
Kemal Yağız Ceylan: Gençlerin Sorunları
“Sorunlarımız asla bitmez, önemli olan koşulları iyileştirmektir.”
Kemal Yağız Ceylan
[email protected]
Gençlerin Sorunları
1. Eğitim Hakkı İhlali
Eğitim hakkı ihlali dediğimiz şey, gençlerin eğitimde yaşadığı sorunlardır. Bunlara başlık olarak dil bariyerleri, özel dersler, kalıplaşmış eğitim ve konteyner sınıflar girer.
Dil Bariyeri:
Dil bariyeri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşayan her gencin ortak sorunu hâline gelmiştir. Dil bariyeri dediğimiz şey, gençlerin dünyanın ortak dili olan İngilizceyi bilmemesinden kaynaklanıyor. Bunun sebebi, okullarımızda yeterli İngilizce eğitiminin bulunmaması ve İngilizce eğitiminin yalnızca kolejler ile özel okullarda yeterli düzeyde verilmesi, düz devlet okullarında ise yetersiz olmasıdır. Okullardaki İngilizce eğitiminin özel derse bağlı kalması ve bundan kaynaklı olarak okullarda doğru eğitim verilememesi de bu sorunun başlıca sebeplerindendir.
Buna örnek vermek gerekirse ülkemiz, tek bir topluma değil, farklı toplumlara ve kültürlere sahip bir ülkedir. Ancak ne yazık ki ülkemizde yaşayan gençlerimiz İngilizceyi akıcı bir şekilde konuşamıyor. Bu ne kadar acıdır! Günümüz dünyasında İngilizce ortak dil hâline gelmiştir. Gençlerimiz İngilizceyi konuşamazken gelecekte kendilerini nasıl geliştirebilirler? Nasıl farklı ülkelere okumaya gidebilirler? İşte gençlerimizin önündeki en büyük engellerden biri budur.
Özel Dersler:
Özel dersler, yoğunluğu ilkokul, ortaokul ve lisede olmakla beraber ülkemizde gençlerin yaşadığı en büyük sorunlardan biri hâline gelmiştir. Bunun başlıca sebebi, okullarımızdaki öğretmenlerimizin bize yeterli bilgileri aşılayamayıp bunları özel derste para karşılığında gençlere aşılamasıdır. Bundan dolayı, okulda ders gören gençlerin yetersiz bilgi alması, ailelerin özel derse başvurmak zorunda kalmasına sebep olmaktadır. Bu durum, ailelere maddi bir ek yük oluşturmakta ve o gencin geleceğindeki hayat koşullarını zorlaştırmaktadır.
Özel ders sorununa örnek olarak, şimdiye kadar yaşanmış en büyük olaylardan birini, okulumuzda yaşanan bir durumu size anlatabilirim. Bu olayda, bir öğretmenin kendisinden özel ders alan öğrencisinin okuldaki düşük notunu yükselttiği, kendisinden özel ders almayan bir öğrencinin notunu ise düşürdüğü iddia edilmiştir. Olayın yankı uyandırması da özel derslerin ülkemizde ne kadar büyük bir sorun hâline geldiğini göstermektedir.
Kalıplaşmış Eğitim
Kalıplaşmış eğitim, ülkemizin dört bir yanında yaşanan en büyük sorunlardan biridir. Bunun sebebi, gençlerin önüne konulan kitapların kaynağının sorgulanmamasıdır. Önümüzdeki kitapların yetersiz sayfalar içermesi nedeniyle biz gençler, kalıplaşmış eğitimden kaynaklı olarak bilgilerimizi geliştirememekte, farklı görüşler oluşturamamakta ve kendimizi geri planda bırakmaktayız.
Kalıplaşmış eğitime verebileceğimiz en güzel örnek Kıbrıs tarihi dersimizdir. Kıbrıs tarihi bizim kültürümüzdür. Ancak maalesef, bize verilen kitaplar sadece sayfalardan oluşmakta ve bu sayfalardaki azıcık yazılar yalnızca iki tarafın savaşını ve Rumların bizi nasıl öldürdüğünü anlatmaktadır. Bunun dışında, kitapların düzenlenmesinin inanılmaz derecede kötü olması ve içindeki bilgilerin yetersizliği de yaşadığımız en büyük sorunlardan biridir.
Konteyner Sınıflar
Konteyner sınıflar, yakın zamanda ülkemizdeki gençlerin en büyük sorunlarından biri hâline gelmiştir. Bunun sebebi, okullardaki tadilatlara geç başlanması, okullarımızın güvenli olmaması ve bundan kaynaklı olarak çocukların uzun süreli olacak şekilde konteyner sınıflara gönderilmesidir. Sonraki sürecin düşünülmemesi, planlanmaması sebebiyle öğrenciler yıllar boyunca konteyner sınıflarda kalmaktadır. Bu sebeple, küçük yaştan büyük yaşa kadar gençlerimiz sağlıklı bir sınıf ortamı içerisinde ders görme haklarını kaybediyor.
Konteyner sınıfların çarpıcı örneği Çağlayan İlkokuludur. Burada yakın yıllarda yapılmış konteyner sınıflar hâlâ kullanılmakta ve bununla ilgili önlemler alınmamaktadır. Konteyner sınıfların uzun yıllar boyunca kullanılmaya devam edilmesi, gençlerin bir sınıfın ne demek olduğunu bile bilmeden büyümesine ve bu şekilde bir neslin yetişmesine sebep olmaktadır.
2. Ailede Verilen Eğitim
Ailede verilen eğitim son dönemlerde maalesef yanlış anlaşılmaktadır. Bu eğitim, sadece ailelerin çocuklarına nasıl saygılı olacaklarını ve nasıl konuşacaklarını öğretmelerinden ibaret değildir. Çocuklarına kendi fikirlerini ifade etmeyi öğretmek, onlara kültürlerini aşılamak, onları başkalarıyla kıyaslamadan kendi hâlleriyle kabul etmek ve kendi iradelerine sahip olmalarını sağlamaktır.
Özgür İradesi Olmayan Gençler:
İrademizi özgürce kullanamayışımız, biz gençlerin hem günlük hayatını hem de ileriki hayatını etkileyen en büyük sorunlardan biridir. Bunun başlıca sebebi, bir gencin gelecekte ne okumak istediğine kendisinin değil, ailesinin karar vermesi ve aile bunu zorla yaptırmasıdır. O genç, istemediği bir meslekte ömür geçirip hayatını mutsuz, motivasyonsuz ve memnuniyetsiz bir şekilde sürdürecektir. Bu durum, gencin gelecekte başarısız olmasına kadar varabilir.
Ayrıca günlük hayatta da gençlerin temel kararlarını hep ailelerinin vermesinden dolayı gençler en basit kararları bile verememektedir. Ülkemizde, ailelerin çocuklarını doktor yapma isteği, anlattıklarımıza en uygun örneklerdendir. Bunun sebebi, doktorluğun ülkemizde birinci kategorideki en önemli mesleklerden biri olarak anılmasıdır.
Oysa aileler çocuklarının doktor olmasını isterken kendilerine şunları sormalılar: Bu çocuk doktor olmak istiyor mu? Bu çocuk hayatını hastane odalarında, hastane koridorlarında geçirmek istiyor mu? Yoksa o çocuk eline gitarını alıp müzik yaparak sahneye mi çıkmak istiyor?
Kimlik Arayışı
Kimlik arayışı dediğimiz şey, bir gencin somut kimliğini araması değil, manevi kimliğini aramasıdır. Peki, bunun başlıca sebebi nedir?
Aslında önceki yıllarda kimlik arayışlarının bu kadar fazla olmadığını fark ediyoruz. Buna ek olarak, bir sosyologdan örnek vermek istiyorum. Stuart Hall, The Question of Cultural Identity adlı eserinde, gelişen dünyada anlam ve kültürel temsil sistemlerinin çoğalmasının insanları farklı kimliklerle karşı karşıya bıraktığını anlatmaktadır. Hall'a göre, anlam ve kültürel temsil sistemleri çoğaldıkça insanlar, kendilerini özdeşleştirebilecekleri çok sayıda farklı kimlikle karşı karşıya kalmaktadır. Buna kendi ülkemizdeki gençlerimizden örnek vermem gerekirse, ailelerin çocuklarına kültürlerini aşılayamamasının da bu süreçte etkili olabileceğini söyleyebilirim. Aileler, başka hiçbir şey yapmadan çocuklarına sadece telefon ve iPad vermekle yetiniyor. Bu çocuklar, YouTube'da, Instagram'da ve sosyal medya uygulamalarında gördükleri kültürlere özenip o ülkelerde yaşamaya ve o ülkelerin insanlarına benzemeye çalışıyorlar. Ama ne yazık ki yanlarında olan, dünyalara bedel bir kültürün farkına varamıyorlar.
3. Çocuk Hakları İhlali
Çocuk hakları ihlali de ülkemizde biz gençlerin yaşadığı en büyük sorunlardan biridir. Bunun başlıca sebebi aileler ve devlettir. Çünkü bir çocuk ailesi tarafından kontrol edilmiyor, bakılmıyor ve sorumluluklar yerine getirilmiyorsa o çocuğa devletin sahip çıkması gerekir. Devletin o çocuğu bağrına basması gerekir. Ancak ülkemizdeki en büyük sıkıntılardan biri, devletimizin bu konuda yeterli rol sergilememesi ve sorumluluk almamasıdır.
Çocuk hakları ihlallerini üç başlık altında inceleyebiliriz: Çocuk işçiliği, ihmal edilen gelecek ve gençlere sağlanmayan ulaşım.
Çocuk İşçiliği:
(BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 32. maddesi: Çocuğun ekonomik sömürüden korunma hakkı ihlal edilmektedir.)
Çocuk işçiliği, küçük yaşlardaki çocukların yaşadığı en büyük sorunlardan biridir. Ailelerinin maddi yetersizlikleri ve bunun üzerine devletin de bu yetersizlikleri karşılamaması nedeniyle o çocuk, kendi ayakları üzerinde durmayı çok küçük yaşlarda öğrenmeye başlar. Bundan dolayı çocuk hayatı boyunca maddi sıkıntılar yaşayabilir. Çünkü ailesinin hiçbir desteği olmadığı için kendi ayakları üzerinde durmakta zorlanır.
Esasen ülkemizde uzun zamandır çocuk işçiliği çok görülmemekteydi. Fakat son dönemlerde Dereboyu’nda, Zahra Sokak'ta da görebildiğiniz gibi çocuklar anahtarlık ya da gül satmaya çalışıyorlar. Bunlar ülkemizde önceden bulunmayan, sonradan ortaya çıkmış sorunlardır.
Peki, bu çocuklar gece 12'lere kadar böyle satış yaparken gün içinde nasıl ayakta kalabilirler? Hayata tutunurlar o yorgunlukla?
İhmal Edilen Gelecek:
(BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3., 6. ve 18. maddeleri: Çocuğun üstün yararı, gelişim hakkı ve ebeveyn sorumlulukları göz ardı edilmektedir.)
İhmal edilen gelecek, çocuk işçiliğine benzer bir konudur. Aralarındaki fark, ihmal edilen gelecekte çocuğa az çok maddi kaynak sağlanmasıdır ama aile çocukla ilgilenmez. Eğer bir aile, sahip olduğu çocuğa sadece para ve yiyecek sağlıyorsa bu yetersizdir. Bu çocuk, ailesinin onu büyütmesine ve onunla ilgilenmesine muhtaçtır. Eğer bu çocuk ailesi tarafından büyütülmezse kötü yollara sapabilir. Bu çocuğun annesiyle, babasıyla arkadaş gibi sohbeti yoksa yaptığı hatalar çok büyük sonuçlar doğurabilir.
İhmal edilen geleceğe örnek olarak size Surlar İçi’ni verebilirim. Eğer Surlar İçi’ne giderseniz eskiden huzurla yürüyebildiğimiz yolların artık tehlikeli bir hâlde olmasının sebeplerinden biri olarak ihmal edilen geleceği görebilirsiniz. Çünkü o gençler aileleri tarafından büyütülmez ve onlara ilgi gösterilmezse kötü yollara sapabilirler. Surlar İçi’nde yaşayan ailelerin düşük gelirli olmasından kaynaklanan sorunlar ve ailelerin çocuklarıyla ilgilenmemesi bu sonuca yol açmaktadır.
Gençlere Sağlanmayan Ulaşım:
(BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 28. ve 29. maddeleri: Eğitim hakkı ve eğitimin amaçlarıyla ilgili yükümlülükler açısından sorunlar yaşanmaktadır.)
Gençlere sağlanmayan ulaşım, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yaşayan bütün gençlerin yaşadığı en büyük sorunlardan biridir. Bunun başlıca sebebi toplu taşımaların yetersiz olmasıdır. Bunun dışında kısıtlı toplu taşımaların ücretli olması ve gençlerin bu ücretleri karşılayamaması da sorunlarımızdan biridir. Yolların kalitesizliği ve bundan dolayı, yürümek isteyen gençlerin bile yürüyememesi de ulaşım sorununu pekiştirir.
Sayın Lefkoşa Belediye Başkanı Mehmet Harmancı, kendisiyle yaptığım bir röportajda durumu şu sözlerle ifade etmişti: “Bugün gençlerin okula ulaşımı, okuldan eve ulaşımı konularında ağır aksak kaldığımız bir gerçek.”
Bunun dışında, bizim yaşadığımız ulaşım sıkıntılarına başta verdiğim özel ders problemleri de ekleniyor. Eğer aile işte ise ve gün içinde çocuğun özel derslere gitmesi gerekiyorsa, aile ulaşımı sağlayamadığı takdirde çocuk derse yürüyerek gidiyor Bu çocuk günün sonunda yorgun, bitkin, diğer günlere hazırlıksız ve artık kendini bırakmış bir hâlde oluyor.
“Sorunlarımız asla bitmez, önemli olan koşulları iyileştirmektir.”
Kaynakça ve Yararlanılan Röportajlar:
UNICEF – Çocuk Haklarına Dair Sözleşme: Yazıda çocuk haklarıyla ilgili bölümlerde Sözleşme’nin ilgili maddelerinden yararlanılmıştır.
Kıbrıs Türk Öğrenciler Birliği – Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı ile yapılan röportaj: Yazıda, röportajda yer alan “Bugün gençlerin okula ulaşımı, okuldan eve ulaşımı konularında ağır aksak kaldığımız bir gerçek.” ifadesinden alıntı yapılmıştır.
Stuart Hall – Questions of Cultural Identity: Bir sosyolog ve kültürel çalışmalar kuramcısı olan Stuart Hall’un bu çalışmasında, kimliğin sabit ve değişmez olmadığı; toplumsal ve tarihsel süreçler içinde sürekli şekillendiği ve değiştiği düşüncesinden yararlanılmıştır.





























