1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Kaç kişi kaldık ki?
Eralp Adanır

Eralp Adanır

"Kendimle Dans"

A+A-

 

eralp-013.jpg

Bugüne kadar dört kitaba imza attmışltı Levent Dirençay.Bunlar farklı farklı konulardaydı ama bu kitap tüm diğerlerinden çok daha farklı bir yerde konumlandırıyor kendini. "Kendimle Dans- Alkali ve Sağlıklı Yaşama Merhaba" isimli kitabı; Dirençay'ın geçirmiş olduğu kanser hastalalığı sürecinin iz düşümlerini taşırken, sadece yaşadığı süreci değil kendini nasıl bir yeni yaşama, anlayışa taşıdığını da anlatıyor kitabında.

Çok değerli ve kaynaklarıyla belirtilen bilgiler, insanın herhangi bir hastalığa yakalanmasını beklemeden, sağlıklı bir yaşamın bilgilerini de paylaşıyor okurla.

Kitabın projelendirilme sürecine geçmeden önce Levent Dirençay'a kanser hastalığı teşhisi konduktan sonra ve devamında neler yaşadığını öğrenmek istiyorum.

Bildiğiniz gibi ben bir süre önce bir rahatsızlık geçirdim. O güne kadar tabii ki insan bunu yaşamadığı için kanser konusunda pek bilgi sahibi olamıyor genellikle. Bir takım ufak tefek bilgi sahibi olabiliyor ancak. Fakat bana kanser teşhisi konduktan sonra bu rahatsızlığın ne olduğunu nerden geldiğini nereye insanı götürdüğünü, ne yapmamız gerektiği konusunda o süreçte bilgi edinmeğe çalıştım. Özellikle biyopsi yapılıp da teşhis konulup hastalık netleştikten sonra, başta kızım olmak üzere hemen araştırmalara giriştik. Nedir ne değildir ne yaparız gibi, onun akabinde eşim de aynı şekilde.

Ben aslında tutuk davrandım çok da önemsemedim ilk günlerde, normal bir rahatsızlık gibi algıladım desem yanlış olmaz. Fakat kızım ve eşimin yoğun araştırmaları, çalışmaları,  o bilgilenmeleri, beni de motive etti ve ben de araştırmaya başladım. Kanser nedir nerden gelir nasıl oluşur diye.

Bunlarla ilgili kitaplar bulup okumaya çalıştım. Alkali beslenmenin çok önemli olduğunu öğrendiğim zaman yine aynı şekilde o tip kitapları derleyip okumaya daha çok başladım. Buları okduk sonra ve o süreci yaşadığım dönemde aldığım radyoterapi, kemoterapi, girip çıktığım onkoloji merkezi, yaşananları ve o sürecin bana verdiği o hasar döneminde, ciddi ağrılarım uykusuzluklarım oldu.

O dönemlerde sabahlara kadar bu kitapları okudum o bilgileri edinerek bilinçlendim.

Yaşadığın sağlık sorunundan sonraki süreçte elde ettiği bilgilerden oluşan böyle bir kitabı hayata geçirme, okurla buluşturma fikri nasıl doğdu konusunu merak ederken, kitabının giriş yazısında bunu nasıl karşıladığını şöyle anlatıyor Dirençay:

"Patolojiyi elime aldığım zaman kötü huylu hücrenin sırıtarak bana 'piyango sana çıktı. Kurada sen çıktın' dediğini duyar ve görür gibi oldum. 'Yılbaşı kurası' diye yanıtladı..."

Böylesi ciddi bir olayı kendisi burada burada espriyle anlatıyor, o şekilde karşılıyor. Bu da kansere nasıl bir pozitif yaklaşımla baktığını sezinletiyor insana. O giriş yazısında bir dalga geçmek gibi görünse de yazılanlar, kanımca, bir güçlü olma, pozitif bir yaklaşımla bu hastalığın üzerine gidilecek olmanın mesajını vermekte okura.

Biyopsiyi yaptırdıktan sonra ne olduğunu gördük ve dedim ki bana bir piyango çıktı. Evet ben de bu olayı biraz ti'ye almaya çalıştım. İşte herkese başka piyangolar çıkar bana da bu çıktı gibisinden. O zaman ne yapmamız gerekir dedim kendime. Böyle birşey var buna karşı bir tedbir almam lâzım benim. O soruyu sorarak başladık sürece . Biraz da espri katarak ne yapmamız gerekir derken, dans etmemiz gerekir diye düşündüm. Yani kanser bana, benimle dans etmelisin diyor. Dans edebilmen için da bana karşı birşeyler öğrenmen benimle birlikte hareket etmen gerekir dediğini hayal ettim. Kitabın adı da bu düşünceden çıktı işte, "Kendimle Dans".

Yani kanserle bir dans olayı var ve dansa başlayarak, tedavimizi aldık.  İstediği gibi dans ettim, ameliyat ise ameliyat, radyoterapiyse radyoterapi, kemoterapi. Ama günün sonunda ben bu dansı başarıyla bitirebileceğimi ve karşımdakini yoracağımı, pes  ettireceğimi, onun vazgeçeceğini ve beni kendi başıma bu yeni yaşam biçimimle, yeni beslenme şekliyle hayata bırakacağına inandım. Bunun yanında kaliteli bir uykuya devam etme, topraklanma dediğimiz stresten uzak durma, yani biraz daha dünyaya farklı açıdan bakma, daha pozitif, eleştirel konularla çok ilgilenmeme, çok eleştirmeme.  Yani ortada kötü bir durum varsa işte o kötüdür de şu oldu bu olduktan ziyade, bu kötü durumu nasıl iyiye çevirebiliriz, biz ne katkı yapabiliriz gibi bir takım pozitif düşüncelerle artık kendimi donatmaya ve yaşamıma o şekilde devam etmeye çalıştım.

Ve inanıyorum ki bütün bu çabalarım günün sonunda kendi kendine dans etmeye bırakacak beni, kendimle dans. Hatta kitabımın kapağında yer alan fotoğrafımda arkaya düşen hafif bir yansıma var, ellerini havaya kaldırmış sevindiğini gösteren bir yansıma. Ben buna inanıyorum sonuçta.

Bir Firuze taşından bahsediyor kitabında. Diğer yandan dayaşamına yerleştirdiği meditasyon çalışmaları.  Yani zihnimizin, ruh halimizin, sağlığımız açısından ne kadar önemli olduğunu belirtiyor dirençay. Onu da düzenleyebilmemiz gerektiğini...

Firuze taşı aslında bağışıklık sistemini güçlendiren kaygıları, endişeleri gideren, birçok sağlığa yararı olan bir taştır. Ama ondan önemlisi benim bu taşı seçme serüvenim şöyle oldu. Taşların satıldığı yerde epey bir taşların etrafında dolaştım ve sonuçta bu taşı seçtim. Bana dendi ki iyi bir taş seçtin, şu şu özelliklerinde dolayı.  Ama diyor ki yüce rabbim; elinde firuze taşı olan ve bana elini açıp dua eden yalvaran yakaran hiç kimseyi geri çevirmem. Ben de bunu aldım o günden itibaren taşla aramızda pozitif bir bağlantı oluştu. Aslında bana bir güç verdiğine inandım. B taşla tedavi sürecimde ben de yüce rabbime evrene Allaha ne ise bu güç -ki bir güç vardır gerçekten-, ona dua ettim yardımcı olmasını istedim.  Bu rahatsızlığı yenmem için yanımda durmasını ve bana güç vermesini istedim.

Çok şükür bu desteği aldım ve bu yanımda olduğu sürece hiçbir kaygı endişe korku taşımadım. Hâlâ daha ne korku ne kaygı taşımıyorum.

Kanser hastalığında morâl çok önemlidir. Morali yüksek tutmak lâzım. Korkudan kaygıdan endişeden uzak durmak lâzım çünkü şeker-glikoz nasıl ki kanseri tetikler, korkular endişeler de tetikler. Dolayısıyla bizlerin bunlardan uzak durması gerekir. Bunları unutup, hayatımızdan çıkarıp normal yaşamımıza olumlu, daha pozitif bir şekilde devam etmemiz gerekir. Bu aynı zamanda sağlığın iyi seyretmesine de katkıda bulunur.

Bu arada meditasyonlar yaptım evet, kitapta da belirttiğim gibi.

Vücudumun her bir hücresinin, dokularımın, organlarımın, kas ve kemik sistemimin, iskelet sistemimin, bilinçaltımın hep iyi olduğu ve iyi bir şekilde daha da iyi olmak için evrilip geliştiği ve vücudumdaki bu hasarların vücudumdan atıldığı, vücuduma yeni enerjilerle pozitif düşünceler olumlu düşünceler girerken kısa bir sürede iyileştiğimi düşündün. Bunu özellikle gece yatırken bu şekilde kitapta verdiğim gibi bir takım tekrarların yaparak gerçekleştirdim.

Özellikle hastahanede radyoterapi alınması anındaki o zor süreçte, ki düşünün bir maske yapılıyor size ve kıpırdamadan on-on beş dakika ciddi bir şekilde yatıyorsunuz. Orada bir sıkıntı içerisinde kendinizi rahatlatacak birşeyler ararsınız ve diyorum ki işte ben şu anda bana verilmekte olan sağlığı içime verilecek olan huzuru ve bu dengeyi sağlayacak sağlık titreşimlerini tam anlamıyla almaya hazırım.  Şu anda huzurluyum, dengedeyim ve bunun bana yararlı olabileceği inanıyorum gibi,  bir takım düşüncelerle kendimi o sıkıntılı durumdan çıkarmaya çalıştım.

İşte yeşillikler ağaçlar içerisinde yürüdüğümü düşünerek, yanından -ki daha önce bunu İngiltere'de abimin oğlucuğunun düğününde yaşadım, öylesi bir ortamda yapılmıştı. Hep gözüme onu getirdim. Yeşillikler içerisinde nehrin kenarında şırıl şırıl akan su, çok güzel çiçekler vardı onları kokladım yine bunlarla içiçe olacağım şeklinde bir takım meditasyonlar, bir takım olumlamalar yaptım o süreçte. Ben sağlığı seçtim, artık sağlıklı bir şekilde yaşamıma devam edeceğim dedim ve ekledim, ben başaracağım , başarabilirim.

Böylesi düşüncelerle hem bilinçaltımı bu şekilde yönlendirerek hem de kendi kendimi motive ederek bu süreçten iyi bir şekilde çıktım.

 

 

Bu yazı toplam 1641 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar