1. YAZARLAR

  2. İbrahim Özejder

  3. ‘Doğu Kökenli Ülkücü Kavgası’ Doğulular Kim?
İbrahim Özejder

İbrahim Özejder

Yazarın Tüm Yazıları >

‘Doğu Kökenli Ülkücü Kavgası’ Doğulular Kim?

A+A-

 

• Barış Gazeteciliği tarafları ötekileştirici tanımları dışlar.

Yenidüzen’de “15 kişi aranıyor!” başlığıyla 6 Nisan 2016’da yayınlanan haberde “Girne’de önceki akşam, Doğu Kökenli ve Ülkücü gruplar arasında olaylar çıktı…” cümlesi kullanılıyor.

Öncelikle iki saptama yapalım; birincisi Doğu kökenli ötekileştirici bir tanımlamadır ve haberde kullanılması yanlıştır; ikincisi bu haberdeki örnekte yerine ne kullanılacağını saptamak da çok kolay bir mesele değildir.

Oryantalizme göre doğulu

Doğu kökenli tanımının kullanımı iki sebeple sakıncalıdır. Oryantalist bakış göre Doğu, Batı’nın karşıtıdır. Yani Modern Batı’nın karşıtı olan geri kalmış, barbar Doğu. Ne yazık ki “Doğulu” aşağılamasını sadece Oryantalist Avrupalılar değil, Doğu coğrafyasında yaşayanlar da kullanabiliyor.

Öte yandan bu tanım Türkiye’de Kürt kimliğinin inkar edilmesinin araçlarından biri olmuştur. Ortada daha silahlı çatışma, şiddet veya PKK falan yokken bile Kürtlerin varlığını inkar eden resmi ideoloji, bir yandan “herkes Türktür ve bütün yurttaşlar eşittir” iddiasında iken, öte yandan “doğu kökenliler” tanımıyla bir grup yurttaşı eşitliğin dışına itip ötekileştiriyordu.

Türkiye’de bugün bunlar geride kaldı. Kürt sorunu henüz çözülmüş değil, hatta bugün ölümlü yıkımlı çatışmalar devam ediyor, ancak devletin başındaki Cumhurbaşkanı ve Başkbakan dahil siyasiler, Kürt kelimesini kullanmaktan kaçınmıyor.

Türkiye’de yok Kıbrıs’ta var

Doğu kökenli tanımın doğduğu yerde yaygın bir kullanım olmaktan çıkarken Kıbrıs’ta neden kullanılsın? Burda sorumluluk polisin üzerine atılabilir. Gerçekten de KKTC’nin resmi bir kurumu, resmi yazışmalarda “Doğu kökenli” ifadesiyle neyi kastediyor? Kıbrıs’ın doğusunu mu? Asyalıları mı?
Polis’in, Türkiye’nin doğusundan gelenlere yönelik özel tanımı başka ülkeler için de geçerli mi? Mesela şimdiye kadar bir İngiliz hakkındaki polis raporunda  Kuzey İngiltere kökenli ifadesi kullanılmış mı?
Kısacası Polisin, Türkiye’de terkedilen bir tanımı kullanmaya devam etmesi mantıklı görünmüyor. Ancak polis kullansa da gazeteciler ötekileştirici tanımları kullanmaktan kaçınmalıdır.

Doğu kökenli yerine ne?

Barış gazeteciliği ilkelerine göre haber yazımında çatışan taraflardan birini ötekileştirici ifade kullanılmamalı. Yenidüzen’in “Doğulu-Ülkücü” çatışmasıyla ilgili haberinin bir tarafı olan “Ülkücü grup” konusunda herhalde bir sorun yok. Yani ülkücülük bir siyasi düşünceyi anlatıyor ve bu gruba dahil bireyler “ülkücü” olarak tanımlanmaktan rahatsızlık duymuyor.

Çatışmanın diğer tarafında yer alan grubun ise Doğu kökenli diye tanımlanmayı kabul ettiklerini sanmıyorum. Peki onları nasıl tanımlayacağız? Medyada yerleşmiş, ötekileştirici olmayan yaygınlaşmış bir tanım kullanılıyor olsaydı, gazeteciler çok zorluk çekmezdi. Ama çatışmanın esas mekanı Türkiye’de hem  örnek bir tanım geliştirilmiş değil, hem de başka ötekileştirici tanımlara da yaygın olarak başvuruluyor. Mesela “terör yandaşları”, “terör örgütü sempatizanları” gibi.

Peki sadece “Kürtler”, “Kürtlerden oluşan grup” gibi tanımlar Girne’deki kavgaya katılanları doğru tanımlar mı? Bu ifadeler, “Doğu kökenliler” kadar rahatsız edici olmasa da toptancı bir anlam taşıması nedeniyle, bir etnik kimliği benzer çatışmaların sürekli öznesi gibi gösterme ihtimali olabilir mi?

Peki, son zamanlardaki siyasal gelişmeleri de dikkate alarak haberde, “Özerklik yanlısı Kürtler’den oluşan grup” diye bir tanımlama yapılsa daha doğru olmaz mı?

Bir çok soru işareti, gazetecilerin(daha doğrusu barış gazeteciliğini yapmaya çalışanların) işini zorlaştırıyor. Çatışmanın kaynağının Kıbrıs dışında olması da gaztecilerimiz için bir başka handikap.

Ama ne olursa olsun ötekileştirici “Doğu kökenli” tanımı kullanılmamalıdır.

“Arbede” yerine “çatışma”

Resmi metinlerde genellikle ağır ve özel bir dil kullanılır. Gazeteciler bu dilde yer alan eski ve nüfusun büyük çoğunluğunun anlamadığı terimlerden kaçınmalıdır. Eğer, bir terimin yaygın kullanılan, her okurun anlayabileceği bir karşılığı varsa o kullanılmalıdır.

Mesela Yenidüzen’in yukarıda bahsedilen haberinde, gruplar arasında “arbede çıktığı…” yazıyor. TDK sözlüğünde arbedenin tam karşılığı olarak “çatışma” yazıyor. Sözkonusu haberde arbede, kelime anlamından başka anlamda da kullanılmıyor. Ülkemizde okur yazar kesimin yüzde yüzü çatışmanın anlamını biliyor; arbedenin anlamını bilen acaba yüzde kaç? Çok olacağını sanmıyorum.

Bürokrasi dilinde bazı kelimeler, günlük dildeki anlamından biraz daha farklı anlamda kullanılabilir. Böyle durumda gazeteci, okurlar tarafından çok yaygın olarak bilinmese de bazı zor kelimeleri haberde kullanmaktan kaçınamayabilir. Ancak arbede böyle bir kelime değil ve gazeteciler yerine rahatlıkla “çatışma” kelimesini kullanabilir.

Bu yazı toplam 2516 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar