Doç. Dr. Elnur Ağayev ve “Lefke Türk Spor Kulübünün Altın Yılı, 1972”
Doç.Dr. Elnur Ağayev hocamız birçok kitap yayımlamıştır Lefke üzerine. Bu serüven, bu sevda Lefkeyle ilgili nasıl başladı sorumuzla sohbeti açıyoruz...
2008 yılından bu yana Lefke’de yaşıyorum. Üniversite’ye öğretim görevlisi olarak geldim, yerleştim. Bölgede şunu fark ettim; oranın çok kadim bir tarihi vardır. Zaten orada dolaştığınız zaman eski kültürel yapıları görebilirsiniz. Bunlar neyin nesidir, yani bu soruyu cevaplamak için bir kaynak arayışına girdiğim zaman maalesef çok fazla kaynak bulamıyorsunuz. Ben de bu konuları bir araştırayım dedim. Yani Osmanlı dönemi Osmanlı öncesi dönemi yapıları var, Venedik dönemi yapıları var. Bunları araştırırken kendimi Lefke araştırmalarının içinde buldum (gülüyor). Merağım kendimi tatmin etmekti. Ben gittiğim mekânı tanımak isterim. Burada yaşamayı tercih ediyorsan bölgeyi tanıyacaksın. Bunu yaparken de evet araştırmanın içinde buldum kendimi ve bu araştırmalarımı yayımlayınca da, baktım sadece ben değilmişim arayış içinde olan. Halkta da böyle bir arayış var. Dolayısıyla o günden bugüne Lefkeyle ilgili yolculuğum başladı ve 2018 yılında ilk kitabımı yayımladım. “Güzelim Lefke” ismiyle.
Gerçekten çok ses verdi baskısı kısa sürede tükendi ve bugün 2026 yılında artık 8 Lefke kitabıyla toplamda 10 kitabımı okurla buluşturdum. Lefke’yi değişik boyutlarıyla ele almaya çalışıyorum. Genelde merkeze şahısları, mekânları, olayları koyarım. Onların etrafında da kitabımı şekillendirmeye çalışırım. Geldiğim noktada sadece benim çalışmalarımla kalınmadı, çevrede de çalışma yapanların sayısı git gide artmaya başladı. Bu da tabii beni çok memnun ediyor. Lefke’yi sadece kendi araştırmalarımla değil onların araştırmalarıyla daha da iyi tanımaya başlıyorum.
Özellikle ‘40’lı yıllara baktığımızda kurulan futbol kulüpleri Kıbrıs Türk toplumu için çok önemli bir yere sahipti. Çünkü sadece futbol amaçlanmıyordu bu kulüplerde. Birçok farklı aktiviteleri de içerisinde barındırmaktaydı. Sosyal kültürel etkinlikler de yine bu kulüpler içerisinde gerçekleştirilmekteydi...
Kulüp tarihlerine baktığımız zaman tabii en eski kulübümüz bildiğim kadarıyla Çetinkaya kulübümüzdür. 1930’larda kurulan bir kulüp. Lefke Türk Spor Kulübü, her ne kadar ilk tüzüğünde 1942 yazsa da resmi olarak 1943 yılında kurulan bir kulübümüzdür.
Ben Lefke kulübünün ilk tüzüğü üzerinden o dönem yani ‘40’lı yılların, ‘30’ların spor kulüplerinin amaçlarını görebiliyorum. Meselâ daha çok bu merkezlerde sadece spor vardı. Spor’un; gençliği bedensel ruhsal olarak geliştirme boyutu var ama bunun yanında özellikle kültürel faaliyetlerin bir merkezidir de aynı zamanda kulüpler. Tiyatro grupları var meselâ. Lefke Spor Kulübü’ne bakarsak birçok fotoğraflar buldum o dönemde oynanan tiyatro oyunlarıyla ilgili. Kulüpte bunlar oynanıyor. Sadece futbola bağlı da değil gençliğin gelişim çalışmaları. Spor dallarında koşu var güreş var, benzer dallarda da etkinlikleri görebiliyorsunuz. Meselâ Lefke Türk Spor Kulübü’nün tüzüğünde kütüphane olduğunu gördüm. Bir kütüphane ihtiyaçları varmış. Yani ‘40’larda ya da sonraki dönemlerinde ‘50’de vefat etmiş Mustafa Soykurt ki önemli bir şahıstı dönemin başöğretmeniydi. Kulüpte devamlı konferanslar verilirdi. Değişik konularda, kültürel, sosyal, siyasi. Ve bu da tabii sadece kulüplerin spor merkezi değil aynı zamanda bir kültür merkezi olduğunu bize gösteriyor ve bunu diğer kulüplerde de görebiliyoruz. Önemli bir husus bu.
O dönemlerde biraz önce bahsettiğimiz gibi sosyal kültürel olayların dışında özellikle milli mücadele denilen dönemde örgütlenmenin de mekanıydı futbol kulüpleri...
Bu konuda şunu da söyleyebiliriz. Özellikle ‘60’lardan itibaren toplumlarası çatışmaların yaşandığı o dönemlerde kulüplerin rolü büyüktü. Bu konuda Mehmet Topal hocamızın çalışması da var biliyorum. Lefke Kulübü üzerine baktığımız zaman mesela ilginç bir olay var. Lefke biliyorsunuz batı ucunda bugün, o zamanlar batı ucunda değildi ama batıda olan bir merkez. Dolayısıyla Lefke kulübü’yle ilgili ‘63-‘64 sezonunda şöyle bir olay yaşandı. Birinci ligi (ikinci küme ea) lider bitiren süper lige (birinci küme ea) çıkmak için süper ligin son sıradaki takımıyla maç yapmak zorundaydı. O maçı kazandığı zaman bir üste çıkar. Lefke o sene Baf Ülkü Yurdu ile oynuyor. Baf çünkü süper ligin son takımı, Lefke birinci ligin şampiyon takımı. Baf Ülkü Yurdu, maçın birisinde 7-0, diğerinde 10-0 sanıyorsam yeniyor, bir sonraki sene Lefke’yi süper ligde görüyorsunuz. Çıkmaması gereken bir takım ama çıkıyor bir vesileyle (gülüyor). Dediğiniz gibi o toplumsal olaylar da kulüpler üzerinde bu şekilde etkin olmuştur. Özellikle bahsettiğimiz dönemlerde.
Doç.Dr. Elnur Ağayev hocamız “Lefke Türk Spor Kulübünün Altın Yılı 1972” kitabında özellikle bu yıla mercek tutuyor...
Dediğim gibi o arayış içinde olduğum dönemlerde spora da meraklıyız, Lefke Türk Spor Kulübü’nün maçlarına gidiyorum ama hep de duyarız, 1972 yılının bir efsane yılı olduğunu. Zaten kitabın ilk versiyonunda kitabın başlığı aslında “efsane yıl” idi, “altın yıl” değildi. “Altın Yılı” deyişi, 1972 yılının futbolcularından birinin konuşmasından aldım. “Altın Yılı” ifadesi ona aittir. O yıl hep anlatılır. Yani Lefke Türk Spor Kulübü birinci ligden süper lige çıkmış. O dönem ikinci kümeden birinci kümeye denmekteydi. Çıktığı zaman da Kıbrıs Kupasını kazanmış. Buna ek olarak biraz daha evrensel boyutta bakarsak bu da dünyada bir “ilk”miş (gülüyor). Tabii ilkler de her zaman merak ediliyor. Bu boyutu da önemliydi. Bunu ortaya koymak istedim. Halk arasında bu konuşulur, duyulur ama bunun gerçekte aslı nedir diye araştırmaya başladım. Konunun bir de şu boyutu var. O nesil yavaş yavaş aramızdan ayrılıyor. Yani o çalışma yaptığım sürede birçok şahısla o jenerasyondan birçok değerli futbolcuyla görüştüm. Hayatta olanlar için nasılsa Lefke’dedir her an gidip görüşebilirim diye düşündüm. Fakat bunu planladığım zaman da Mazlum Mercan hocayı mesela efsanevi kaleciyi o zaman içerisinde kaybettim. O nasıl olsa burada hergün yapabilirim diye düşünüp diğer bölgelere açıldım. Çünkü o futbolcuların bir kısmı başka bölgelerde yaşamaktaydı.
Böyle bir jenerasyon kaybı da yaşıyoruz. Dolayısıyla bunların hafızasını kayda geçirmek aslında benim için çok önemliydi. Ki çalışmamda o anılara da özelikle bundan dolayı yer verdim. Evet daha fazla anı da toplanabilirdi ama şimdilik bunları yapabildik. Bunun için önemsiyorum 1972 yılını.
Bu, Lefke Türk Spor Kulübü Tarihi projemin tam orta noktasıdır. Birinci cilt, 1943’ten 1971’e kadar gelecek, 1972 temel noktam, çünkü efsane nokta. Ondan sonra da 1972’den günümüze kadar. Bu da ilerideki çalışmaların bir projesidir aslında.






