Türkiye’ye giremeyenler meselesi!
TC, herhangi bir KKTC vatandaşını; KKTC ise herhangi bir TC vatandaşını ülkeye almama – kabul etmeme – geldiği gibi geri gönderme hakkına sahiptir!
Beğenirsin – beğenmezsin saygı duyarsın!
-*-*-
Her devletin kendi egemenlik hakkı ile alakalı bir durumdan söz ediyoruz…
Ve her devlet, egemenlik hakkı gereği bazı kişilere ülkeye giriş yasağı koyabilir.
-*-*-
KKTC’nin, TC’den gelip de ülkeye sokmadığı 2 bin civarında kişiden söz ediliyor…
Bunların yüzde yüze yakını; ya suç geçmişi olanlar yani insan kaçakçılığı, cinayet, uyuşturucu ticareti gibi nedenlerle geçmişte “mahkum olmuş” kişilerdir; ya da terör bağlantısı olduğu düşünülenlerdir…
-*-*-
Hatta bazen bazı kişiler, bulaşıcı hastalık veya sağlık gerekçeleri ile de ülkeye alınmayabilir… Özellikle salgın dönemlerinde…
-*-*-
Ancak TC’nin “içeri sokmadığı” yani ülkesine kabul etmediği KKTC vatandaşı kişilerin yüzde yüzünün ne uyuşturucu ne cinayet ne insan kaçakçılığı ile ilişkisi vardır…
-*-*-
Ne de içlerinden bir teki bile “terörist” diye nitelenebilmektedir… (Yazının son bölümünde bahsedeceklerimiz hariç…)
-*-*-
Haliyle, TC’nin kendi ülkesine kabul etmediği KKTC vatandaşları, aktivistler, gazeteciler ve belirli ideolojilere bağlı kişilerdir… Tabii ki bu ideolojiler, siyasi yelpazenin solundakilerden oluşmaktadır…
-*-*-
Her ülkenin uygulaması aynı değildir. Bir kişi bir ülkeye rahatça girebilirken başka bir ülke onu reddedebilir.
-*-*-
Çünkü giriş hakkı, vatandaş olmayanlar için çoğu zaman devletin takdir yetkisine bağlıdır…
-*-*-
“Vatandaş olmayanlar” ifadesine lütfen dikkat edelim; çünkü Türkiye’nin “aynı anda hem KKTC hem TC vatandaşı olanlarla” ilgili “tavrı” da bazı durumlarda çok ilginçtir!
-*-*-
Bu son meseleye gelmeden önce, bir kez daha belirteyim; TC’nin, sınırdan geri döndürdüğü KKTC yurttaşları, “ıslah edemediği, biata zorlayamadığı, propagandasına katamadığı, ehlileştiremediği siyasi karakter, aktivist ve gazetecilerdir…”
-*-*-
Bu durum, TC’nin sadece demokrasi düşmanı bir faşist devlet olmasından başka bir şey de değildir…
-*-*-
Haaaa, bu arada bir liste var mıdır?
Bu liste kimlerden oluşmaktadır?
-*-*-
Bu listenin oluşturulması hangi nedenlere bağlıdır?
Sadece 2020 yılındaki Akıncı – Tatar seçimi kaynaklı mıdır?
-*-*-
Yoksa Büyükelçi Ali Murat Başçeri’nin de demeye çalıştığı gibi, “… uzun bir süreçte belirlenmiş isimlerden” mi oluşmaktadır!
-*-*-
Türkiye’ye işgalci diyenler, sömürgeci diyenler, Ayşe diyenler mi listededir?
Veya ne bileyim, “birlikte çalıyorsunuz” diyenler de listelerde midir?
-*-*-
Neyse!
-*-*-
TC, size liste vermek zorunda değildir; kabul ettik de mesela illa ki gitmek zorundaysanız, “yalakalık süresi” diye bir süre var mıdır?
-*-*-
Mesela Turgut Afşaroğlu Hocam, tedavi için gitmek istiyor…
Ama çekiniyor…
-*-*-
Yarın sabah namaza başladığını fotoğraflı olarak ilan eder; günde üç veya dört kez bayraklı fotoğraflarla “Allah anavatanımızı başımızdan eksik etmesin, Allah Erdoğan’a zeval vermesin, Sayın Devlet Bahçeli ellerinizden öperiz, Sayın Cevdet Yılmaz KKTC’ye geldiğinizde bize de bekleriz…” gibi paylaşımları kaç ay veya kaç yıl yaparsa, “giriş hakkı” elde edecektir!
-*-*-
Daha basit bir soruyla soracak olursak; “Şükranist olma hakkı”mız var mıdır?
Yasaklı listesindeki ismimizi sildirmek için “Şükran çekme süresi” söz konusu mudur?
-*-*-
Mesela şahsım adına sorayım; “dört köşe yazısında yaşasın Anavatan, kahrolsun Özgür Özel” diye iki sloganı sekiz kez tekrar edersem, ve akabinde de üç sahte diploma alıp her gün EOKA – ELAM yalanları yazarsam Antalya’ya tatile gidebilir miyim?
-*-*-
Sorular çok!
-*-*-
Unutmadan gelelim “aynı konu” ama “farklı başlıktan” bir başka meseleye…
-*-*-
Bir kardeşimin bana yazdıklarını sizlerle de paylaşmak istiyorum…
Buyurun birlikte okuyalım… Yorumsuz, aynen aktarıyorum…
-*-*-
… Ülkemizde uzun zamandır yaşanan ve maalesef görmezden gelinen ciddi bir mağduriyet süreci bulunmaktadır.
-*-*-
Malumunuz, ülkemizde “FETÖ” adı altında yürütülen süreçler nedeniyle mağdur edilip kamudan ihraç edilenler, haklarında ceza davaları açılanlar olmuştur.
-*-*-
Bunun yanında, son günlerde tartışılan N82 fişlemeleri sebebiyle Türkiye’ye giremeyen vatandaşlarımız bulunduğu ve Sayın Erhürman'ın nezdinizde yapılan bazı girişimlerle kimi vatandaşlarımızın yasaklarının kaldırıldığı da kamuoyuna yansımıştır.
-*-*-
Ancak görünmeyen bir gerçek daha vardır: KKTC vatandaşı olup “FETÖ” adı altında yürütülen fişlemeler nedeniyle ülkesinden çıkamayan, Türkiye’ye gittiklerinde tutuklanan, tutuklanıp hâlen cezaevinde bulunan ve yeniden ülkesine dönemeyen KKTC vatandaşı insanlarımız da bulunmaktadır.
-*-*-
AİHM’in Yasak v. Türkiye Kararı ile verdiği karar, (Türkçe çevirisi: https://justicesquare.org/aihm-buyuk-dairenin-yasak-turkiye-kararinin-turkce-cevirisi-ve-karara-istinaden-dilekce-ornekleri/) yıllardır dile getirilen hukuksuzlukları açık biçimde ortaya koymuştur.
-*-*-
Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7. maddesi kapsamında “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.
-*-*-
Açıkça ifade edilmiştir ki; kanunda açık karşılığı bulunmayan, suçun manevi unsuru olan şiddet ve kasıt unsuru taşımayan durumlarda, bir kişiyi ya da bir topluluğu terörist ilan edemezsiniz.
-*-*-
Bu karar; MGK kararlarıyla sonradan “terör örgütü” ilan edilen ve geçmişte devletin tüm kurumlarıyla ilişki kurmuş bir yapı üzerinden milyonlarca insanın suçlanamayacağını ortaya koyan tarihî bir karardır.
-*-*-
Umarım bu karar, ülkemiz siyaseti ve yargısı ve medyası tarafından görmezden gelinmez; yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi adına hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde gerekli değerlendirmeler yapılır.

Anneler Günü… Dün ilk kez “annesiz” bir Anneler Günü yaşadım… Çok garipti tabii ki… Garipliği mi? Hediye alamamış olmam mı? Anneme hiç hediye almadım… Para verip kendisine bir şey almamdan hoşlanmazdı… Hatta tam tersi, hem kendi doğum gününde, hem benimkinde, ya hediye alınan kişi olurdum ya da mutlaka harçlık verirdi… Anneler gününde de… Yaklaşık 5 buçuk ay önce kaybetmiştik… Ciddi bir boşluk, ciddi bir eksiklik… Anneleri sevgisiz bırakmayın…






