Fatih Terim’in Pırlantası Mourinho’ya Söker mi?

Fatih Terim’in Pırlantası Mourinho’ya Söker mi?

(Real Madrid – Galatasary Maçı Öncesi Teknik Analiz)

A+A-

KONUK YAZAR

Bilge Azgın



Fatih Terim’in 3 Nisan’a kadar kafasını meşgul edecek tek bir soru var: Real Madrid deplasmanına düz 4-4-2 mi yoksa pırlanta ortasaha 4-4-2 ile mi başlamak?
İyi teknik direktörler ilk önce elindeki en iyi 11 oyuncuyu seçer, ardından bu oyuncu grubunu oynatacağı en uygun sistemi seçer. Örneğin, Fatih Terim kariyeri boyunca hep bu prensip doğrultusunda ilerlerken, Abdullah Avcı bu noktayı kavramamakta oldukça ısrarcı.
Devre arasında Sneijder ve Drogba’nın takıma katılmasıyla Fatih Terim ‘en iyi sistemi’ bulmak için farklı denemelere gitti. Birçok spor yorumcusu “Drogbai, Sneijder ve Burak bir arada oynamaz” dese de, Terim üçüne de yer açacak bir sistem bulmaya çalıştı. Terim, İstanbul’da oynanan ilk Shalke maçında Sneijder’i sol kanatta oynatayım dedi, Farfan Galatasary’ın sağ kanadını nakış gibi işledi. Maçın ikinci devresine başlarken, Terim, Sneijder’in yerine Ambrabat’ı oyuna alarak Galatasaray’ın turda kalmasını sağladı.
Shalke ile Almanya’da oynanacak ikinci maç öncesi en iddialı yorum Sergen Yalçın’dan geldi. “Burak, Drogba ve Sneijder bir arada oynarsa Galatasary bu turu geçemez, bir tanesi kesinlikle yedek kulübesinde oturması gerekir”. Sergen’in hesabı basitti. Sneijder kanattaki 80 metrelik alanı kapsayacak fiziki formda değil, verimli olduğu bölge kanat değil forvet arkası. Ya ileri ikilide Drogba ve Sneijder oynar Burak yedek oturur, ya da Burak Drogba oynar Sneijder yedek oturur. Ancak Fatih Terim bildiğinden şaşmadı ve ikinci Shalke maçına bu üç oyuncunun da yer alacağı farklı bir formasyon geliştirdi. Sneijder’i Drogba ve Burak’ın arkasına çekti. Yani alışılagelmiş düz 4-4-2 sistemi yerine, Fatih Hoca pırlanta ortasahalı 4-4-2 sistemine geçti.
Pırlantalı sistemde Melo defansın hemen önündeki tek pivot olarak yer alırken, iç orta solda Selçuk, iç orta sağda ise Hamit görev yaptı. Bu üçlünün önündeki Sneijder pırlantayı defansif olarak tamamlarken, ofansif anlamda da klasik oyun kurucu (10 numara) görevini üstlendi. Uzun lafın kısası, Terim Sneijder’in en verimli olabileceği sistemi kurdu.
Pırlanta ortasahalı 4-4-2 sisteminin en büyük avantaji merkezi bölgeyi kalabalık tutarak oyunun temposunu ve hakimiyetini ele geçirmeyi kolaylaştırması. En büyük dezavantaji ise sağ ile sol beki geleneksel sağ ve sol açıklarla ikileyip destekleyememesi. Özellikle Shalke gibi 4-2-3-1 sisteminde oynayan takımlara almak istemediğiniz risk sağ ile sol beklerinizi ikili destekten mahrum etmek olsa da Fatih Terim bu riski aldı. Tam bu sebepten dolayı da Galatasaray’a galibiyeti getiren Muslera’nın yanısıra Melo, Selçuk ve Hamit üçlüsünün olağanüstü performansı oldu. Maç süresinin büyük bölümünde Selçuk Riera’nın, Hamit ise Eboue’nin yardımına hızır gibi yetişip Shalke’nin en güçlü yanı olan kanat akınlarını (Farfan ile Bastos) bertaraf etmeyi başardılar.
Fatih Terim, pırlanta ortasahalı düzeniyle ilk yarıda istediğini gerçekleştirdi. Galatasaray ilk yarıda kornerden tartışmalı bir gol yese de, oyunun hakimiydi. Galatasaray’ın bu sistemde kanat akınlardan gol bulması beklenmezdi. Çoğu tehlikeli akın ya Sneijder, Drogba ve Burak üçgeninde ya da Selçuk’un sol iç bölgeden Burak’a attığı uzun derinlemesine paslardan kaynaklandı.
Bu sistemin ikinci en dezavantajlı yönü de klasik sağ ve sol açık mevkilerine yer vermediği için hücüm hattına yeterince genişlik sağlayamaması. Bu sistemde sağ veya sol bekler ileri çıktığı sürece oyunu enini genişletebilir. Aslında bir bakıma, bu Galatasaray için o kadar da önemli bir sorun değil. Çünkü Galatasaray takımı olağanüstü kanat oyuncularına sahip değil. Hamit sağ açıkta hızı ve driplingleriyle savunmayı yarıp ortalar yapan tipik bir kanat oyuncusu profiline sahip değil. Ambrabat hızlı fakat aralara çarpraz pas atma kalitesi olmadığı gibi çizgiye inip tehlikeli top kesme gibi bir oyun anlayışı da yok. Tek sorun Eboue’nin hücuma genişlik kazandırmak için birkaç kez ileri çıktığında arkasınıda bıraktığı boş alanlar oldu. Eboue’nin aksine Riera orta saha çizgisinden pek fazla öteye gidip arkasında boş alan bırakmadı.
Terim’in pırlanta ortahsalı sistemi ikinci yarı Sneijder’in yorulup oyundan düşmesiyle bozguna uğradı. Sneijder defansif anlamda Melo’ya yakın oynamayıp pırlantanın önünü boş bırakınca hücüma geçişlerde orta saha ile forvet arasındaki bağ koptu. Savunmanın 30 metre ilerisinde duran Burak’ın arkasında dinlenmeye başlayan Sneijder Galatasaray’ı oyunda 10 kişi bıraktı. Galatasaray oyunun bu bölümünde orta sahada top tutamadığı gibi etkili kontratak dahi geliştiremedi. Terim oyuna müdahale etmeyince ikinci yarının başından itibaren geliyorum deyen gol geldi. İkinci golu yedikten sonra Terim geç de olsa doğru hamleyi yaptı. 70 inci dakkikada Sneijder’i çıkarıp Amrabat’ı sol kanata alarak düz 4-4-2 sistemine döndü ve maçı tutmayı başardı. Galatasaray turu geçemese Terim’in oyuna ikinci yarıda neden müdahale etmekte bu kadar geçiktiği konuşulacaktı. Ancak kazanan her zaman haklıdır.
Fatih Hoca “ben tüm oyunu Real Madrid’i nasıl durduracağımı düşünerek kurmayım, bunu Mourinho düşünsün” diyerek maça büyük ihtimalle pırlanta ortasahalı sistemle çıkar. İstanbul Belediye maçına aynı sistemle başlaması Real Madrid maçı ön hazırlığı niteliğini taşıyor. Real Madrid de Shalke gibi kağıt üzerinde 4-2-3-1 sisteminde oynasa da maç içinde çok değişken sistemlere bürünme yetisine sahip bir takım. Ronaldo ve Di Maria gibi oyunculara en son almak istediğiniz risk kanat beklerinizi sağ ve sol açıkla ikilememek olur. Galatasaray’ın bu sistemde Real Madrid’e karşı iyi bir skor alması için Melo, Hamit ve Selçuk üçlüsünün insan üstü bir performans göstermesi gerekecek.
Galatasaray bu sistemde Real Madrid’ e ilk yarıda gol atması hiç de şasırtıcı olmaz. Ancak 90 dakika boyunca attığından daha az yemesi gerektiği için işi aşırı derecede zor. Atakların çoğunluğu Shalke maçında olduğu gibi merkez üçgenden gelişir. Real Madrid savunmasının dengesini bozmak için Drogba’nın sağa veya sola kayıp hücüma genişlik kazandırması ve Burak’a alan açması çok önemli. Fatih Hoca Eboue’ye fazla ileri çıkmamasını tembihlese de Eboue’nin ileri çıkıp arkada Ronaldo’ya açık alan verecek gibi görünüyor. Bu tür durumlarda Marcelo ve Ronaldo’nun hücüm çıkışlarına yapılacak savunma kademelerinin zamanlaması maçın skoruna çok büyük etki edecek.
Mourinho, büyük maçlarda yaptığı gibi merkezde çok iyi kapanıp kanatlardan yıldırım hızıyla rakip sahaya inen bir oyun anlayışı sergileyeceği kesin. Melo tek pivot oynaycağı için oyunun belirli bölümlerinde Mesut’u sol kanata çekip Ronaldo’yu forvet arkası oynatabilir. Fatih Hoca umarım Shalke maçında olduğu gibi Sneijder’i ikinci yarı değiştirmekte gecikmez. Çünkü Mourinho dört gözle Sneijder’in oyundan düşmesini bekleyip oyuna müdahalelerde bulunacak. Fatih Terim bugüne kadar büyük maçlara “ben iki üç gol yesem de, bir o kadar da atayım” riskiyle çıktı. Real Madrid maçına da bundan farklı bir mentaliteyle çıkmaz. O yüzden geçmişte Milan’ı 3-2 skorlarla yendiği gibi Chelsea’ye 5-0 skorlarla da yenildi.

Bu haber toplam 1581 defa okunmuştur