1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Hamit Mandrez-Sihari arasında geçen hüzünlü bir aşk hikayesi…” 1
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Hamit Mandrez-Sihari arasında geçen hüzünlü bir aşk hikayesi…” 1

A+A-

OKURLARIMIZ BİLDİKLERİNİ PAYLAŞMAYA DEVAM EDİYOR…

Bir Kıbrıslırum okurumuz bize gönderdiği mesajda, Hamit Mandrez ile Sihari arasında bir Kıbrıslıtürk ile bir Kıbrıslırum arasında geçen hüzünlü bir aşk hikayesini aktardı… Sözkonusu Kıbrıslırum okurumuz, şöyle yazdı:

“Özellikle bir tür efsaneye dönüşen bir öykü bana sosyal medyadan arkadaşım olan bir Kıbrıslıtürk dost tarafından aktarıldı. Bu hikayeye olan ilgim, bu öykünün kahramanlarından birisinin benim doğduğum köy olan Sihari’den olmasıdır… Sihari, bildiğiniz gibi Beşparmaklar’ın eteklerinde bulunuyor.

Kıbrıslıtürk arkadaşım bana aktardığı bu öyküyü, ninesi Siddiga Osman’dan dinlemiş olduğunu belirtti. Siddiga Osman 1924 yılında Hamit Mandrez’de dünyaya gelmişti. Siddiga Hanım’ın babasının adı Osman Hacı Mustafa idi. Onun babasının adı Mustafa ve Mustafa’nın babasının adı da Halim Musi imiş.

Benim tahminlerime göre Halim Musi, 1840-1850 civarında dünyaya gelmiş olmalıdır.

Halim Musi, Hamit Mandrez’de yaşamaktaydı ve köyüm Sihari’nin papazının Kıbrıslırum kızına aşık olmuştu. Hamit Mandrez ile Sihari köyleri birbirlerine o kadar da uzak değildi ve her iki köyü de Lefkoşa’ya bağlayan yol, Hamit Mandrez’den geçmekteydi. O nedenle Sihari’de yaşayanlarla Hamit Mandrez’de yaşayanların birbirlerini görmeleri doğal ve yaygındı.

Halim’in aşkı çok büyük olmalıydı çünkü bir gece Sihari’ye giderek sevdiği kızı, babasından yani köyün papazından kaçırmış ve kızı kendi köyü olan Hamit Mandrez’e getirmişti.

Halim Musi ile papazın kızının bu aşkından bir oğulları olmuştu: Mustafa koymuşlardı adını… Bu çift hiçbir zaman evlenmemişti çünkü papazın kızı dinini değiştirmek istemiyordu…

Papazın kızı bir noktada köyüne geri dönmek gibi büyük bir karar verdi ve Hamit Mandrez’den gizlice ayrıldı, yanında küçük oğlu Mustafa’yı da götürdü ve babasının Sihari’deki evine sığındı. Halim onu bu işten vazgeçmek için uğraştı ancak kadın kararını vermişti.

Bir gece Halim Sihari’ye giderek gizlice küçük oğlu Mustafa’yı yanına alarak onu gerisin geri Hamit Mandrez’e götürmüştü…

Papazın kızı yani Mustafa’nın annesi, oğlundan böylesi bir ayrılığı kaldıramadı ve kısa süre sonra vefat etti.

Söylencelere göre, akşamları kuzey rüzgarları estiği zaman, Mustafa’nın annesinin Sihari’den gelip Hamit Mandrez’e ulaşan sesi duyulabiliyormuş – oğlunun yasını tutan sesiymiş bu…

Eğer bu öyküyü veya buna benzer bir öyküyü duymuş veya okumuş olan birisi varsa ve elindeki bilgileri paylaşacak olursa, lütfen benimle temasa geçiniz. Ben de papazın bu güzel kızının kim olduğunu çok merak ediyorum, papazın kim olduğunu merak ediyorum, bu bulmacanın eksik parçalarını tamamlamak istiyorum, efsaneleşmiş olan bu gerçek öyküyü bir sonuca ulaştırmak istiyorum.”

 

MEHMET ALTUNER: “BİZ DE BÖYLE BİR ÖYKÜ DUYDUK…”

Bu Kıbrıslırum okurumuzun paylaşmış olduğu bu öyküyü Kaymaklı ve Hamitköy konusunda pek çok araştırması olan Mehmet Altuner arkadaşımıza sorduk ve benzer bir öyküyü onun da duymuş olduğunu öğrendik. Bize şunları aktardı:

***  Biz benzer bir öykü duyduk fakat Musiler midir yoksa başka birisi midir, bunu bilmiyoruz.

***  Musiler, Çerkez kökenli idiler, bildiğimiz kadarıyla vakti zamanında Türkiye’de bir suç işleyip Kıbrıs’a gelip yerleşmişti Musi… Mehmet Ali Tremeşeli’nin anne tarafından da dedesi olurdu Musi ama bu hangi Musi idi?  Mehmet Ali Tremeşeli, baba tarafından da Çerkez bir aileden gelmekteydi. 1800’lü yılların sonlarında Abhazya’dan Kıbrıs’a bazı Çerkez aileler göç etmişti, bildiğimiz kadarıyla oradan gelmişti Tremeşeli’nin baba tarafından Çerkez ailesi. Tremeşeli, kitaplarından birisinde Musiler’den ve dedesi Musi’den söz ediyordu.

***  İlk Küçük Kaymaklı Spor Kulübü de, Musiler’den birisinin evinde açılmıştı.

***  Hamit Mandrez, Venedik döneminde de küçük bir yerleşim yeri olarak vardı. Sonra İngilizler adayı devraldıklarında Koca Hamit’in mandrası Saray Otel’in karşısında, Konak Eczanesi ile Büyük Hamam arasında bir yerdeydi. İngilizler o mandrayı oradan kaldırmak istediler ve Koca Hamit’e Hamit Mandrez’den arazi verdiler. Koca Hamit 1880’lerde gittiydi Hamitköy’e (Hamit Mandrez) ve yerleşimler böyle çoğaldıydı. Hamit Mandrezliler ile Kaymaklılılar, birbirlerinden kız alıp kız vererek akraba oldulardı. Ancak genelde Hamit Mandrez’in nüfusu hiç artmazken, Kaymaklı büyüyüp nüfusu artmıştı. Hatta bir dönem Hamitköy’ün muhtarı yoğudu, Kaymaklı muhtarı, Hamit Mandrez’e de bakardı.

***  Anlattığınız öyküyü biz de duyduk ancak şöyle duyduk: Hamitköylü birisi gidip Sihari’den papazın kızını kaçırır, adı nedir bilmem bu adamın.  Hamit Mandrez’e getirir kızı ve burada yaşamaya başlarlar. Bir çocukları olur, adı Mustafa’dır. Daha sonra papazın kızı köyden ayrılır ve çocuk babasının yanında alır.

***  Barikatlar açıldıktan sonra Sihari’den bazı aileler gelip bu adamın ailesini aramışlardı… Buluştular mı, bilmiyoruz.

 

TORUNUN TORUNU ÖYKÜYÜ DOĞRULADI…

Siddiga Osman’ın torunlarından birisiyle de konuşuyorum ve şu anda yurt dışında yaşamakta olan Altan Yürün, bana bu öykünün doğru olduğunu, gerçekten de ninesi Siddiga Hanım’dan bunu dinlediğini aktarıyor ve bu öyküyü yayınlamamıza izin veriyor. Facebook’tan Kıbrıslırum arkadaşı Siharili olduğu için, ona ninesinin büyük ninesinin Siharili olduğunu aktarmış. Altan Yürün, Siddiga hanımın Osman’ın kızı olduğunu, Osman’ın da Mustafa’nın oğlu olduğunu belirtiyor. Osman Bey, Kaymaklı’dan Ayşe Hanım’la evlenmiş ancak Siddiga hanım henüz iki yaşında iken annesi vefat etmiş ve Altan Yürün’ün ninesi Siddiga Hanım’ın da oldukça trajik bir yaşamı olmuş.

Osman Hacı Mustafa’nın yedi çocuğu varmış ve dört çocuğunu yanına alarak 1937 yılında Antalya’ya gitmiş, sonra da Adana’ya yerleşmiş… Siddiga Hanım, babasıyla birlikte Kıbrıs’tan ayrıldığı zaman henüz 12 yaşındaymış ancak ailesiyle ilgili her şeyi hatırlıyormuş ve bunları sık sık torunu Altan Bey’e aktarıyormuş…

DEVAM EDECEK

 


BASINDAN GÜNCEL…

Fotiu: “Başiyammos bölgesinde 1964 bombardımanda öldürülenlerin kalıntılarına ulaşıldı…”

Kıbrıs Cumhuriyeti İnsani İşler Komiseri Fotis Fotiu, Dillirga’nın Başiyammos bölgesinde 1964’te Türkiye’nin savaş uçaklarının bombardımanı esnasında öldürülenlerin kalıntılarına ulaşıldığını açıkladı.

Kıbrıs Haber Ajansı’na konuşan Fotiu, Başiyammos bölgesindeki geçici askeri hastanede, muhtemelen Kıbrıslırum Milli Muhafız Ordusu üyesi askerlere ait kalıntılar ve kişisel nesnelerin yürütülmekte olan kazılarda bulunduğunu söyledi.

İnsani İşler Komiserliği tarafından 9 Ekim 2019’da  bölgede başlayan kazı çalışmaları, Ulusal Muhafız Ordusundan mayın temizleme ekiplerinin katkısıyla Kıbrıslı uzmanlar tarafından gerçekleştiriliyor.

Fotiu, KHA’ya yaptığı açıklamada “kemik örneklerinin DNA testi için Genetik ve Nöroloji Enstitüsüne gönderildiğini ve sonuçların hafta içinde açıklanmasının beklendiğini” duyurdu.

Fotiu, bomba kraterinin içerisinde bazı patlayıcıların da gömülmüş olduğu yönünde anlatılanların doğru olduğunun da anlaşıldığını, burada bulunan mühimmat nedeniyle bunun zor ve zaman isteyen bir kazı olduğunu anlattı.

Fotiu, “İlgili uzmanların, bölge sakinlerinin ve bulguların güvenliği için gerekli tüm önlemleri alıyoruz” diye konuştu.

KHA’ya konuşan Cumhurbaşkanlığı Komiseri, “Başiyammos hastanesi bölgesinde Ağustos 1964’te  Türk hava saldırılarında kullanılan napalm bombalarıyla şehit olanların kalıntılarının belirlenmesi amacıyla kazı çalışmaları konusunda Bakanlar Kurulu tarafından alınan ilgili karara” değindi.

“Bakanlar Kurulunun kararı, Başiyammos hastanesinin bulunduğu bölgede bir alan ve Panayia Hrisopaterítissas mezarlığında ise iki alan olmak üzere toplam üç kazı alanıyla ilgilidir” diyen Fotiu; ayrıca hastanede çalışan bazı kişilerin gömülü olduğu söylenen Baf’taki gömü alanlarına da değindi ve Bakanlar Kurulunun kararı sonrası bu kararın uygulanması yönünde gerekli tüm araştırmaların yapıldığını söyledi.

İlk kazıların için seçilen alanın Ulusal Muhafız geçici askeri hastanesinin bulunduğu yer olduğunu ve çalışmaların 9 Ekim’de başladığını açıkladı.

“Bazı bilgilere ve tanıklara göre bölgede çok sayıda patlayıcı madde bulunması olasılığından dolayı çok zor bir kazıdan söz ediyoruz” diye konuşan Cumhurbaşkanlığı Komiseri, “şu ana kadar bulunan bulgular ne yazık ki krater içinde patlayıcılar bulunduğunu teyit etti. Bu durum da, ilgili uzmanların, bölge sakinlerinin ve bulguların güvenliği nedeniyle kazı çalışmalarını yavaşlatıyor” dedi.

“Şeffaflık maksadıyla kazı çalışmaları sırasında insan kalıntıları ve kişisel nesnelerin bulunduğunu söylemek istiyorum. Bu kalıntılar belli sayıda insana ait olduğunu gösteriyor. Kalıntılar muhtemelen Ulusal Muhafız üyelerine aittir” diyen Fotiu, “kemik örneklerinin kimlik tespiti için, DNA testi için Antropoloji laboratuvarlarına gönderildiğini ve sonuçların hafta içinde beklendiğini” dile getirdi.

Fotiu’ya göre Kıbrıslı uzmanlar ve mayın temizleyiciler tarafından gerçekleştirilen çalışmalar devam ediyor.

Fotiu son olarak burada gömülmüş olanların ailelerine dayanışma dile getirerek “sevdikleri kişilerin akıbetini bilme hakkı olan herkese bir cevap verebilmek için tüm zor koşullarda çalışmaya devam ediyoruz. Böylece kendi insanlarını kaybedenlerle ilgili bu acılı başlığı kapatmış olabileceğiz” diyerek sözlerine son verdi.

(KIBRIS HABER AJANSI – 11.11.2019)

 

Bu yazı toplam 1231 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar