Serhat İncirli

Serhat İncirli

Yorum!

A+A-

Yorum yapmak, bir konu, olay, eser veya bilgi hakkında kişisel görüş, düşünce, analiz ya da değerlendirmelerini sözlü veya yazılı olarak ifade etmektir…

Sözlükler öyle diyor!

-*-*-

Konuşarak, yazarak hatta susarak bile yorum yapabilirsiniz!

-*-*-

Ve her şeyi yorumlayabilirsiniz…

Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki yeni rakibi Liverpool ile yapacağı maçın “olası skoru”ndan; maç sonrası ortaya çıkacak “sonuca” kadar!

-*-*-

Haaa yaptığınız yoruma dileyen güvenir, beğenir, katılır; dileyen de tam tersi görüş belirtebilir!

-*-*-

Irak, Libya, Suriye, İran, Afganistan, Pakistan, Sudan, Filistin…

Ortak özellikleri nedir?

Tamamı Müslüman devlet!

-*-*-

Tamamı kırıldı ya da kırılıyor veya kırılacak!

-*-*-

Yorum?

-*-*-

Oooooo gel de analiz yap!

İdeolojik mi bakarsın, Haçlı zihniyeti ile mi yaklaşırsın?

Eğitimsizlikle, şeriatla mı eleştirirsin?

-*-*-

Bence hepsi!

-*-*-

Bu ülkelerin ya kendi içlerinde ya da birbirleriyle kavga ettirilmesinin en önemli sebebi, cehaletle yönetilmeleri, yönetenlerin kişisel zafiyeti ve kesinlikle Haçlı zihniyetidir!

Alın size yorum!

-*-*-

Eksik mi?

Olabilir!

Yanlış mı?

O da olabilir!

-*-*-

Lefkoşa’nın iki güzel belediye başkanı var…

Neden ve nasıl güzel?

Kesinlikle cinsel açıdan bakmıyorum; işin şakası bir yana; iş yapmak isteyen iki insan…

Kapı açmak istiyorlar!

Çok güzel bir tavır!

Alkışlıyorum, sonuna kadar – dibine kadar destekliyorum!

-*-*-

Alın size bir yorum daha; Nikos Hristodulidis’in “tamam, gelin dört kapıyı birden açalım” demesini de destekliyorum!

Doğru ve yüzde yüz katılmamız gereken bir açıklama!

Çözüme katkısı olacak!

-*-*-

Haaa Nikos Hristodulidis bu noktada örneğin Tufan Erhürman başkanımızı “gurvada kıstırmış” mıdır?

Evet kıstırmıştır!

Bu da bir yorum!

-*-*-

Nasıl bir “gurva”?

-*-*-

Gurvada kıstırmak, Kıbrıslıcadır bana göre!

-*-*-

Kıbrıslıca diye bir dil var mı?

Yoktur!

-*-*-

Peki Kıbrıs ağzı?

O da yoktur!

-*-*-

Ne vardır?

Türkçe vardır ve Türkçe’nin “Kıbrıs ağzı”!

-*-*-

Yenidüzen’in dünkü manşeti bu konuyla alakalı…

Harika bir ön sayfa yapmışlar…

“Bir dil yok olursa kültür de yok olur”…

-*-*-

Gurvada kıstırmak da çocukluğumdan beri işittiğim, zaman zaman konuşma dilinde kullandığım bir deyimdir!

-*-*-

Tufan Erhürman neden gurvada kısılmıştır?

-*-*-

İnternette bu konuda yapay zeka aracılığı ile yapılan “şakalar”dan da anlayabileceğiniz gibi, “Mehmeeet, be Mehmeeet, yetkim yok” dedirtilmesinden de anlayabiliriz neden gıurvada kısılmış olduğunu!

-*-*-

Birçok kişinin yorumu, “Türkiye ok vermezse, Tufan Erhürman kapı mapı açamaz, özellikle de Erenköy’ü konuşamaz bile…” demektedir!

-*-*-

Doğru mu yanlış mı?

Yine bir oooooo çekeceğim!

Bu konuda da sabaha kadar yorum yapabiliriz!

-*-*-

Yapacağımız yorum “doğru mu yanlış mı?”

-*-*-

Yorumun doğruluğu yanlışlığı ancak şeffaf tartışma ortamları ve akabinde gerçekleşecek “kapı açma ya da açamama” ile ancak belirlenebilir!

-*-*-

Eğer Tufan Erhürman derse ki, “Arkadaşlar, Kuzey Kıbrıs, Türkiye’nin işgali altındadır…” amaaaaaan; diyemez, demez, asla mümkün değil!

-*-*-

İyi tamam da; efendim bu transit geçişti; askeri bölgeydi, Kiracıköy ile Erenköy oydu da buydu da, olmazdı da, ne yani biz yol – asfalta dökecektik de…

-*-*-

Evet, Lefkoşa’nın iki belediye başkanı da TAMAMDIR!

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı da TAMAMDIR!

Ama bence, benim yorumuma göre, bizim başkan “SIKIDADIR”!

YORUM!

YORUMUMDUR!

-*-*-

Rüşvete geçelim!

-*-*-

Dün de yazdım, yazmaya çalıştım!

“Ben rüşvet verdim” diyen biri – keşke “verdiği kişilerin” de ses kaydını almış olsaydı!

Suç olsa bile!

“Söyledikleri yalandır” diyemeyiz!

Hatta söyleyen kişiyi tanıyanlar, “asla yalan söylemez” de diyor!

-*-*-

Ama, aldığı iddia edilen kişiler, “yes canım, aldık” demez, diyemez, demeyecek!

-*-*-

Peki mahkeme?

Haaaa, işte burası da önemli!

Mahkemenin kararı veya karar aşaması “yorumlanabilir mi?”

-*-*-

Karar aşaması hayır!

Karar verildiğinde evet!

-*-*-

Mahkemedeki bir konuyla ilgili yorum yapılabilir mi?

-*-*-

Daha önce yani eski meslek yıllarımda, “press restriction” yaşanmıştır!

-*-*-

Nasıl ve neden?

Yargıç ya da yargıçlar yani “mahkeme”, davanın seyrine – kişilerin özel yaşamlarına falan olumsuz ya da olumlu etki edebileceği kaygı veya iddiasıyla, “yayın yasağı” getirmiştir!

İngiltere’de de bu uygulama vardır!

-*-*-

Hani çok bilgiçlik taslamak gibi olmasın ama “Anglo Sakson” hukukunda olabilecek bir yasaklama türüdür!

Bu yasağı mahkeme koyabilir!

-*-*-

Veya “gazeteci” ya da “gazeteciler” bu yasağı “otosansür” veya “otokontrol” refleksi ile – ilgili davayı etkilememek adına- mahkemeyi beklemeksizin kendileri koyar! Koyabilir!

-*-*-

Türkiye’de, devletin bizzat kendisi daha doğrusu ile “yürütme” veya en doğru ifadeyle “bizzat Sayın Erdoğan” da dilediğini “yasaklayabilir”!

-*-*-

Ki bu tür devletlerin yönetim şekline demokrasi denmez!

Alın size bir yorum daha!

Türkiye’de demokrasi yoktur!

-*-*-

Türkiye’de demokrasi yoksa ve Türkiye’de ne varsa bizde de olacaksa; Ünal Üstel Abimin geleceğine de UBP’li seçmen ya da KKTC’li seçmen değil, Sayın Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde; Sayın Cevdet Yılmaz – Sayın Hakan Fidan’dan oluşan “üçlü kurul” karar veriyorsa, o zaman KKTC’de demokrasi sadece bir film senaryosu konusudur!

Bu da bir yorum!

-*-*-

UBP’nin genel başkanı ve haliyle mevcut başbakanın kim olacağına bu üçlü kurul karar verebildiği gibi; Küçük Kaymaklı bölgesinde yeni bir araçlı geçiş noktasının açılıp açılmayacağına da aynı kurulun karar veriyor olması, rahatsız edici değildir!

Bence çok rahatsız edicidir!

Çifte yorum!

-*-*-

KKTC egemen ve eşit bir devletse ki Tahsin Ertuğruloğlu Abim öyle iddia ediyor; o zaman bir gancelliyi açma yetkisi neden iki onbaşıya kadar düşürülmüştür ama bizim cumhurbaşkanımız gurvadadır!

-*-*-

Eşit ve egemen bir devleti savunanların böyle bir durumda silahlanıp dağa çıkması gerekmemekte midir?

Yorum işte!

Sorulu bir yorum!

Tahsin Ertuğruloğlu’nun şu anda beş – altı eşit egemenci arkadaşıyla Beşparmak Dağları’nda soğuktan donmamak için ateş yakar halde olmaları gerekir!

Yorum!

-*-*-

İslam Dini’ne de öteki dinlere de saygım sonsuz!

İslam’ın çok güzel – hatta en güzel yanlarını almak varken, Taliban kafası niye?

Yorum!

-*-*-

Keşke “oku”sak ve “sev”sek” sadece!

Kuran’da her ikisi de var!

Bu da mı yorum?

Hayır bu yorum değil!

-*-*-

“Oku! Yaratan Rabbinin adıyla oku.”

Kuran’ın ilk inen veya indiği iddia edilen ayeti değil midir?

-*-*-

Kuran’da sevgi de yer alır…

Rüşvet, haksızlık, torpil, kul hakkı yemek, sahtekarlık, yalancılık, hırsızlık yoktur!

-*-*-

Alın size Pazar gününün son yorumu; “Haliyle ne acıdır ki yönetenlerimizin tamamı bir cins münafık”tır!

Münaffık olmanın cinsi de olmaz!

-*-*-

Son yorum dedim ama değilmiş; alın size bir “Kuran yorumlaması” daha!

Münafık olmanın birinci türü; “Kişi kalben inkâr eder ama Müslüman gibi görünür. Bu en ağır türdür.”

-*-*-

İslam ahlakında içiniz ve dışınız bir olmalıdır…

Münafıklığın ikinci türü, “Kişi Müslümandır fakat bazı iki yüzlü davranışlar sergiler”…

-*-*-

Ve Peygamberimiz Muhammed’in söylediği rivayet edilen bir sözünde; münafıklığın üç belirtisi şöyle sıralanır:

Konuştuğunda yalan söyler.

Söz verdiğinde sözünü tutmaz.

Emanete ihanet eder.

-*-*-

Hayırlı pazarlar, mutlu Ramazanlar…


555.png

Güzel bir kedi… Gönyeli ovalarında… Yürüyüş sırasında rastladım… Yorumsuz… Çok güzelcik… Rengine bayıldım…

Bu yazı toplam 535 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar