1. YAZARLAR

  2. Eralp Adanır

  3. M.KANSU ve “Bulut Halinde Bir Zaman”
Eralp Adanır

Eralp Adanır

M.KANSU ve “Bulut Halinde Bir Zaman”

A+A-

Yazmak sadece insanın bir eylem biçimi değildir.

Aynı zamanda yazmak; var olmak, hayatta olmak, ben hâlâ yazdıklarımla yaşarım demektir.

Nice yazarlar bu dünyadan bedenen göç etmiştir-edecektir de sıra geldiğince.

Ama geride bıraktıkları-bırakacakları kitaplarla, yazılarıyla yaşar olmayı da sürdüreceklerdir.

Kansu hocamız yarım asrı geride bıraktığı yazın yolculuğunda hep yazarak birşeyler bulmuş, yaratmıştır. Kimi yazıları, öyküleri, şiirleri kendini yazdırmış, kimilerine kendi adımlarıyla yürüyüp araştırmış, irdelemiş, sorgulamış ve öylece yazılarına dökmüştür. Hep yüreğinden gelip de öylesine geçemeyenler kalmış satırlarında, dizelerinde.

İşte bu yürekte kalmaya devam edenler olgunlaştıkça kitaba dönüşenlerdir.

2020 yılında Ürün Yayınları tarafından okurla buluşturulan “...Bulut Halinde Bir Zaman-ağaç için yazınsal türler”,’90’lı yılların ilk yarısından başlayıp 2020 tarihli şiir-yazılarından oluşmaktadır.

29 şiir-yazı-kısa öykü-deneme ve çevirilere hayat verdiği kitapta, uzun uzadıya şiirler, yazılar, öyküler beklememeli okur.

Kansu hocamızın özellikle son dönem yazın yıllarında da belirttiği gibi kısa ama yoğunluklu yazılardır beklediği okyucunun:

“... Yaşadığımız hayat artık başka bir hayata dönüşüyor. Zamansızlık rüzgârında koşuyoruz. Uzun metinler, şiirler, öyküler okumayı pek sevmiyoruz.”(syf:9)

Şiir-yazılarında başka şair, yazarların cümlelerinden, sözlerinden alıntılarla zenginleştirdiği, pekiştirdiği böylesi denemeleri, farklı dünya dillerinde aynı yürek atışının izdüşümleri gibi bir yolculuğu sezdiriyor okura.

“HER YANIM AÇIK, ‘BARIŞ’A”, bunun en güzel örneklerinden biridir. 30 Ağustos 1996 tarihini taşıyan bu şiir-yazısında Kansu, ne kadar güzel anlatmış insanoğlunun varoluşundan, tam da bir elmanın iki yarısı gibi ayrışmasını. Düşman olmasını, aralarına sınırlar çekmesini, tel örgülerle örmeleri ayrılıklarını. Şöyle diyordu şiir-yazısının sonlarında:

“Umutlarımız; ağaçların doruklarına tırmanan karıncaların umutları,

dağları aşanların, tohumları ekenlerin,

toprağı kazanların umutları...

suyu arayanların ve suyu taşıyanların,

güneşi toprağa çekenlerin umutları...

insanın umudu barış,

barışla insan umutlu

ve umutlu insan, barışla MUTLU...

Yalın düşünmek böylesine;

silah bırakmak, çığlığın acı tohumlarını,

kendi toprağına kapatmak,

ve yeniden ve kaç kez daha insana inanmak,

İNSAN’a BARIŞMAK!..

(Bu şiir-yazının okunduğu yerde ışık kaybolur ve yeniden gelir.)

Güneş, karanlığa ve ay kana dönmeden,

yüreklerimiz kalınlaşmadan...

‘Barış sözüne, kenar yoktur.’

Ve şimdi; birlikte, yüreklerimizle ayağa kalkalım...”

 Tıpkı bu şiir-yazısında olduğu gibi nefes aldığı sürece umutlanmaya-umutlandırmaya devam ediyor Kansu hocamız. Hele ki kitapta yer alan bir başka şiiri “METEHAN’DAN GÜNEY’E SIRTÇANTALILAR.” O kendine özgü sabah yürüyüşü tanıklığıyla nasıl da ekmek kavgası için kuzey’den güney’e geçmek zorunda kalan insanlarımızı, işçilerimizi dizelerine dökmüş. Dökerken de bu toplumun acı gerçeklerini belleklere havale etmiş:

“Sabah ışığı,

Havada asılı toz.

Ağaç dalları arasında,

Üşengeç bir güneş.

 

Yürürlerken

Ağırlaşan sırt çantaları.

Ve

Seke seke öncü

Konuşkan bir saksağan:

 

“İzleyin beni

Ve işitiniz diyeceklerimi!!!

“Burası Metehan Çemberi.

Daha ileride,

“Kapı-Barikat.”

 

“Zaten, size derim:

Geçince daha;

-İŞ ve AŞ-

“Elbette, iç seslerinizden

Hazin ezgiler,

 

Kerpiç tabletler

Üzerine yazılırken...”

 

Yüreğine kalemine sağlık Kansu hocam.

29-agustos-2021-eralp-m-kansu-ve-bulut-halinde-bir-zaman.jpg

Bu yazı toplam 479 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar