1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Bazı Kıbrıslıtürkler Ermu yakınlarında Latçalı Stavros Venizelos’u öldürünce, bazı Latçalı Kıbrıslırumlar bunun “intikamı” olarak, masum bir Kıbrıslıtürk’ü öldürerek kayıp etmişlerdi…”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Bazı Kıbrıslıtürkler Ermu yakınlarında Latçalı Stavros Venizelos’u öldürünce, bazı Latçalı Kıbrıslırumlar bunun “intikamı” olarak, masum bir Kıbrıslıtürk’ü öldürerek kayıp etmişlerdi…”

A+A-

Bir Kıbrıslırum okurumuz, şu bilgileri paylaşmak istediğini söyledi:

“Sevgili Sevgül,

Yıllar önce babamın ailesinden işittiğim bir öyküyü sana anlatmak istiyorum.

1964-65 yılları civarında bir dönemde, o günlerde 23-24 yaşlarında olan amcam bir sabah traktörüyle ailesine ait tarlayı sürmeye gitmekteydi Latça köyünde… Latça, o zamanlar Lefkoşa’nın güneyinde bir köydü, şimdi ise Lefkoşa’ya bağlı bir kasabaya dönüşmüş durumdadır.

Amcam çiftçi idi. Tarlasını sürmeye giderken, bazı ayakkabı kutuları görmüştü tarlaya atılı vaziyette, bunların içinde yeni ayakkabılar vardı… Bunları bulmuş olduğu tarla, sanırım Leymosun-Lefkoşa anayoluna çok yakın bir yerdeydi – o günlerde geniş otobanlar yoktu… Leymosun-Lefkoşa anayolu da Latça’nın içinden geçmekteydi… Amcam bu ayakkabıların ne olduğunu anlamamış ve bazı ayakkabıları alarak eve götürmüş ve kızkardeşlerine vermişti. Bunlar kadın ayakkabılarıydı…

 

AYAKKABILAR BİR KUNDURACIYA AİTMİŞ…

Daha sonraları bu ayakkabıların bir Kıbrıslıtürk kunduracıya ait olduğu anlaşılacaktı. Bu Kıbrıslıtürk masum bir insandı, bazı aşırı görüşlü Kıbrıslıtürkler, Lefkoşa’da Ermu Sokağı yakınlarında dükkanı bulunan, Latçalı bir aile sahibi olan Stavros Venizelos’u öldürmüşlerdi – bazı Kıbrıslırumlar da bu masum Kıbrıslıtürk’ü, Venizelos’un öldürülmesine karşılık “intikam” olarak öldürmüşlerdi…

Dediğim gibi bu Kıbrıslıtürk, masum bir insandı… Yalnızca Latça’dan geçiyor olmaktan ötürü şanssızdı…

Bu öykünün çeşitli versiyonlarını işittim… Bunlardan birisinde amcamın traktörünün yanlışlıkla sözkonusu Kıbrıslıtürk kunduracının gömülü olduğu yerde tarlayı biçerken, bedeninin açığa çıkmış olduğu şeklindedir çünkü onu öldürenler tarafından alelacele gömülmüş ve üzerinde çok az toprak varmış. Sözkonusu Kıbrıslıtürk’ün ölü bedeni açığa çıkınca, Latça’dan başka bazı insanlar gidip onu oradan almışlar ve başka ve bilinmeyen bir yere gömmüşler… Bu öykünün bir başka versiyonu da sözkonusu Kıbrıslıtürk’ün, karısıyla birlikte öldürülmüş olduğu şeklindedir ancak bunun doğru olup olmadığını bilmiyorum, belki de bu başka bir olaydır.

 

OTOBÜSTEN DE “KAYIP” EDİLENLER VAR…

Amcam 2000 yılında vefat etti, babam 2013 yılında vefat etti. Başka bazı aile bireylerimiz hayattadır, mesela amcamın eşi yengem hayattadır, babamın küçük kardeşi olan bir diğer amcam falan hayattadır…

Babamın küçük kardeşi olan amcamı aradım ve bana, sözkonusu “kayıp” Kıbrıslıtürk’ün bedeninin Yeri ile Latça arasındaki yolun kenarında bir tarlada bulunduğunu, gömülmemiş olduğunu, Latça’dan başka bazı insanların şiroyla giderek onu başka bir noktaya gömdüklerini anlattı. Amcamın bana anlattığı bir başka olay da bazı Kıbrıslırumlar’ın içinde Kıbrıslıtürkler’in bulunduğu bir otobüsü durdurmalarıyla ilgilidir. Amcama göre otobüs büyük olasılık Koççat bölgesinden gelmekteydi… Otobüsten aldıkları birkaç kişiyi Maşera ve Litrodondas bölgesinde öldürmüş o Kıbrıslırumlar…

Sizden öğrenmek istediğim, “kayıp” olan bir Kıbrıslıtürk ayakkabıcı hakkında bilgin var mıdır? Lefkoşa’ya giderken ya da Lefkoşa’dan ayrılırken “kayıp” edilmiş böyle bir şahıs var mıdır? Bu olay hiç çözülmüş müdür? Sözkonusu “kayıp” şahıs bulunmuş mudur?

 

AİLEM BU OLAYLARI ASLA ONAYLAMADI…

Sana şunu söyleyebilirim ki benim ailemin hiçbir bireyi bu tür olaylara hiçbir zaman karışmamıştır. Tam tersine, bu tür olayları hep kınamışlardır. Babacığımın her zaman şunu söylediğini hatırlıyorum:

“Evet, Stavros Venizelos’un öldürülmesi trajik bir olaydı… Ama bu olayla hiçbir alakası olmayan masum bir insanı neden öldürdüler ki?”

Ben Latça’da kalıyorum ve Latçalı başka yaşlı insanlardan bu konularda bilgi edinmeye çalışacağım ve birkaç güne kadar sana tekrar yazacağım…”

Bu Kıbrıslırum okurumuza paylaştığı bu değerli bilgiler ve bizlere sunmuş olduğu ipuçları nedeniyle çok teşekkür ederiz.

 

TAŞIDIKLARI AYAKKABILARLA BİRLİKTE “KAYIP” EDİLEN KIBRISLITÜRKLER…

Taşıdıkları ayakkabılarla birlikte “kayıp” edilmiş olan bazı Kıbrıslıtürkler vardır.

Bunlardan birisi Mustafa Osman Akay, yanında bulunan Mustafa Salih Karamano ile birlikte 29 Nisan 1964’te “kayıp” edilmişti… Y834 plakalı Morris kamyonet aracıyla (kapalı bir van arabaydı bu)  Lefkoşa’ya gelmiş ve burada Mesut Bakkal ve belki başka yerlerden aldığı bazı öte beriyi van aracına yüklemişti. Mesut Bakkal, Mustafa Osman Akay’ın amcasıydı, kendisi de Sindeli’ydi ancak Mağusa’da yaşamaktaydı. Van aracına ayakkabı da yüklediği biliniyor. Araçlarıyla birlikte 29 Nisan 1964’te “kayıp” edilmişlerdi.

Bir Kıbrıslırum okurumuzun Mustafa Osman Akay’ın gömü yerini bize ve Kayıplar Komitesi yetkililerine 2008’de göstermiş ve burada Kayıplar Komitesi kazı yürüterek, Mustafa Osman Akay’dan geride kalanları bulmuştu. Ancak Mustafa Salih Karamano’nun gömü yerini bugüne dek bulamadık… Bu konuda Mustafa Salih Karamano’nun sevgili kızı Zühre Özkaraman’la 2009 yılında geniş bir röportaj yapmış ve bu sayfalarda yayımlamıştık…

 

“ANNEM ONA GİTME DEMİŞTİ…”

Dün akşam konuştuğumuz Mesut Bakkal’ın oğlu Mustafa Mesutoğlu, Lefkoşa’da Mesut Bakkal’ın yanındaki hanın içinde bu kamyonetçiğin yüklenmesini ve Mustafa Osman Akay’ın yola çıkışını hatırlıyor…

“O gün annem ve handa bulunan diğer akrabalar ona yola çıkmamasını, yolların tekin olmadığını söylemiş, Mustafa Osman Akay da “Tamam gitmeyecem, bazı işlerim var onları halledecem” diye cevap vermiş, sonra gitmişti ve “kayıp” olmuştu…

Mustafa Osman Akay’ın bulunduğu araca biz doluşup Sinde’ye giderdik… Babam yeni bir araç aldıktan sonra, bu aracı Mustafa Osman Akay’a dağıtım yapsın diye verdiydi… Araçta kola şişelerini gördüğümü hatırlarım… Mustafa Osman Akay “kayıp” edildikten sonra babam yıllarca sordu soruşturdu, hatta aradan birkaç yıl geçtikten sonra bu aracın kasasını Palekitre’de EOKA’cıların bir tür “telsiz odası” olarak kullanmakta olduklarını görüp tanıdıydı… Oradakiler ona “Hemen buradan uzaklaş ve çok soru sorma” demişlerdi…” diye anlattı bize…

Mustafa Osman Akay ve Mustafa Salih Karamano’nun Palekitre’de durdurularak alındıkları yönünde okurlarımızın anlattıklarını yıllar önce bu sayfalarda kaleme almıştık. Bir söylentiye göre, Palekitreliler ayakkabıları yolda saçılı vaziyette bularak almışlardı, kolaları da… Mustafa Osman Akay’ın oğlu Mesut Akay’la da dün akşam konuştuk ve bize kendisinin bazı Palekitreli Kıbrıslırumlar’la konuştuğunu, onların kendisine babasının Palekitre’den alınarak Tseri’ye götürülerek orada öldürüldüğünü anlattıklarını söyledi.

 

KERİM MUSTAFA VE TURGUT MEHMET…

Ayakkabılarla birlikte “kayıp” edilen diğer iki Kıbrıslıtürk ise yine Mağusa’dan Lefkoşa’ya TCB355 plakalı kamyonlarıyla gelerek burada bazı malzemeler ve ayakkabıları kamyona yükleyerek Mağusa’ya dönerken 17 Nisan 1964’te “kayıp” edilen Kerim Mustafa ve Turgut Mehmet idi… Turgut Mehmet’in mesleği ayakkabıcılıktı… Mayıs 2009’da bu sayfalarda şöyle yazmıştık:

“Kerim Mustafa ile Turgut Mehmet’in hikayesi...

 

Zühre Özkaraman’ın sözünü ettiği Kerim’in kim olduğunu araştırdık ve Kerim Mustafa’nın Turgut Mehmet’le beraber 17 Nisan 1964’te “kayıp” olduğunu öğrendik. Kerim Mustafa’ya ait TCB355 plakalı kamyonla birlikte “kayıp” olmuşlar.

Kerim Mustafa aslen Vasilyalı imiş. Lefkoşa-Mağusa arasında kamyonculuk yapıyormuş. “Kayıp” olduğu gün Eylence’de tutuklanmış. Yanında da Turgut Mehmet bulunuyormuş. Turgut Mehmet kunduracı olduğu için o gün, Lefkoşa’da Kerim Mustafa’nın kamyonuna ayakkabı yükleyerek onunla birlikte Mağusa’ya gitmek için kamyona binmiş. Kerim Mustafa “kayıp” olduğu zaman dört çocuğu varmış ve henüz 26 yaşında imiş.  “Kayıp” olduğu zaman henüz 21 yaşında bir kunduracı olan Turgut Mehmet ise evli ve iki çocuk babası imiş. Aslen Aretyulu olan Turgut Mehmet’in babası Mehmet İbrahim Demiray, oğlunu bulmak için çok çaba göstermiş.

 

MAJOR MACEY DE ARAŞTIRMIŞ…

Öncelikle Kıbrıs Cumhurbaşkan Muavini Dr. Fazıl Küçük’ün ofisine giderek oğlunun bulunmasını talep etmiş, Dr. Küçük, Demiray’ın yanında Major Macey’ye Kerim Mustafa ve Turgut Mehmet’in akibetinin araştırılması için görev vermiş. Major Macey bir süre sonra Mehmet İbrahim Demiray’a, Kerim Mustafa ile Turgut Mehmet’in Atalasa Polis Merkezi’nde tutulduklarını, Kıbrıslırum polislerin onları yakında Mağusa’ya dönmek üzere serbest bırakacaklarını, hatta kendisinin de Kerim Mustafa ve Turgut Mehmet’le görüştüğünü anlatmış. Ancak oğlu geri dönmeyince, Macey’yle konuşmasından birkaç ay sonra bizzat Mehmet İbrahim Demiray, Kaymaklı’ya giderek burada “Bardakkis Mavro” adlı bir Kıbrıslırum’dan bilgi istemiş. Aradan bir yıl geçtikten sonra ise Kıbrıs Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios’un ofisine giderek burada Makarios’un sekreteri Zindillis ile görüşmüş. Zindillis de ona “yapabilecekleri bir şey olmadığını” söylemiş.

 

ATALASSA’DA POLİS MERKEZİNDE OLDUKLARINI DUYMUŞ…

Dün akşam geç saatlerde Kerim Mustafa’nın oğlu İlker Beşok’a telefoniyen ulaştık. Babası “kayıp” olduğu zaman henüz sekizbuçuk yaşında olan İlker Beşok, o günlerde babası ve yanındaki kişinin tutuklandıklarını ve Atalasa’daki polis merkezinde olduklarını radyodan duymuş olduğunu hatırlıyor... İlker Beşok’un annesi Müjgan Hanım’la da önümüzdeki günlerde görüşeceğiz ve Turgut Mehmet’in hayattaysa babası Mehmet İbrahim Demiray’ı veya yakın akrabalarını bulup onlarla da konuşmaya çalışacağız…”

(YENİDÜZEN – Kıbrıs: Anlatılmamış Öyküler… Sevgül Uludağ – Mayıs 2009)

Ne yazık ki Kerim Mustafa’nın sevgili oğlu İlker Beşok ikibuçuk yıl önce vefat etmiş… Ailesinin acısını paylaşıyoruz… Babasının gömü yeri bulunamadan, yarım asrı aşkın bir süre bekledikten sonra aramızdan ayrılmış… Bundan daha acı ne olabilir bir “kayıp” ailesi için?

 

ARAŞTIRMALARIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ…

Bizler bu konuda araştırmalarımızı sürdüreceğiz… Kayıplar Komitesi yetkililerine de buradan çağrıda bulunarak bu bilgileri değerlendirmelerini öneriyoruz…

latcadan-genel-gorunum.jpg
Latça'dan genel görünüm

 

PAZARTESİ DEVAM EDECEK

Bu yazı toplam 1110 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar