1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Türkiye’nin talebi komik!...”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518

“Kayıp” yakınları, “kayıplar”ı bulunamadan hayata veda ediyor… 1

A+A-

Biri Kıbrıslıtürk, biri Kıbrıslırum olmak üzere iki “kayıp” yakını daha, “kayıpları”nın gömü yerlerinin bulunmasını beklerken göçüp gittiler… Ayşe Memduh ile Yeorgia Kollitsi Kumidu, sevdiklerinin akibetini öğrenemeden hayata veda ettiler…

 

Biri Kıbrıslıtürk, biri de Kıbrıslırum olmak üzere, iki “kayıp” yakını daha, “kayıpları”nın gömü yerlerinin bulunmasını beklerken ve “kayıpları”nın akibetlerini öğrenemeden bu dünyadan göçüp gittiler. Kıbrıslıtürk “kayıp” yakını Ayşe Memduh ile Kıbrıslırum “kayıp” yakını Yeorgia Kollitsi Kumidu, “kayıpları”nın akibetini öğrenemeden hayata veda ettiler. Bu son derece acımasız ve insani olmayan durum, hepimizi çok üzüyor… Ne yazık ki onların “kayıpları”nın yerlerini bilenler konuşmayıp bildiklerini kendilerine sakladıkları için, bu “kayıp” yakınları acı içerisinde, ızdıraplar çekerek göçüp gidiyor…

“Kayıp” yakını Ayşe Memduh ile 2009 yılında yani bundan tam 11 sene evvel, oğlu Ertan Demirağ’ın evinde röportaj yapmıştık… Ayşe Memduh’un eşi Memduh Sadık ile  kaynatası Sadık Elmas, 20 Nisan 1964’te “kayıp” edilmişti Leymosun-Lefkoşa yolundan…

“Kayıp” yakını Yeorgia Kollitsi Kumidu’nun ise (biz ona “Gogulla” diyorduk) Minareliköy’den (Neahorgo Kitrea) ninesi Rodu Kiriakidu ve dedesi öğretmen Yorgos Kiriakidis “kayıp” edilmişti 1974’te… Onunla röportajımızı da bu sayfalarda 2016 yılında yayımlamıştık… Onunla ayrıca Minareliköy’ü de ziyaret etmiştik… Son derece sevecen bir insan olan Gogulla, her daim bizi arıyordu ve son dönemde rahatsızlanmıştı… Onun geçtiğimiz Ekim ayında hayatını yitirdiğini, dün onun doğumgünü vesilesiyle sosyal medyadan ona bir kutlama mesajı atmaya çalışırken öğrendik ve şoke olduk…

Gerek Demirağ ailesinin, gerekse Kollitsi-Kumidis-Kiriakidis ailelerinin acılarını paylaşıyoruz…

 

AYŞE MEMDUH’UN ANLATTIKLARI…

Ayşe Memduh’la röportajımızın bir bölümünü, onun hatırasına yayınlamak istiyoruz… Nisan 2009’da bu sayfalarda yayımlanan bu röportajda, özetle şöyle yazmıştık:

“Eşi Memduh “kayıp” olduğunda, gencecik yaşında, dört buçuk yaşındaki biricik oğlu Ertan’la kalakalmış... Kaynanası Safiye hanımın da eşi yani Ayşe hanımın kaynatası Sadık Elmas da “kayıp” olduğu için, iki kadın kader birliği yapmışlar... Birlikte yaşamışlar, birbirlerine destek olmuşlar. Ayşe hanımın annesi ve babası “Köye, yanımıza gel” dediği halde, o hiçbir zaman köye dönmek istememiş, kaynanasıyla birlikte Leymosun’da yaşamayı sürdürmüş, oğlucuğu Ertan’ı en iyi şekilde yetiştirmeye çalışmış... Şimdi de birlikte oturuyorlar – ön tarafta Ertan Bey’in evi, arka tarafta Ayşe Hanım’ın evi var... Aynı avluyu paylaşıyorlar... Evinin duvarlarında düğün için çekilmiş fotoğrafları asılı... Olağanüstü güzellikte birkaç gelinlik giymiş düğününde – pırıl pırıl gülümsüyor, umut ve sevgi dolu, yeni bir yaşama adım atışın heyecanıyla... Çok geçmiyor ve eşi “kayıp” oluyor... Dört buçuk yaşındaki oğlucuğuyla gelecek hayalleri karanlığa gömülüyor...

Ayşe Memduh’la Lefkoşa-Leymosun yolunda 20 Nisan 1964’te “kayıp” olan eşi Memduh Sadık ile kaynatası Sadık Elmas’la ilgili olarak yaptığımız röportaj şöyle:

SORU: Ayşe Hanım, kaç yaşındasın?
AYŞE MEMDUH:
69 yaşındayım...

SORU: Nerede doğdun?
AYŞE MEMDUH:
Finike – Baf...

SORU: Eşiniz Memduh Bey’in doğum yeri neresiydi?
AYŞE MEMDUH:
Ayyorgi – Kavaklı... O da Baf yani...

SORU: Nasıl tanıştıydınız? Veya aileleriniz nasıl bilirdi birbirini? Nereden nereye Memduh Bey’le evlendiydiniz?
AYŞE MEMDUH:
Evimize misafir gelirdi kaynatam... Sadık Elmas... Finike’ye gelirlerdi, biraz hısım yetişirlerdi babamnan, annemnan... Babamın adı Celal Emirahmet... Annemin adı da Emriye Celal. Babam çobandı... Kaynatam mannavdı.  Arabası da vardı, gelirdi bize da.

SORU: Yani sizin köyden bir şey alır satardı yoksa öylesine mi gelirdi?
AYŞE MEMDUH:
Alırdı, satardı...

SORU: Sonra birbirinizi görüp beğendiniz miydi Memduh Bey’le yoksa sizin hiçbirşeyden haberiniz yok muydu?
AYŞE MEMDUH:
Sadık Bey’in oğlu Memduh gördü beğendi beni... Ben da tanırdım kendini. Tanışırdık yani... Nişan olduğumda ben 16 yaşındaydım, o da 18 yaşındaydı... Altı ay nişanlı kaldık, sonra nikah olduk, Ağustos’un 25’inde da evlendik...

SORU: Hangi sene?
AYŞE MEMDUH:
1957’de...

SORU: Nereye evlendiydiniz?
AYŞE MEMDUH:
Ayyorgi’ye...

SORU: Düğününüz nasıldı?
AYŞE MEMDUH:
Köy düğünüydü... Çifte davul, çifte zurna, öyle birşeyler oldu... Yeme içme olduydu... Gelinliğimi terzide diktirdiydim... Ayyorgili bir terziydi... Birkaç tane gelinlik giydiydim...

SORU: Sonra Ayyorgi’de yaşamaya başladınız...
AYŞE MEMDUH:
Ayyorgi’de çok kalmadık, Memduh komandoydu. İngiliz zamanında komandoydu. İlk Baf’taydı, sonra Poli’ye gittik. Üçbuçuk sene kaldım Poli’de... Sonra köye geldik... Ertan doğduktan sonra Limasol’a gittik.

SORU: 1959’da yani... Niçin gittiydiniz Leymosun’a?
AYŞE MEMDUH:
O zaman komandoluktan çıktıydı, ortam düzeldiydi diye... Gitti babasının yanında, ikisi beraber çalışırdı. Manavcılık yaparlardı. Bizi da götürdüydü.

SORU: Babası gene Ayyorgi’de miydi?
AYŞE MEMDUH
: O da Limasol’daydı da bizi da götürdü.

SORU: Ayyorgi’de kim vardı?
AYŞE MEMDUH:
Evimiz Ayyorgi’deydi, kaynatamın da evi vardı. Ama Limasol’da kalırdı. Limasol’da Ayandon’da kalırdık. Kira vermezdik. Orası Rum mahallesiydi, hep Rum’dular. İngiliz’indi galiba bu ev da Rum’a verdiydi...

SORU: Ne yaparlardı yani kaynatanla kocan?
AYŞE MEMDUH:
Limasol’dan Lefkoşa’ya mal götürürlerdi... Sebze-meyve götürürlerdi. Yün bulduklarında, koyun yünü, onlardan alırlardı.

SORU: Peki “Teşkilat”a da bir şey götürürler miydi?
AYŞE MEMDUH
: Vallahi hiç bilmem onu... 

SORU: Hiç evde konuşulur muydu?
AYŞE MEMDUH:
Kaynatam yaşlıydı, hiç öyle şeyleri konuşmazdı.

SORU: Bir tek oğlunuz oldu, Ertan...
AYŞE MEMDUH:
Evet, başka yoktur...

SORU: Ne zaman gittiler da dönmediler?
AYŞE MEMDUH:
20 Nisan 1964’te gittiler, gelmediler. Erol var bir arkadaşı, Erol  ve Kansoy, onlar bir gün evvel gittiler. Erol bizim köylüydü... Erol ve arkadaşı gittiler ilk, gelmediler.

SORU: Erol İsmail, Bayar Hüseyin Piskobulu ve Özel Reşat Kansoy, 18 Nisan 1964’te Lefkoşa-Leymosun yolunda “kayıp” olduydu...
AYŞE MEMDUH:
Bu defa biz da soruşturduk... İlk onlar kayboldu. Ertesi gün da bizimkiler kayboldu... Benim hatırladığım onlar iki kişiydiler, yanında çalışırdı adamın bizim Erol... Onlar gitti, arkasından bizimkiler gitti. Bizimkiler Lefkoşa’ya gittiler, tutulmadılar. Dönüşün aldılar kendilerini...

SORU: Mal götürmeye gittiklerinde dönüşün da mal getirirler miydi yoksa boş mu dönerlerdi
AYŞE MEMDUH:
Boş dönerlerdi. Erol hanımına telefon açtı ilk gittiğinde, sonra dönmeyinca anlaşıldı ki kayboldular. Eşim gittiğinde, iki gün sonra bayram olacaktı. “Bizimkiler da gelmedi” dedi Erol’un hanımı. Hatta bir dükkana girdik biz da Limasol’da, o saat anladık ki kayboldular. Ayyorgili bir adam da götürdüydü bizimkiler yanında, onu da götürdüler, bıraktılar onu Lefkoşa’da. Sonra dönerken kayboldular. Satılan malların parasını da aldılar kendilerine hep, araba da...

SORU: Genellike kaç paralık mal götürürlerdi?
AYŞE MEMDUH:
Araba doluydu, ne bileyim... Belki da 300 liradan daha fazla...

SORU: Sonra naptınız?
AYŞE MEMDUH:
Sonra gittik, sorduk soruşturduk, anladık şu kayboldular... Bildirdiydik kaybolduklarını. Limasol’da gittik söyledik, kaç defa söyledik ama bilmem onlar nereye bildirdiler.

SORU: Sonra ne yaptınız? Ertan kaç yaşındaydı?
AYŞE MEMDUH:
Dört buçuk yaşındaydı. Kimse yoktu, bir tek kaynanam vardı. Kaynatam da kaybolduydu, eşim da... Onun da yanında teyzesi vardı, annesi vardı, biz kalırdık yanında. Onların yanında... Hiç anneme gitmedim köye, onda kaldık...

SORU: Beklerdiniz dönsün...
AYŞE MEMDUH:
Beklerdik...

SORU: Ondan sonra nasıl geçinirdiniz?
AYŞE MEMDUH:
Altı ay hiçbirşey vermedilerdi bize. Sonra verdilerdi. Bir maaşçık bağladıydılar, bazan da öyle yemeklik bir şey verirlerdi ama çok az... Kaynanamın bahçe vardı, giderdik bahçede uğraşırdık biz... Öyle geçinirdik.

SORU: Ne kadar kaldınız Leymosun’da?
AYŞE MEMDUH:
Biz hep onda kaldık, 1974’e kadar. Annem istedi gideyim ama benim çocuğum var diye istemedim gideyim, dedim çocuğumu köyde nereye yollayacağım okusun, gitmedim, kaldım kaynanamın yanında...

SORU: Ertan büyürken ona ne söylerdin? Sorar mıydı sana mesela “Babam nerededir?” diye
AYŞE MEMDUH:
Babasını hayal meyal hatırlar. Hatırlamaz bile tam.. Küçüktü. Bana sorduğunda derdim “Kayıptır”... Gelmeyinca, ister istemez birşeyler söyleyecen...

SORU: “Gelecek” derdin kendine?
AYŞE MEMDUH:
Biz da çok bekledik gelsin, gelmedi. Çocuk büyüdükten sonra öğrendi artık...

SORU: Hiç ondan sonra dedikodu duydunuz mu? Mesela kim aldı, nerede aldı, nerede kayboldu diye?
AYŞE MEMDUH:
Hiç duymadık...

SORU: Şimdi hala bekler misiniz kendini?
AYŞE MEMDUH:
Vallahi ben hiç ümidimi kesmedim, bilmem...

SORU: Nasıl bir insandı?
AYŞE MEMDUH:
Boyu Ertan’ın boyunda, kilolu değildi, zayıftı. İyiydi huyları... Bütün gün işteydi, gece gelirlerdi. Arada sırada içerdi... Eti çok severdi, ben da o zaman hiç et yemezdim! İster istemez etli yemek yapardık! Üç dört defa yıkardım!  Mesela Ertan’ı üçüncü sınıfa kadar sünnet etmediydik, beklerdik babası gelsin... Kocaman çocuğdu... Son gelmediğinde, “Gelmeyecek” dedik, götürdük kendini doktora, onda sünnet ettik, hiçbirşey yapmadık yani...

SORU: Öyle ata binme falan yok yani...
AYŞE MEMDUH:
Yok... Eniştem aldı götürdü kendini, Baf’ta yaptık, aldık götürdük kendini Finike’ye... Eşim neşeli bir insandı, bazı zaman arkadaşlarıyla içmeye giderdi, eve gelirken şarkılarla türkülerle gelirdi! Komşular da derdi, “Memduh içti birceez da neşelendi!”...

SORU: Gezmeyi sever miydi?
AYŞE MEMDUH:
Severdi...

SORU: Mesela nereye giderdiniz?
AYŞE MEMDUH:
Gene Limasol içinde gezerdik. Bazan köye giderdik. Denize gitmedim ben hiç, gitmezdim denize...

SORU: Ondan sonra mesela hiç ümidi kesip da evlenmedin tekrar...
AYŞE MEMDUH:
İstemedim, evlenmedim... Geldi birisi da söyledi bana, sucuydu bu adam, İngiltere’den birisi geldiydi, evlenmek istermiş, beni söylemiş... Bu sucu öyle yaşlı bir adamdı. Geldi, “Gel da isterim seni” dedi. Ben da zannettim suya para vermeyim falan diyecek. Ben ne bileyim.
“Gel otur” dedi. Oturduk. Komşular da havlıda oturur.
“Birisi geldi İngiltere’den da bir kadın ister evlensin, da geldim sorayım sana” dedi.
Dedim “Yok, benim kocam ölmedi” dedim kendine, “kayıptır” dedim kendine.
O saat adam önüne bakarak çıkacağına kapıyı, arka arka çıktı gitti! O kadar şoke oldu ki, o tahmin ederdi ki “Tamam” diyeceğim kendine!  Hiç aklımdan çıkmaz bu adamın hali, nerdeysa mermerleri da çıkarıyordu giderken!

SORU: Mesela annen ne derdi sana?
AYŞE MEMDUH:
Annem isterdi onda kalayım. Gideyim kalayım onda... Ben istemedim... Kaynanamın yanındaydım...

SORU: Demek ki kaynananla iyi geçinirdiniz, bir de onun da kocası “kayıp”tı diye belki daha yakın hissederdiniz birbirinize...
AYŞE MEMDUH:
Bahçemiz da vardı, kiraladıydık, birşeycikler ektiydik. O kaybolduktan sonra biz giderdik... Sebze ekerdik... Enginar, domates, salatalık falan ekerdik, onunla geçindik biz.  Tarla bizim değildi, kiralardık... Ertan küçüktü, bunu da koyardım arabaya, götürürdüm. Sonra yedi yaşında olunca okula gidecekti, ben vazgeçtim, gitmedim. Kaynanam giderdi yalnız. Ben çocuk okula giderdi diye gitmezdim, öğlen çıkardı diye...

sevg-040.jpg

(YENİDÜZEN- Sevgül Uludağ - NİSAN 2009)

 

DEVAM EDECEK

 

 

Bu yazı toplam 692 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar