1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Mübadil torunları duygu dolu anlar yaşadı…”
İbrahim Özejder

İbrahim Özejder

Sandıksız Referandum Örneği: Su Projesi

A+A-

 

• Yurtaşın propagandadan arındırılmış bilgiye de ihtiyacı vardır ki bunu sağlayacak olan medyadır.

Türkiye’den borularla Kıbrıs’a taşınan su projesi konusunda dikkat çekici bir tuhaflık seziliyor.

KKTC yurttaşları olarak Büyük Su Projesi konusunda yeterli bilgiye sahip miyiz? Medyamız bizi aydınlatabildi mi? Konu sadece hükümetin (veya ortaklardan birinin) sorunu mu? Yurttaş grupları ve sivil toplum örgütleri neden bu kadar sessiz?

Proje kimin derdi?

Bazı önemli siyasi karar alma süreçleri, bir tür sandıksız referenduma benzer. Yurttaşlar sandığa gidip oy vermez ama eğilimleri baskı unsuru oluşturur ve siyasi kararı etkiler. Süreçte en önemli rol medya ve sivil topluma aittir. Su konusunu da bir anlamda sandıksız referandum kabul edersek, oylamanın devam ettiği aşamadayız. Ancak bütün unsurların oylamaya katılıp katılmadığı belirsizlik arzetmektedir.

Propagandasız olmaz ama

Türkiye’den borularla getirilen suyun dağıtımı konusunda KKTC’de bir süredir  karar alma süreci yaşıyoruz. Konuyla ilgili bilgi ve propaganda havada uçuşuyor. Propagandasız siyasetin olamayacağını biliyoruz. Ancak yurttaşın sadece propagandanın etkisiyle fikir oluşturması sağlıklı bir demokrasi için sakıncalıdır. Yurtaşın propagandadan arındırılmış bilgiye de ihtiyacı vardır ki bunu sağlayacak olan da medyadır.

Sorular

Şimdi başa dönelim ve soralım; Su projesinin ne olduğu, bugünkü aşamaya gelene kadar medya izleyicisi (veya KKTC yurttaşı) tarafından yeterince anlaşıldı mı? Medya, izleyici-yurttaşa gerekli bilgileri sundu mu?

Yanıtı bulabilmek için bir dizi soru daha sormamız gerekiyor:

- Su kıtlığı dünyada en çok hangi yöntemlerle çözülüyor?
- Bölge ülkelerinin örnek projeleri nelerdir? (Mesela İsrail deneyiminden çok söz ediliyor)
- KKTC’nin başka şansı yok muydu?
- Büyük su projelerinin dünyada bugüne kadar yolaçtığı çevresel felaketler nelerdir?
- Tamamlanan projenin hem Türkiye’de hem Kıbrıs’ta çevresel etkileri ne olacaktır? (Mesela projenin Taşucu yakınlarındaki Akgöl Kuş cennetinde canlı yaşamı yokettiği biliniyor mu?)
- Projenin ayrıntıları yeterince anlatıldı mı? Kimin ne kazanacağı kimin ne kaybedeceği açık mı?
- Yurtaşa yansıyan maliyet ne olacaktır?
- Projenin sonlandırılamamasının sebepleri nelerdir? Kim ne kadar sorumludur?
- Konu sadece hükümetin meselesi mi? Soruna yol açan hükümet ortaklarının kaprisleri mi?
- Sendikaların, sivil toplum örgütlerinin söyleyeceği bir şey yok mu? Neden sessiz duruyorlar?
- Projenin çözüm süreciyle ilgisi var mı? Çözüm sonrası statüde bir olanak mı olacak, bir zorluk mu?


Çok iyi haberler yapıldı ama

Medyamızın bu sorular konusunda yurttaşı yeterince aydınlatabildiğini söyleyemeyiz. Bazı gazeteler ve gazeteciler takdir edilecek çabalar ortaya koymuş ve çok güzel haberler, aydınlatıcı-bilgilendirici yazılar yayınlanmışlardır elbette. Ancak bir bütün olarak medyamızın yurttaşa, kendi fikirlerini oluşturabilececek doğru bilgileri verebildiğini iddia edemeyiz.

Bir örnek vermek gerekirse, Türkiye’den gelen suyun denize akıtılıp akıtılmadığını medyamıza bakarak tam olarak anlayabilmiş değiliz. Bir yandan fotoğraflarla birlikte suyun boşa akıtıldığı haberleri; diğer yandan bunu yalanlayan “teknik önlemler” açıklamasını yapan sorumlular; öte yandan Türkiye Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın “akıtılan suyla yeraltı kaynakları beslenmektedir” yönündeki açıklaması…

Bu sadece bir örnek. Projenin öteki boyutları düşünüldüğünde, bu aşamada suyun denize akıtılıp akıtılmadığı belki de o kadar önemli değildir. Söylemek istediğimiz, medya içeriklerini propagandadan muaf tutamayacağımız gerçeğine karşılık, gazeteciler doğru bilgiyi propagandadan ayırıp yurttaşa sunabilmesidir.

“Asrın Su Projesi”nde maalesef medya izleyicisi bilgiden çok propagandayla karşı karşıya kaldı. Belki yurttaş ve yurttaş kurumları olan sivil toplum örgitlerinin hareketsizliği, hükümet içi ve KKTC hükümetiyle Türkiye hükümeti arasındaki çelişkileri bir maç seyircisi gibi seyretmesinin sebeplerinden birisi de budur.

 

--------------------------------------------------------------

 

Haber Neymiş?

Bir soru
haber nedir?
Bir cevap
“Bazıları, bazı şeylerin bazı yerlerde yayınlanmasını istemez. İşte o şeylere haber diyoruz.” John KEANE, Siyaset Bilimi Profesör (Medya ve Demokrasi kitabının yazarı)
Bir soru daha
Şimdi hangi haberleri çöpe atacağız?

 

------------------------------------------------------------------------

Reklamda Haksız Rekabet

21 Ocak 2016 tarihli Yenidüzen’de tam sayfa bir supermarket reklamı…
Reklam metninde şu yazıyor:

“Bu soğukta yol kenarından alışveriş yapıp donma, ……… gel, rahat et, Meyve-sebzede süper fiyatlar seni bekliyor.”

“Yol kenarı veya soğuktan donulan yer”lerin bakkal ve manavlar olduğu açık. Yani küçük esnaf. Süpermarketler karşısında zaten ölüm kalım savaşı veren küçük esnafın, devlet tarafından alınacak özel tedbirlerle korunması gerekirken, böylesi reklamlarla dışlanması haksız rekabet değil mi? Haksız rekaber kurallarının bu tür reklam içeriklerine nasıl açıklama getireceği bir yana, bu tür ifadelerin “etik” olmadığı kesin.

Reklam içeriklerinde de bir gazetenin yayın anlayışı ve ilkeleri gözetilmelidir.

Bu yazı toplam 1737 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar