1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. "Yaraları kaşımaktan korkmayalım çünkü kirli kan ancak böyle atılabilecektir..."
Tayfun Çağra

Tayfun Çağra

Her zaman için ‘gerginiz’

A+A-

“Kapıyı açtığım anda hemen dışarı fırlayacağız ve hiç durmadan onlar gibi, ‘Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır’ diye bağırarak aralarına karışacağız. Maşayı sen al, yerlerde duran ve havada uçuşan şeylere vur. Sakın hiç kimseyle konuşmaya kalkma. Aksanından Rum olduğunu anlayabilirler. Büyük Postane’nin önünden geçerek Mahmutpaşa’ya ulaşabiliriz inşallah. Kalabalık arasında birbirimizi kaybedersek de sakın durma.”

Yazının girişini yaptığım paragraf, ‘adres Kıbrıs’ta’ yazarlığımızı da yapmış olan Stella Aciman’nın ‘Bir Masaldı Geçen Yıllar’ isimli kitabından alındı.

Yahudi olan Albert, Rum olan Aleko’ya yağmalanan işyerlerini kurtarabilmek ümidiyle akıl vermeye çalışıyor.
6, 7 Eylül 1955 olayları olarak bilinen ve İstanbul’da başta Rum, Ermeni ve Yahudiler olmak üzere azınlıkların sahip olduğu işyerlerine karşı yapılan yağmalama olaylarını anlatan küçük bir bölüm.

Kimi kaynaklar o yıllarda iktidarda bulunan DP hükümetinin halk üzerinde kaybetmeye başladığı güveni başka yönlere çekmek için Kıbrıs’ta başlayan olayları bahane ederek başlatılan bir tür eylem planı olduğunu söylüyor.
Zaten bu gelişmelerin ardından başta Rumlar olmak üzere azınlıkların çoğu Türkiye’den sınır dışı edildi, edilmeyenler de ülkeyi terk etti.

***

2014’te yazdığım bir yazıdan alıntıladığım bu girişle o zaman da anlatmaya çalıştığım ve şimdi de anlayabileceğiniz gibi Kıbrıs konusu uzun zamandır çatışma yaratmaya, bazı gerginlikleri yaratmak için gerekçe olarak sunulmaya maalesef uygun bir zemin oluşturdu her zaman…

Biz 74’ü, 63’ü ve 58’leri hatırlayabilir ve konuşabilir, tartışabiliriz. Ancak ondan da önce bizi yani Kıbrıs’ı belki de o kadar daha etkilememişken İstanbul’da 1955’te ‘Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır’ sloganıyla azınlıklara yağma ve ardından sürülme operasyonu uygulanabilmiştir.

O zamanın DP Hükümeti miydi bu planı yapan, başka örgütler mi, o zamanın derin devleti mi, yoksa Özel Harp Dairesi mi… Üzerinden çok yıllar geçse de her olay ve çıkış nedenleri eninde sonunda netleşir.

***

Yukarıda 2014 tarihli alıntı yazı zamanında burada Saray’da Eroğlu vardı ve ‘Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır’ sloganı belki daha önce olduğu kadar olmasa da halâ varlığını hem o tarihte hem de şimdi sürdürüyor.

O zaman yine şimdiki gibi Doğu Akdeniz’de gaz aramaları nedeniyle bir gerginlik yaşanıyordu. Ve o zaman “müzakereler başladıydı, bittiydi, tekrar başladıydı” şeklinde uzun yıllardır sürdüğü gibi siyasi gelişmeler devam ediyordu ve yine o zaman sürdürülmeye çalışılan müzakereler Rum tarafının ‘görüşmelerden çekilmesiyle’ tekrar durmuştu.

Nedeni de Türkiye savaş gemilerinin Güney denizinde yapılan doğal gaz sondaj çalışmalarını denetlemek! istemesiydi…

Doğu Akdeniz’de doğal gaz arama çalışmaları gerginlik yaratmaya devam ediyor… Bu kez Türkiye’nin sadece denetimi değil, artık o bölgede Türkiye’nin de doğal gaz arama çalışmalarına katılması var. Bu çalışma savaş gemilerinin korumasında yapılıyor… Savaş gemili doğal gaz aramanın ve de bölgedeki diğer olumsuz gelişmelerin Doğu Akdeniz’de yarattığı gerginlikle yaşamaya devam ediyoruz… Dünyadaki pandemi de bölgemizdeki gerginliğin üstüne tuz biber ekiyor… Siyasi ve sağlıktaki gerilim psikolojimizi de katmerli şekilde olumsuz etkilerken insanlar arası ilişkiler de bu gerilimden tabii ki olumsuz etkileniyor.

En azından benim için öyle. Eminim ki etkilenmeyen yoktur. Varsa da artık o kişinin ‘yaşayıp yaşamadığı’ sorgulanabilir!

   


 

Hesap düzeltildi!

Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi’nin aldığı son kararlar gece yarısı yürürlüğe girdi. 2018 tarihli yasaya göre Üst Kurul’un aldığı karar nedeniyle Bakanlar Kurulu’nun kararına gerek olmadı.

Neydi bu kararlar?

Günlük uçuş sayısı 6’yı geçmeyecek,

Girne Limanı’ndan gelecek yolcuların sayısı günlük 250’yi geçmeyecek,

Havaalanı İnşaatını yapan Taş Yapı çalışanları şantiye içinde karantinaya alınacak,

Açık alandaki eğlenceler 100 kişi ile sınırlandırılacak,

Kapalı alanlarda metre kareye göre 200 metre kareden başlayarak aşağıya doğru 50,30,20,10 kişi ile sınırlandırmalar getirilecek,

Düğünlerde maske takılmasının zorunlu hale gelmesi, el sıkışması ve temasın olmaması sağlanacak.

Bunlar önemli kararlar….

Özellikle düğünlerde halâ eski alışkanlıkları sürdürerek tokalaşmayı bırakın, öpüşmelerin devam ettiği düşünüldüğünde bu alınan kararların uygulanması ve denetiminin de yapılması çok önemli…

Hükümetin yanlış hesabından sonra! uçuşlara da sınırlama getirilmesi umarım yakın zamanda olumlu sonuçlar getirir. Tamamen kapanmadan, bazı ihtiyaçların da yerine getirilmesine yardımcı olarak ve pandemiye karşı gerekli tedbirleri alarak yeni normalin devam ettirilebilmesi gerekliliği var.

Buna her bireyin yardımcı olması ve üzerine düşeni yapması alınan ve alınacak kararların faydasını ortaya çıkaracaktır.

Bu yazı toplam 993 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar