1. YAZARLAR

  2. Asım Akansoy

  3. Kriz dönüşümü sağlar mı…
Eralp Adanır

Eralp Adanır

Zeki Ali ve "Ölüm Şiirleri Antolojisi"

A+A-

eralp-009.jpg

 

Kıbrıs Sanatçı ve Yazarlar Birliği'nin aynı günlerde yayımlanan iki antolojiden biridir "Ölüm Şiirleri Antolojisi". Bir diğeri olan "Aşk Şiirleri Antolojisi"ni yayına hazırlayan şairimiz ise Tamer Öncül idi.  Zeki Ali ise "Ölüm Şiirleri Antolojisi"ni hazırlayan şairimiz. 2018 yılının sonlarına doğru yayımlanan söz konusu antolojide yer alan şairlerimiz; Özker Yaşın, Taner Baybars, Mehmet Kansu, Fikret Demirağ, Süleyman Uluçamgil, Kaya Çanca, Feriha Altıok, Zeki Ali, Hakkı Yücel, Filiz Naldöven, Neşe Yaşın, Tamer Öncül, Ümit İnatçı, Alev Adil, Faize Özdemirciler, Fatma Akilhoca, Gürgenç, Jenan Selçuk, Rıdvan Arifoğlu, Fatoş Avcısoy Ruso, Emel Kaya, Aliye Ummanel, Ruhsan İskifoğlu, Halil Karapaşaoğlu.

"Benim için böylesi bir çalışma ilkti. " diyerek başlıyordu sözlerine Zeki Ali. Bugüne kadar dokuz şiir kitabını okurla buluşturmuş ama antolojik çalışmada farklı bir deneyimi yaşıyordu şairimiz...

"Birlik olarak tematik antolojiler hazırlamaya karar verdik çünkü geçmişte birçok Kıbrıs şiirine dair antolojiler, Kıbrıs şiirinin diğer dillerde yayımlanmış antolojileri hazırlanmıştı.  Ama ilk defa tematik antoloji üzerine çalışmaya karar verdiğimizde öncelikle ikiz olarak aşk ve ölümü, biraz eros ve thanatos bağlantısıyla karar verdik.

Antolojik çalışmalar; toparlayıcı bir çalışma olarak gelecek kuşaklara, bugüne kadar derinlemesine araştırmalar yapmayanlar için belki ilk defa göz atanlar veya çok fazla buradaki edebiyatın derinliğine girmemiş olanlar için bir giriş kapısı olabilecek nitelikteki çalışma şeklidir. Burada konu itibarıyla topluca şairlerimizin çalışmalarına göz atabilme şansına sahip olunuyor. Dilerim ilerde öykü için de bu olur. Belki ilerde bir öykü antolojisi de yayımlarız. Fakat tematik antolojilere geçme gerçekten olumlu bir adım oldu diye düşünüyorum. Çünkü tematik bir çerçeve içerisinde şairlerimizin çalışmaları arasındaki bağı da, aralarındaki köprüyü de daha iyi görebiliyoruz bu vesileyle. "

Şairler de aslında böylesi çalışmalarda kendi yazdıklarının hangi temalarda yoğun olduğunu anlama şansına sahip olabilmektedir. Uzun yıllar şiirler üretmişsiniz ama üretilen şiirinizin tematik ayrımındaki yoğunluğun nerede olduğunu ancak bu şekildeki araştırmalarla ortaya çıkma şansı oluyor. Örneğin Zeki Ali dokuz şiir kitabı yayımlamış bugüne kadar.  Kendi şiir yolculuğunda, ölüm şiirleri üzerine ne kadar şiirler yazdığını da kendisine göstermişti bu çalışmaya başlarken...

"Bu antoloji işini yüklendiğimde biraz da ona şaştım. Ne kadar çok ölüm şiiri yazmışım ben de. (gülüyor). Bu süreci kısaca özetlemek gerekirse; ilk olarak Aşk Şiirleri Antolojisi'ne başlamıştık ve o antolojide bütün şairleri kendi seçimleriyle bıraktık. Bize en sevdiğiniz iki aşk şiirinizi gönderiniz dedik  ve o şekilde toparlandı ilk antoloji. Fakat Ölüm Şiirleri Antolojisi, benim kendi araştırmamla oluştu. Elimde olan bütün Kıbrıslı Türk şairlerin kitaplarını tarayarak, ardından eleyerek tematik bir toplama elde etmeye çalıştım. Tabii ki "ölüm" deyince, şiirde edebiyatta ama özellikle şiirde, ağıt tipi şeyler gelir insanın aklına ama öyle değil. Ağıt şiirleri değil. Ölüme biraz da felsefi yönden bakan kişisel görüşleri içeren şiirlerdir bunlar. Meselâ şunun farkına vardım; Kıbrıslı şairlerde, oldukça evrensel bir bakış açısı var ölüme."

Buna dönemsel olarak baktığımız zaman, toplumsal değişim, olaylar, yaşantı, beklenti gibi etkenler elbette şairi etkileyen faktörler olabilmektedir. Şiir de yaşamın içinden ve algısından çıktığına göre, dönemsel etkilenme unsurlarının da şiire etki edebileceği düşünülebilir meselâ. Dönemsel değişimlerin şiire etkisi gibi. Ve Ölüm Şiiri açısından Kıbrıs Türk Şiiri'nin gerçekten bu alanda antoloji olabilecek kadar potansiyele sahip olduğuna inanıyordu Zeki Ali...

 "Şiirler içerisinde dönemsel bir değişim evet var. Günümüze yaklaşarak özellikle yaşama ve ölüme bakışlarda daha felsefik bir yaklaşım olduğunu söyleyebilirim.  Ölüm şiirleri yönünden bir potansiyelin olduğuna inanıyor muydum? Evet inanıyordum vardı gerçekten.

Antoloji oluşurken bazı şairlerden iki veya bazen tek şiir alarak bazılarından da gerçekten temalı çok yazdıkları için beş-altıya kadar seçim yaptım. Çünkü önemli olan o temada olan kalburüstü şiirlerdi. Meselâ Ümit İnatçı'dan Fikret Demirağ'dan ve kendimden de daha fazla şirler eleyip buldum. Onların daha çok şiiri yer aldı antolojide. Bazılarının ise bir-iki-üç-dört o civarda. Sadece kendi arşivimdeki kitaplardan bu taramayı yaptım. Biraz zaman unsuru da vardı o kadar derine gidemezdim ve Özker Yaşın'dan başlayarak günümüze geldim. Daha fazla Çağdaş Kıbrıs Türk Şiiri. Antoloji olayına girmişken belki ileride düşünebileceğimiz teması Kıbrıs olan başka bir antoloji hazırlamaya da başlayabiliriz. Benim gönlümde yatan bir de şu var. Öykücülerimizi ihmal ediyoruz. Kıbrısın öykücülerini bir araya toplayacak bir antoloji çalışması yapılmalıdır kanımca. Yine kitap yayımlamış olanlardan yola çıkarak. Bunun nasıl yapılacağı konusunda karar vermek zor, kimler yapacak, tek kişi mi bir ekip çalışması mı olacak ona daha sonra karar vereceğiz. Aramızda yapacağımız toplantılar neticesinde."

Daha önce Tamer Öncül'le konuştuğumuzda Kıbrıs Sanatçı ve Yazarlar Birliği'nin bundan önceki çalışmalarında iki dilli veya Kıbrıslı Rum şairlerin yaptığı çalışmaları da katarak belki ölüm, aşk veya Kıbrıs temalı şiirlerin ortak bir antolojide buluşması düşünülebileceğini vurgulamıştı. Çünkü sonuçta onlar da bu adada yaşıyorlar bu adanın insanları ve onların da etkilenmeleri, özellikle Kıbrıs bazında düşünüldüğünde gerek politik gerekse sosyal, yaşamsal olsun ortak bir şiir teması çıkabileceği düşünülebilir sanırım.

"Zaten en büyük amaçlarımızdan birisi odur. Yani insanları insan olarak tanımanın yolu edebiyattan geçer. En başta edebiyattan. Çünkü edebiyat manâya bakar, anlama bakar, insanı en iyi o tanıtır. Diğer sanat dalları da öyle ama insan kavramını en çok göz önüne süren ve empati kurdurabilen alan, edebiyattır. Bu bakımdan bir barış kurulacaksa ileride mutlaka yolu edebiyattan geçmelidir. Çünkü birbirimizi tanımamız lâzım. Türk ve Rum değil, Yahudi,  Rus değil ilk önce hepimizin insan olduğunu düşünmek lâzım."

Kitabın arka kapağında Zeki Ali'nin ölümle ilgili bir yazısı var. Önsözden bir alıntıdır  esasen...

"Soracak olanlar için onu yazdım. Yani aşk şiirlerini neyse de, kim okumak ister ölüm şiirlerini düşüncesine bir yardımcı yazı olması için kaleme aldım bunu. Bundan birazını okumak gerekirse:

'Ölüm yalnızca tek bir sözcüğün içinde değil, şiirin gölgeli karanlık ve gizli köşelerinde kendini açığa vurmadan dolaşabiliyor. Hiçbir şeyin birbirinden bağımsız var olamayacağı kabul edilmişse, ölüm de yaşamın ve her türlü varoluş şeklinin içindedir. Varoluşun sonsuz döngüsü içinde yaşamın kendisine anlam kazandıran, yaşamı değerli kılan diyalektik bir gerçekliktir ölüm. Yaşama, ölümün penceresinden bakıldığında her türlü yaşam biçiminin birbiriyle olan bağantıları net bir şekilde ortaya çıkar. Yaşama sevinci ancak ölüm gerçekliğiyle birlikte var olabilir.'

"Yani burda yalnızca ölüm değil yaşam da vardır. Çünkü yaşam ve ölüm her zaman karışıktır."

 

Bu yazı toplam 1608 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar