Statükoyu sarsacak yeni BM fikirleri ve “sihirli anahtar
Birleşmiş Milletler'in "yeni çözüm yaklaşımı"nı son derece yaratıcı buldum.
Elbette "yazılı" bir formül yok ortada...
Ama birkaç farklı kaynaktan doğrulanmış bir "çerçeve" de artık net...
"Fikirler" de diyebiliriz...
Yeni yaklaşım "aşamalı çözüm formülü."
Geçmişten farklı...
Biraz sürece yayılmış.
Her adımda toplumların çözümün avantajlarını yaşayacağı, farkı göreceği, yeni Kıbrıs'la yüzleşeceği bir model...
Bir anlamda Tufan hocanın metodolojisine de yanıt veriyor bence... Çünkü takvimi var; öyle ucu açık değil... Hatta "statüko"ya da geri dönüşü yok.
Riskler de var elbette
Elbette "riskleri" de var bu formülün... En önemlisi de bir noktaya geldikten sonra "böylesi iyi, fazlasına gerek yok" denilmesi... Yani kalıcı bir "bölünme..."
Hem deniz limanları Avrupa'ya açılmış, hem direkt uçuşlar başlamışken "tamamdır" diyebilir Kıbrıslı Türkler...Ya da Kıbrıslı Rumlar, Maraş'ta yerleşime başlamış... Kimi toprak iadeleri gerçekleşmişken... Çünkü stratejik anlaşma imzalanırsa, bu adımlar "referandum" öncesi atılmış olacak.
İki paralel süreç
Her koşulda bugünkü statükodan daha iyi... "KKTC" yurttaşlarının tümü Avrupa Birliği yurttaşı olacak örneğin... Dünyanın her şirketi kuzeye gelerek yatırım yapabilecek. Yeni bir gelecek birlikte kurulacak, ne tam birleşme olacak aslında ne tam ayrılma...
Cesaretlendirmek gerekiyor liderleri...
Yapıcı yaklaşmalıyız...
Çözüm iradesiyle hareket etmeliyiz.
Bir özet yapalım, herkes anlayabileceği basitlikte...
Ama öncelikle "sihirli anahtar"dan da söz edelim...
Bu tabir bana ait...
İki paralel süreç yürüyecek aslında...
Biri Kıbrıs...
Diğeri Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri...
Doğu Akdeniz enerji ve güvenlik mimarisine Türkiye'yi dahil etmek temel hedef... Üç ana başlıkta Türkiye'nin Avrupa Birliği'ndeki beklentilerini karşılarken, Kıbrıs'ta da kademeli çözüme varmak...
Neydi o üç başlık:
Vize serbestliği – Türk vatandaşlarının Schengen bölgesine vizesiz seyahat edebilmesi.
Gümrük Birliği’nin güncellenmesi – Hizmetler, tarım ve kamu alımlarını da kapsayacak şekilde ticaretin genişletilmesi.
SAFE programına katılım – Avrupa’nın ortak savunma ve güvenlik finansman mekanizmasına dahil olarak savunma sanayi projelerinde yer almak.
Ne öngörülüyor?
İlk tahminler... Ağustos ayının ikinci yarısı ya da eylülün ilk haftasında tarafların önüne "Stratejik Siyasi Anlaşma Taslağı" gelecek. "Buyurunuz, görüşünüz" diye...
Taslak!
Yıl sonuna kadar üzerinde görüşülmesi için...
Bir uzlaşı olursa eğer... O zaman bu stratejik anlaşma imzalanacak.
Kıbrıslı liderler başkanlığında bir "Ortak Geçiş Konseyi" oluşacak.
Geçici bir yönetim gibi...
İşte bu "Konsey" iki ya da dört yıllık bir süreçte karşılıklı adımları planlayacak.
Kademeli ya da aşamalı çözüm "Ortak Geçiş Konseyi" yönetecek bir anlamda..
Bu dönemde Kıbrıs'tan ayrı olarak Türkiye de Avrupa Birliği'nde ilerlemeler elde edecek; örneğin Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları, Avrupa'da serbest dolaşıma kavuşacak, Larnaka'dan İstanbul'a uçuşlar olacak.
Öngörü böyle...
Ya da hayal edilen...
Sonuçları gözlemleyerek
Peki, Kıbrıs?
İşte bu süreçte Kıbrıs'ta da "aşamalı çözümler" devreye girecek ve geri dönüşü olmayacak.
Yani yurttaşlar iki yıl sonra "referandum" için oy vermeye giderken, kimi sonuçları görecek, yaşayacak, hayatındaki değişimi hissedecek.
Kapalı Maraş yasal sahiplerine iade edilirken, Ercan'a doğrudan uçuşlar başlayacak örneğin... Uluslararası finansmanla birlikte, mülkler için bir tazminat fonu oluşturulacak, kimi toprak iadeleri gerçekleşirken, KKTC yurttaşlarının tümü Avrupa Birliği yurttaşı olacak misal...
Federal kurumlarda ortak yönetimler oluşacak adım adım... Siyasi eşitlik ve karar alma süreçlerine etkin katılım gözlenecek... Böylesi bir kontrollü ilerlemenin ardından da "referandum"a sunulacak yeni Kıbrıs...
Ama atılan adımlardan da geri dönüş olmayacak...
Denemeye değer
Evet, denemeye değer çünkü her gün kaybediyoruz zaten.
Bugünkü statüko hem gelecek sunmuyor, hem de geçici menfaatler dışında kimseye umut vermiyor.
Dediğim gibi "yaratıcı" buldum, son yıllarda yaşanan büyük kopuşun ardından... Üstelik herkesin hayatını iyileştirecek adımlar mümkün... "Ne kazandık" ya da "ne kaybettik" diye değil, ne paylaşacağız ve birlikte nasıl bir gelecek kuracağız diye bakabilmek gerekiyor sürece...
Pek tabii siyasi irade, cesaret, kararlılık şart...
Bir de samimiyet...






