Nah muzafferiyet!
Nereden tutarsanız tutun, elinizde kalıyor!
-*-*-
Nedir elinizde kalan?
KKTC’dir tabii ki!
-*-*-
Aklınıza gelen bir “konudan” bahsedin; mutlaka aksaklık vardır…
-*-*-
Aksaklık olmayan hiçbir devlet fonksiyonu söz konusu değildir!
-*-*-
Zaten başlı başına “devlet” dediğiniz KKTC’nin temeli sıkıntılıdır…
-*-*-
Örneğin “toprak”…
Devlet kurabilmek için toprağınızın olması gerekir!
KKTC’nin üzerinde kurulduğu toprak, başka bir devletindir!
-*-*-
Tamam toprak meselesi hukuki olduğu kadar siyasi ve diplomatik bir meseledir ve KKTC’nin “devlet” olmasına engel olmayabilir de; yine aynı KKTC’nin üzerinde kurulduğu toprağın çok ciddi oranı – belki de yüzde 95 tapulu arazisi – ne yazık ki hırsızlıktır!
-*-*-
Savaşta kan dökerek aldınız diye de sizin değildir!
-*-*-
Adalet meselesine bakalım dilerseniz!
“Nüfus değişimi” temelinde bakarsak ırkçılık mı yapmış oluruz?
-*-*-
Şu anda ciddi anlamda “Türkçe bilmeyen” kişinin kriminal olaylarda adı geçiyor…
Bu insanların mahkemelerde, poliste, savcılık nezdinde sorgulanmaları – yargılanmaları bence “adil” değildir!
-*-*-
Yeterli tercüme hizmetimizin olmadığı bir gerçektir…
-*-*-
Bazen öyle olaylara tanık oluyoruz ki; “sanık” ya da “zanlı” zerre Türkçe bilmiyor…
Tutuklu yargılanıyor…
Tercüman gelmemiş!
Avukat da Türkçe dışında dil bilmiyor…
-*-*-
Polis bilmiyor, savcı az biliyor, peki bu adam ya da kadın nasıl adil yargılanacak?
Mahkemeye tercüman yetişmezse, dava iptal da edilecek!
-*-*-
Haaa savcıların, polislerin, yargıçların “zamanı” bedava mı?
Kamu kaynaklarının boşa harcanıyor olması hiç mi umurumuzda değil?
-*-*-
Evet, çok sayıda “KKTC vatandaşı olmayan” suçlu veya tutuklu da söz konusudur…
-*-*-
Özellikle tutuklu yargılananların ve ne acıdır mahkumların neredeyse yüzde 75’ten fazlası KKTC vatandaşı değildir…
KKTC vatandaşı olanların da çoğunluğu “çift uyruklu”dur!
-*-*-
“Gönderin ülkelerine” diyeceğim; “ırkçısın” diyecekler!
-*-*-
“Gönderin ülkelerine hapishanede beş mahkum kalmasın” da diyebilirim ama vallahi çekiniyorum!
-*-*-
Haaaa ülkemiz, bu gibi konularla hiç ilgilenmeyip, insanların özgülüklerine homofobik saldırı gerçekleştirmeyi “milliyetçilik” sayıyor ya, işte orada tam kopuyorum ki bu başka bir sıkıntı!
-*-*-
Ülkede, LGBTI + bireylere saldırının boyutu, Dünya’daki en geri kalmış, en karanlık, en ırkçı boyuttadır…
-*-*-
Evet, var mı başka sormak istediğiniz?
-*-*-
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman da yavaş yavaş “haksız izolasyonlardan” söz etmeye başladı!
-*-*-
Katılıyorum!
Evet, Kıbrıs Türk toplumuna veya halkına “izolasyon” uygulanıyor!
-*-*-
Ammaaaaa, bu işin tartışılması gereken yanı da var; eğer o izolasyonları kaldıramıyorsanız, bu aynı zamanda sizin mutlak başarısızlığınızdır!
-*-*-
Örneğin 1974’te savaşta elde ettiğiniz başarı, akabinde masada rezil duruma düşmüş demektir!
-*-*-
Eğer “KKTC” adını verdiğiniz devleti kimse tanımıyorsa, hatta Türki devletler de Türkiye’nin baskısıyla “metazori” ve “göstermelik” bir iki gülümsemenin ötesine geçemiyorsa; Kazakistan, Tufan Erhürman’ı ağırladıktan bir gün sonra dışişleri bakanını Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bakanıyla adeta özür maksatlı görüşmeye gönderiyorsa; oturup iki kez hatta 31 kez düşüneceksiniz!
-*-*-
Evet, Kıbrıs Türk cemaatini 1958’den beri Türkiye’den gönderilen komutanlar veya büyükelçiler yönetmiş olabilir…
-*-*-
Ama seviye hiç bu kadar düşmemişti!
Keşke komutanlar yönetseydi!
Şu anda ne idüğü belirsiz karakterler yönetiyor!
-*-*-
Büyükelçi’den söz etmiyorum ha!
Aman sakın yanlış anlamayın!
Herhangi bir resmi görevliden de söz etmiyorum!
-*-*-
Bahsettiğim “ne idüğü belirsiz “kişiler, bildiğiniz düz dilbandilerdir…
Ve şu anda ne acıdır, örneğin hükümeti bu düz dilbandiler yönetmektedir ve haliyle “corruption” dediğimiz “çökmüşlük – kokuşmuşluk - rüşvet – hırsızlık – komisyonculuk – ihale mafyacılığı” had safhadadır!
-*-*-
Sağlık, sayısı bilinmeyen insan kalabalığına kesinlikle yetmez durumdadır ve bu ülkede kuruş vergi vermeyen belki de on binlerce “kayıt dışı” insan sağlık hizmetinden yararlanmaktadır!
-*-*-
Yararlanmasın mı?
Ne münasebet!
Tabii ki yararlansın!
Ama kayıt altına alınsın, herkes gibi vergisini, sigortasını ödesin!
-*-*-
Eğitim de, kayıtsız – kuyutsuz, haliyle vergi vermeksizin bu hizmeti alanlarla doludur!
-*-*-
Eskiden övündüğümüz devlet okullarımız vardı; şimdi dökülüyor!
TMK, bir markaydı!
İngiltere’de mesela en ünlü üniversiteler için, TMK’dan mezun olmak, Güney’deki İngiliz Okulu ve Amerikan Akademi’den mezun olmakla eşdeğerdi!
Şimdi öyle mi?
-*-*-
Şimdi, TMK’da Atatürk’e küfreden bir öğretmen derse girmiş; bakanlık kılını kıpırdatamıyor!
-*-*-
Neyse!
-*-*-
Turizm mi iyi durumdadır?
Hiç değil!
Kumarhaneli oteller olmasa, bu ülkeye “uçak” da gelmeyecektir!
Ya da gelse bile haftada iki seferle sınırlı kalacaktır!
-*-*-
Maliye mi?
Borcun taksitini borçla; borcun taksitinin borcunu da borçla!
Bahçıvan hizmetçiyi; şoför de hepimizi gibi bir karmakarışık durum!
-*-*-
Efendim, maaş ödemeleri!
Doğrudur, hükümet maaşları ödemek için borçlanmaktadır ki bu ülkede bazı kişilerin veya şöyle söyleyelim; küçük bir azınlığın maaşları; kesinlikle gözden geçirilmelidir…
Hükümet, vekil ve üst düzey kesintisini sadece şov olarak ortaya atmıştır ki bu da ayrı bir mesele!
-*-*-
Evet nerede hayır var?
Kanalizasyon altyapısında mı?
Yolların delik deşik bakımsız olmasında mı?
-*-*-
Elektrik ha kesildi ha kesilecek noktadadır!
-*-*-
Dün yine Ünal Üstel’e “doğal gaz boru hattı “yalanı” imzalattırıldı!
İmkansız olduğunu biliyoruz!
Türkiye’de her seçim gündeme gelen, “şu kadar gaz bulduk, bu kadar petrol çıkaracağız” yalanlarının bir benzeridir bu!
-*-*-
Hayvancılık sıkıntılı…
Tarım neredeyse bitti…
Üretici kalmadı, herkes devletten maaş almanın peşinde!
-*-*-
Çöp yönetiminde sınıfta kalmış durumdayız…
Doğaya çöp ve atık bırakan ve tamamı bu toprakları ganimet bulmuş on binlerin yaşadığı bir devlet, sizce sağlıklı bir devlet midir?
-*-*-
Ama daha da kötüsü, birçok belediye, topladığı çöpü, toprağa veya gizli saklı noktalara dökmektedir!
Sakın inkara kalkmayalım!
-*-*-
Yani yazacak daha neler var neler!
-*-*-
Kültürümüz elimizden alındı!
-*-*-
Her alanda, ama her spor branşında, geriye gittik ve suçu “ambargolara” izolasyonlara atmayı başarı saydık!
Ambargoların sebebi, sizin “devlet” kurmanız değil miydi?
Tekrara düşürtmeyin beni!
-*-*-
Ve sonuç?
Bir şey için gayret eden de yok!
Dışişleri Bakanı “mevcut durum gayet iyidir, mevcut durum çözümdür” diyor!
-*-*-
Az gayret olsa, en azından, Metin Akpınar’ın dediğini diyebilirdik:
“Ha gayreeeet ha gayreeet, nah muzafferiyet!”
-*-*-
Bizde muzafferiyet de yok gayret de!
Ganimet var, bir türlü bitmeyen!
Gurguranızda galsın!
Doymadınız mı be gavollem?

Yaşı benim yaşımın civarında olanlar hatırlayacak; Metin Akpınar, Devekuşu Kabare Tiyatrosu’ndabir skeçte ne demişti: “Yassaaak günah yok Elhamdulillah. Velakin çok içersen raki, avrat işve, sen mahzun, takim-ul taklavat suskun... Ha gayreeeet ha gayret, nah muzafferiyet!






