1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Dikomo’dan Vuno’ya “kayıplar”ın izinde…
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Dikomo’dan Vuno’ya “kayıplar”ın izinde…

A+A-

Bir okurumuz bize ve Kayıplar Komitesi yetkililerine bazı olası gömü yerlerini gösterdi…

 

Dün sabah (25 Temmuz 2017 Salı) Kayıplar Komitesi yetkilileri Murat Soysal ve Ksenofon Kallis’le birlikte Dikomo’ya, bir okurumuzla buluşmaya gidiyoruz.

Bu okurumuz yıllar içerisinde bizlere çeşitli olası gömü yerleri göstermişti – örneğin Sihari’de bir başka şahitle birlikte göstermiş olduğu alanda bazı “kayıplar”dan geride kalanlar bulunmuştu…

Geçtiğimiz günlerde bu okurum beni aramış ve bir olası gömü yeriyle ilgili bazı bilgiler edindiğini ve bunları paylaşmak istediğini söylemişti.

İşte bu nedenle dün Dikomo’ya gidiyoruz… Okurumla buluşuyoruz ve birlikte bu olası gömü yerlerine bakmaya gidiyoruz…

Önce Dikomo-Boğaz yolunda yolalıyoruz – burada okurumuzun göstermek istediği bir yer var – askeri kamp içerisindeki pentatlon alanı… Küçük bir dereciğin de bulunduğu bir alan bu…

Az ileride bir başka askeri kamp içerisinde bir diğer pentatlon alanı daha var, onu da gösteriyor bize…

Yıllar önce pentatlon alanıyla ilgili okurlarımızın paylaştığı bilgileri bu sayfalarda kaleme almıştık…

Bu pentatlon alanında, pentatlon direkleri dikilirken bazı insan kemikleri açığa çıkmıştı okurlarımıza göre…

Bize google haritasını da göndererek bu yeri işaretlemişlerdi…

Daha sonra bu olayın ayrıntıları ortaya çıkmaya başlamıştı okurlarımızın yardımlarıyla…

15 Ekim 2012 Pazartesi günü, Kayıplar Komitesi yetkilileriyle birlikte bu alan gelmiş ve bir şahitle birlikte pentatlon alanına ilişkin bildiklerimizi paylaşmış, bu yeri bizzat şahit Kayıplar Komitesi yetkililerine ve bize göstermişti…

24 Ekim 2012 tarihinde bu konuda yaptığımız çalışmaları kaleme almış ve bu sayfalarda paylaşmıştık… “Taşkent’ten Dikomo ve Haspolat’a “kayıplar”ın izinde” başlıklı yazımızda şöyle yazmıştık:

“15 Ekim 2012 Pazartesi günü, Kayıplar Komitesi yetkilileri Murat Soysal, Okan Oktay ve Ksenofon Kallis’le birlikte bir okurumu ve onun bize konuşması için ikna ettiği önemli bir şahidi görmeye gidiyoruz...

Murat Soysal’ın ani bir toplantısı çıkınca bizden ayrılmak zorunda kalıyor... Kayıplar Komitesi Kazılar Koordinatörü Okan Oktay ve Kayıplar Komitesi Kıbrıslırum Üye Yardımcısı Ksenofon Kallis, okurum ve şahitle birlikte yola koyuluyoruz. İlk durağımız Sihari (Kaynakköy) yakınlarında Taşkent (Vuno) girişi... Az ötede dağlardaki bayrakların göründüğü bir nokta...

1974’te Türk askerlerinin bu bölgede ilk konuşlandığı yermiş burası. Şahidimize göre, az ileride bulunan bir dereciğin üst başına üç “kayıp” Kıbrıslırum gömülmüş. Burasını çok net hatırlıyor, üç “kayıp” Kıbrıslırum’un nasıl ve ne şekilde gömülmüş olduğunu anlatıyor...

Aslında bu bölgede Kayıplar Komitesi kazı yürütmüş bir zamanlar ancak şahidimizin sözünü ettiği üç kişiyle ilgili herhangi bir şey bulmamışlar... Okan Oktay şahidimize bunu aktarıyor ancak şahidimiz, “Bu imkansız bir şey, mutlaka bu dere yatağı taranırsa kemiklere rastlayacaksınız... Ben bu bölgeyi çok iyi hatırlarım” diyor...

Dere yatağında kazı yapılmışsa bile, bazı alıç ağaçlarının derenin içinde bulunuşu, belki de “kayıplar”dan geride kalan kalıntıların çeşitli faktörlerle buralara sürüklenmiş olma olasılığını da akla getiriyor.

Sonraki durağımız Taşkent’e (Vuno) giden yol üzerinde...

Bayrağın bulunduğu tepenin altındaki evciklerden çıkan bir grup Kıbrıslırum – bunlar 5-10 kişilik bir grupmuş – koşarak Taşkent (Vuno) eteklerindeki bir yamaççığa tırmanmaya çalışmışlar. Yoldan Türk askerlerinin açtığı ateş sonucunda 3-5 kişi düşmüş, birkaç kişi kaçmış... Sonra da Türk askeri yoluna devam etmiş... Yamaççığın fotoğraflarını çekip koordinatlarını alıyoruz...

Sonra Taşkent’in (Vuno) içine giriyoruz... Yol üzerindeki kayalık tepeciği buluyor şahidimiz... Bu tepecikte bulunan 7-8 tane Kıbrıslırum askeri, ilerlemekte olan Türk askerlerine pusu kurarak ateş açmışlar... Askerler sağa sola kaçışarak kendilerini korumaya çalışmışlar – sonra bu tepeciği kuşatarak Kıbrıslırum askerleri öldürmüşler... Şahidimiz “Bu tepeciklerdeki kayalıkları taramanız lazım, oralarda kalıntılarını bulabilirsiniz belki” diyor.

Bir başka durağımız Dikomo (Dikmen)... Bu konuda yıllar önce bir okurumun vermiş olduğu bilgileri yayımlamıştım. Yıllar önce bir okurum bana Dikomo’daki askeri kampın içerisinde pentatlon yapılan bölgede bazı “kayıp” Kıbrıslırumlar’ın gömülü olduğunu, bu alanda pentatlon direklerini dikmek için yapılan kazılarda kemiklerin ortaya çıktığını anlatmış ve hatta bir de “Google map” (harita) göndererek, harita üzerinde bu olası gömü yerini işaretlemişti...

Burası askeri bölge olduğu için fotoğraf çekmiyoruz, yalnızca kampın yanından geçerek pentatlonun bulunduğu bölgeyi görüyoruz ve geri dönüyoruz çünkü bu yolda durmak zaten yasak...

Şahidimize göre, bu bölgeye 28-29 civarında Kıbrıslırum “kayıp” gömülmüş. Bunlar Haspolat (Mia Milya) ile Taşkent (Vuno) arasında tutuklanarak bir otobüse konmuşlar, sonra da Dikomo’daki bu alana getirilerek infaz edilmişler. Bu otobüste, esir olan sözkonusu Kıbrıslırum askerlerin yanısıra Dikomo’dan Lefkoşa’ya gitmeye çalışan ve tesadüfen bu otobüse binen bir de yaşlı Kıbrıslırum varmış ve o da, bu grupla birlikte öldürülmüş...

Dikomo’dan ayrılarak Haspolat (Mia Milya) bölgesine gidiyoruz... Şahidimize göre, şu anda arıtma tesisinin bulunduğu alanda üç dört noktada gömüler yapılmış... Haspolat’taki (Mia Milya) dereye giden bazı çatlaklara ikişerli üçerli veya daha fazla sayıda “kayıp” şiroyla gömülmüş. Fakat bu bölge o kadar değişmiş ve o dereye giden çatlaklar arıtma tesisi için havuzlara dönüştürülmüş ki şahidimize göre bunları bulabilmek pek mümkün değil, “Meğer ki ölüler kalkıp bize burdayık diye bağırsın” diyor, üzülerek... Bu bölgeye en az 15 kişinin gömüldüğünü, dört-beş ayrı noktada gömü yapılmış olduğunu hatırlıyor...

Şimdi dere yataklarındaki çatlaklar görünmüyor çünkü buralara büyük havuzlar inşa edilerek, arıtmadan çıkarılan sular dinlendiriliyor... Gölleri andıran bu havuzların etrafında sazlıklar, kamışlıklar var, ördekler bu gölcüklerde yüzüyor... Daha önce hiç görmediğim çok güzel, siyah-beyaz kuşlar havalanıyor gölcüklerden... Okurum, “Bunlara kar kuşu diyoruz” diyor... Karınlarının altı bembeyaz, kanatları siyah beyaz...

Haspolat’taki arıtma tesisinden ayrılıp Lefkoşa’ya dönüyoruz, şahidimize ve okurumuza teşekkür ederek...”

Okurumuz bize aynı alanı gösteriyor – ancak biraz ilerleyince bir başka pentatlon alanı daha ortaya çıkıyor – bunun Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir pentatlon alanı olduğunu, burası için kazı izni istendiğini ancak henüz izin alınamadığını öğreniyoruz.

Bizim okurlarımızın işaret etmiş olduğu yer, TSK’nın pentatlon alanı değil, Çevik Kuvvet’in pentatlon alanı…

TSK’nın pentatlon alanıyla ilgili herhangi bir bilgi paylaşmış değiliz çünkü zaten bize bilgi veren okurlarımız, TSK askeri kampında değil GKK askeri kampında askerliğini yapmış Kıbrıslılar’dı… Ve pentatlon alanındaki gömü yeri hakkında duyduklarını paylaşmaktaydılar… TSK kampında görev yapmış herhangi bir okurumuz olmadığına göre, göstermiş olduğumuz ilk pentatlon alanıyla ilgili araştırma yürütülmesi gerekiyor…

Zaten 2012’de bu bölgeye götürmüş olduğumuz olayın bizzat görgü tanığı olan şahit de bize ve Kayıplar Komitesi yetkililerine ilk pentatlon alanını göstermişti… Elbette Kayıplar Komitesi’nin TSK kampındaki pentatlon alanına ilişkin başka bilgileri olabilir ancak bizde böyle bir bilgi yok – bizdeki bilgi Çevik Kuvvet’in pentatlon alanıyla ilgili. O nedenle burasının da araştırılması gerektiğini düşünüyoruz…

Dikomo’daki işimizi tamamladıktan sonra geri dönüyoruz ve bu kez Vuno’ya (Taşkent) gidiyoruz…

Okurumuz 1974 savaşı esnasında Kıbrıs’ta görev yapmış bir Türk askeriyle sohbeti esnasında bu askerin kendisine bir gömü yeri hakkında bildiklerini anlattığını söylüyor.

Birinci harekat ardından Vuno’da direkler üstündeki bir eve yerleşen askerler, burada üç gün kadar konaklamışlar…

Bu esnada bu bölgeden topladıkları ölüleri evin karşısındaki bir alana gömdüklerini anlatmış sözkonusu şahit okurumuza…

Vuno’da direkler üstündeki evi buluyoruz, tam karşısında çukurlaşmış ve içinde insan boyunu aşan otlar bitmiş bir alan var – buraya inşaatlar yapılmış ancak okurumun dikkatini çeken bir başka nokta daha var…

Bir toprak yığını varmış, bir tepecik şeklinde ve yoldan her geçişinde bu toprak yığını dikkatini çekermiş çünkü burada inşaat falan da yokmuş…

O toprak yığınını bulmaya gidiyoruz… Evin karşısında biraz ileride ama biz başka bir toprak yoldan gidiyoruz ve tepeciğe doğru tırmanıyoruz…

Kallis, “Bu toprak bu bölgeden değil” diyor… Toprağın rengi farklı…

Eğer bölgeden toplanan ölüler buraya gömülmüşse, bunun birkaç kişilik bir yer değil, bir toplu gömü alanı olabileceğine işaret ediyor Kallis…

Durup fotoğraf çekiyoruz, sonra da buradan ayrılıyoruz…

Bu okuruma yürekten teşekkür ediyorum, bildiklerini yıllardır bizimle paylaştığı için… Kayıplar Komitesi yetkililerine de bu olası gömü yerlerini gösterme olanağı sağladıkları için sonsuz teşekkürler…

Bu konularda daha ayrıntılı bilgi sahibi olan okurlarımı isimli veya isimsiz beni aramaya davet ediyorum… Telefon numaram 0542 853 8436.

Yurdumuzun yaralarını birlikte saralım, “kayıp” yakınlarını daha fazla bekletmeyelim…

Bildiklerimizi paylaştıkça adamız daha yaşanabilir bir yer haline gelecektir…

Telefonlarınızı bekliyorum…

 

Bu yazı toplam 978 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar