1. YAZARLAR

  2. Kutlay Erk

  3. EKONOMİK ÖNLEMLERE DAİR…
Kutlay Erk

Kutlay Erk

Yazarın Tüm Yazıları >

EKONOMİK ÖNLEMLERE DAİR…

A+A-

Hükümet TL’nin döviz karşısında değer yitirmesine karşılık ilk önlemlerini aldı ve tüketiciler için önemli olan bazı ürünlerin ithalatında masraflarla ilgili döviz kurunu üç aylık süre için sabitledi, kira stopajlarının oranlarını da değiştirdi. Daha önlemler de alınacak herhalde…
İthal ürünlerin gümrükleme masraflarında kur sabitleme, maliyet girdisini aşağı çekmek ve dolayısıyla emtianın maliyetini düşürmek için yapıldı. Emtia maliyetleri düşerse, satış fiyatları da en azından yükselmeyecek ve tüketicinin alım gücü de en azından korunmuş olacak. Doğru yaklaşım…
Peki, alınan bu önlem emtia maliyetlerinde ne kadar indirim sağlayabiliyor? Kaba-taslak ve yuvarlak rakamlarla bir hesaplama yapmak için gümrüğe gelen malın fiyatı 100 kabul edilirse, bunun gümrükleme masrafları, %16 KDV ve % 4 stopaj vergisi de dahil, ortalama % 25 civarında olur. Yani malın maliyeti normal koşullarda 125’e çıkar. Devlet % 4 stopaj vergisini, emtiada kar oranını % 25 öngörerek saptamış, öyle bir genellemeleri var. Demek ki malın satış fiyatı 150 olacak. Şimdi hükümetin aldığı kur sabitleme kararı ile belirlenen kurlarda % 10 indirim olmuş; yani % 25’lik gümrükleme masrafı bu oranda ucuzlayınca, masraf % 22.5 oluyor. Yani malın satış fiyatı 147.50 TL olacak. Yani, gene yuvarlak rakamlarla ifade edilecek olursa, döviz fiyatla gümrüklenen emtiaya aylık 1500 TL harcayan bir kişi, artık 1475 TL harcamış olacak, satın alma gücü 25 TL artmış olacak. Akmasa damlar mı demeli?!.
Peki, hükümet % 4 stopaj vergisini sıfırlasa ne olurdu? Stopaj vergisi peşin vergidir ve işin gerçeği, maliyetlere dahil edilir. Hükümet stopaj vergisini gümrükleme aşamasında almasa bir şey kaybetmez, nasıl olsa normal gününde alacaktır. Bunun maliyet indirici etkisi en azından %4’tür, yani sabitlenen kurdan daha fazla etkili… Bütçe için kayıp da yok… Ancak, kur sabitleme işlemi stopaj iptali ile birleştirse en azından % 6 masraf indirimi demektir ve tüketicinin alımcı gücüne 60 TL katmaktır. Bunun yanına KDV indirimleri de eklense, bu rakam daha da artabilecektir.
KDV üzerinden bir başka önlem… Örneğin hükümet üç aylık süre için KDV iadesi sistemini yeniden uygulasa?!. Tüm tüketiciler için satın alma gücüne, ortalama % 10 artış demektir. Bu uygulamanın pazar faaliyetlerini artırma yanında, ekonominin kayıt altına alınması ve tüketicinin Güney Kıbrıs pazarına gitmemesi gibi başka yan ve olumlu etkileri de olacak…
Mesela, hükümet, yıl sonuna kadar gerçek kişilerin gelir vergilerinden dörtte bir oranında indirim yapsa neler olur?!. Evet, ilk anda devletin geliri azalır, çalışanlarına ödeyeceği aylık maaş ve ücretler toplamı yükselir… Peki, çalışanlarda artan bu gelir meblağı yastık altına mı gidecek?! Tabii ki hayır ve pazar faaliyetlerinde tüketilecek… Yani en azından KDV olarak devlet kasasına geri gelecek… Hele ki KDV iadesi de uygulanırsa, yukarda belirtilen nedenlerle daha fazla gelir de olabilir… Ve pazar faaliyetleri de artırılmış olur…
Daha çareler yok mu?! Var elbette… Odak noktası tüketicinin alım gücünü korumak ve artırmak ve onu pazarda faal halde tutmak olunca, ekonomi bilimi çözümler üretebilir. Ancak düşünmeye başlama aşaması, bazı yetkililerin ifade ettiği gibi, “almadan vermek Tanrı’ya mahsustur. Kimse vergi ödemek istemez ama hep daha fazla almak ister” ise, yani devlet, “önce alayım da sonra vereyim” noktasında ise, yanlış ve ekonomik olmayan bir duruştadır demektir. Ekonomide ‘birlikte veren – alan’ var… Bir taraf bir mal ve hizmeti alırken, para veriyor, diğer taraf da aynı anda bir mal ve hizmet veriyor ve para alıyor. İkisi birbirini tamamlar, biri yoksa diğeri de yoktur. Ve vergi mükelleflerinin tavrı her yerde aynıdır, vergi vermek istemez… Ama ekonomisi düzgün olan ülkelerde de devlet vergiyi toplar… Yani vergi ödenmez, toplanır; bir siyasi yöneticinin vergi mükelleflerini vergi vermemekle suçlaması, aslında kendi suçunu, yani toplayamamasını örtmek içindir. Dolayısıyla, dövizin durmak bilmez yükselişi karşısında ekonomi bilimi ile sıkı bir ittifak kurmak gerek, tüketicinin alım gücünü artırıcı önlemleri o bilim kaynağından almak gerek…
Tekrar gibi olacak ama olsun: Hiçbir pazar ve ekonomi fakir müşteri ile gelişmedi…

Bu yazı toplam 1655 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar