1. YAZARLAR

  2. Dr Filiz Besim

  3. Süpürge (Sarga) Yılı…
Dr Filiz Besim

Dr Filiz Besim

Süpürge (Sarga) Yılı…

A+A-


Geçtiğimiz hafta Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’nde Psikiyatr Prof. Dr. Vamık Volkan’ın sunumunu izledik. Vamık Volkan bir dünyalı olsa da, o içimizden biri. Kıbrıslı bir Türk... Yüreğinde bizlerin tıpatıp aynı travmalarıyla yaşayan bir bilim adamı…
Konu ‘’Büyük Travmaların Sosyal ve Politik Etkileri’’ydi.
Ve büyük travmaların politik ve sosyal etkileri geldi “çöp”e dayandı. Adanın kuzeyinde çöplüğe döndürdüğümüz güzel yurdumuza… 
Vamık Volkan da,  birçoğumuz gibi adanın kuzeyindeki çöpe takmış. Bir “çöp ülke” durumuna gelmemizin nedenlerini araştırmış. Bunu kâh yaşadığımız savaş travmasına bağlamış, kah savaş sonrası tanınmamışlık ve kendimizi ikinci sınıf vatandaş olarak algılamamıza. Yaşadığımız yere sahip çıkamamamıza… Belki de aidiyet duygumuzu yitirmiş, oradan oraya savrulan ruhlarımıza… Öyle ya, ruhun ölümü, bedenin ölümünden çok daha ciddidir, değil mi? “Kimlik cinayetleri” de bir çeşit ruhu öldürmektir aslında. Bir toplumun ruhunu öldürmek…

BİZİM OLANLAR VE BİZİM OLMAYANLAR…

Dünyanın bu coğrafyasında yaşayan biz Kıbrıslıtürkler, kimsenin takmadığı tanımadığı minicik bir toplum. 39 yıllık psikolojik bir kuşatma altında yaşıyoruz.  Evlerimiz bizim ama, sokaklar bizim değil... Arabalar bizim ama, yollar bizim değil... Dağa taşa bakmak serbest ama, onlar da bizim değil… Denizler, kıyılar, hep misafiri olduğumuz dünyanın malları. Ama işte biz, dünya malı değiliz... Biz sanki dünyada yaşamıyoruz, dünya vatandaşı değiliz.  Öfkeliyiz ama, kime ve neye öfkeleneceğimizi de bilmiyoruz... Öfkemizi içe döndürmüşüz, çevreyi annemiz gibi görüyor onu cezalandırmak için sürekli kirletiyoruz…

‘’Arkadaşlarımı Kıbrıs’a davet etmeye utandım’’ dedi Vamık Hoca. Elbette ki çok iyi anladım onu… Çok kısa bir süre önce uçakta tanıştığım Hollandalı hemşire de bana Kıbrıs’ta karşılaştığı çöpü anlatırken, ben de utancımdan kıpkırmızı olmuş ve ne diyeceğimi şaşırmıştım.

Hiç belleğimden çıkmaz… On yıl kadar önce Mısır’da karşılaştığım çöpler karşısında şoke olmuştum. Kahire’nin göbeğinde kadın apartmanın penceresini açıyor ve poşet poşet çöpleri öylesine boşluğa bırakıyordu. O zamanlar, o görüntü günlerce gözümün önünden gitmemişti. “Bu nasıl bir kültür, nasıl bir pislik?” diye şaşakalmıştım.

Ne kadar acı ki, şimdi belki de benim ülkem Mısır’dan daha pis, daha kirli... Ama ben bu görüntüyü , ülkemin bu perişan, kirli ve kokuşmuş durumunu nerede ise kanıksadım. Asıl dehşet verici durum bu!..
‘’Süpürgelerinizi alın ve sokağa çıkın’’ diyor Vamık Hoca. “Önce kendinize yaşayabileceğiniz tertemiz bir ülke yaratın. İşte belki o zaman travmalarınızı da süpürürsünüz.’’

EMANETE İHANET ETMEYELİM…

Ne kadar haklı Vamık Hocamız… Birilerinin gelip bizi kurtarmasını beklemeden, birilerinin bizim için ekonomik paketler önermesine gerek kalmadan ve uzaklardan gelen bir yabancının bize gerçek uygarlığı dikte ettirmesine izin vermeden, gelin hep beraber süpürgelerimizi alalım ve sokağa çıkalım. Önce sokağımızı, evlerimizin önünü,  sonra yollarımızı ve gerekirse taşları, toprakları ve ormanları süpürelim. Travmalarımızı süpürelim... Dünyaya inat, bu toprakların bizim olduğunu var gücümüzle haykıralım. Çocuklarımıza bırakacağımız toprakları tertemiz edelim. Edelim de, öyle bırakalım emanetlerini onlara… 
Bu topraklar, bu yurt, bu çevre aslında çocuklarımızdan aldığımız emanet değil mi?.. Emanete ihanet etmeyelim… Çöpler arasından sıyrılarak tarihimizle yüzleşelim. Üzerinde yaşadığımızın adanın kültürünü parlatalım…

SÜPÜRGE YILI…

Ve bilelim ki, biz o kültürün devamıyız. Biz bu toprakların çocuklarıyız. Biz bu adanın misafirleri değil, bir dünya mirasının torunlarıyız.  İnanınız bana, arkası mutlaka gelecektir. Yeter ki şu çöplükten kurtulalım…
Caydırıcılık mı?...Ceza mı?.. Neden olmasın?.. Öneriyorum: Yere çöp atmak 100 TL, arabadan pet şişe ya da başka bir atık atmak 200TL olsun. Bu memlekete, bu memlekette Kıbrıslıtürklerin geleceğine, çocuklarımızın emanetine inanmayanlar bedelini ödesinler.
Gelin, 2013’ün sonuna geldiğimiz bu günlerde, önümüzdeki yeni yılı “SÜPÜRGE YILI”, ya da eski Kıbrıslıların deyimiyle “SARGA YILI” ilan edelim. Var mısınız?..

Bu yazı toplam 2742 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar