladığı Koronalı şarkı da böyle. Gerçi mangal konusunda sanırım hiç olmadığı kadar yakılıyor ya, neyse (gülüyorum.).

Anadolu insanının kıvrak zekası muhteşem, yine konuyla ilgili bir çalışmayı daha yakaladım facebook’ta, ki gülmekten karnıma sızı girdi. Bir kere parça bir beste. Ya böyle işte. Uyarlama değil yani. Hem de oyun havası. Elektro bağlamayla icra ediliyor ve söz-müziği de Kıriminli Recep Öztürk’e ait. Ben de “mu_stafa 440” rumuzlu paylaşımcıdan gördüm. Sözlerine bir bakar mısınız...

    

    “Kedi köpeği yerler, Yarasa çorbası içerler(2)

     Yılan akrebi severler, Korona virüsü oldu Çinliler.

     Kurt böcekle beslenirler, ne yediklerini bilmezler(2)

     Çekirge ile kurbağayı çok severler, Korona virüsü oldu Çinliler.

     .....

     Ah Korona Korona, gelme bize git onlara, Korona virüsü oldu Çinliler

     (Yarasa koymayın dedim oğlum, çorbaya yarasa konur mu ulan?)

 

Örnekler çok dediğim gibi ama özellikle sosyal medyada bir anda “patladı” diyebileceğimiz uyarlamalı Korona şarkısı, Türkiyeli müzisyen Doğanay Tüzüngüç’ten gelmişti. Kübalı şarkıcı Camila Cabello’nun ünlü “Havana” şarkısını o kadar güzel yorumladı ki, bir anda gündem olması kaçınılmazdı. Annesiyle evde kapalı kalan ve sözlerini 25 dakikada yazdığını belirten Doğanay Tüzüngüç, telefonuyla kendi çekimini yapıp paylaştığını belirtmişti bir röportajnda. “Havana” şarkısına yazdığı-uyarladığı Korona virüs şarkısının sözleriyle bugünkü yazımızı tamamlıyoruz. Bir diğer yazımız yine Korona’yla ilgili olacak. Bu kez de hem Türkiye’de hem de özellikle ülkemizde “Evde Kal Güvende Kal” sloganından yola çıkılarak yapılan şarkılarından bahsedeceğiz.

     “Korona o nana, dize getirdin dünyayı helal sana

     Kapadın dünyayı evine ocağına, üç buçuk atıyoruz burda, helal sana Korona.

Hapşırma sakın oyarım bak, ağzını kapa, Elinle değil be dirseğinle, ne cahilsin ya

Aman dur bana hiç yaklaşma, bir metrede dur, Şakası yok bak bu Korona

     (N)Hadi millet hep birlikte, Uuu o ellerini yıka, on dakkada bir yaja

     Uuu o evinden de çıkma, mecbur değilsen na na na

Korona hoşgeldin, bütün dünyaya temizliği öğrettin

İnsan olarak haddimizi bildirdin, bize acayip dersler verdin, haddimizi bildirdin.

     Sakın bak anneannene sarılma, uzak dur ondan, AVM’lerde takılma mikrop var orada

     Kitap oku yoga yap beni ara, çene çalarız, şakası yok bu Korona

(N-nakarat)

Korona çok kalma, bir an önce git fukarayı zorlama, Zenginsen kirayı vermeye zorlama,

hadi ya azıcık yardım et birazcık

Korona o na na, canımıza okudun, Korona sen var ya, psikopata bağlattın deli kumbala,

Üç buçuk atıyoruz burada, nerden çıktın Korona.”

Bu yazı toplam 6287 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar