1. YAZARLAR

  2. Ünal Fındık

  3. Denktaş politikası yeni diye masaya konuldu
Ünal Fındık

Ünal Fındık

Denktaş politikası yeni diye masaya konuldu

A+A-

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Cenevre zirvesini başlamadan bitirdi. 6 maddelik ayrılıkçı öneri paketini masaya getirerek Anastasiadis ve Rum tarafını da akladı.

Çarşamba günkü toplantıda çantasından çıkardığı ama o ana kadar kendi ekibi ve Ankara dışında kimsenin bilmediği 6 maddelik önerileri taraflara verdi. Üstelik Cenevre’deki siyasi parti başkan ve temsilcileriyle Salı akşam yaptığı bilgilendirme toplantısında kendisine bu yönde sorulan soruya “asparagas haber” diyerek önerileri kendi davet ettiği parti başkanlarından gizledi.

Bu önerilerin 1 inci maddesi “BM GK yeni bir kararla Kıbrıs’ta ‘eşit statü ve egemen eşitliği teyit ederek yeni bir zemin yaratacaktır” idi.

Evet yanlış okumadınız. Ersin bey BM Güvenlik Konseyi’ne bugüne kadar aldıkları kararları ve oluşturdukları zemini yok sayarak, eşit statü ve egemen eşitliğe dayalı yeni bir zemin yaratmasını söylüyor.

Eşit statü demek ya Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tanınmışlığı ve BM ile AB üyeliği geri alınacak, ya da KKTC de tanınacak, BM ve AB üyesi olacak.

Başka türlü eşit statü sağlanamaz.

Cumhurbaşkanı Tatar önerilerinin ilk kez masaya getirildiğini, bu nedenle bu zirvenin tarihi bir dönüm noktası olduğunu iddia ediyor.

Ama danışmanı Özer Kanlı “bu politika 23 yıl önce, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Türkiye’de solun simge isimlerinden biri olan, Yunanistan’la barışı, dostluğu savunan dönemin Dışişleri Bakanı İsmail Cem tarafından ortaya konulmuştu.”  Kanlı  yazısında o gün basın toplantısında Denktaş “ bundan sonra devlet’ten devlete konfederasyonu görüşürüz dedi.”

Özer Kanlı yazısında “bu politika yürütülemedi çünkü Türkiye’nin AB üyesi olma hevesi Kıbrıs konusunda geri adım atmasına neden oldu” diyerek aslında bir gerçeği işaret etti.

Türkiye Kıbrıs’ı ve Kıbrıslı Türkleri koz olarak elinde tutuyor. İşine geldiğinde “devletten devlete görüşme”, işine geldiğinde tam tersi “federal çözüm” yanlısı olabiliyor. Bu tamamen Türkiye’nin o günkü konjonktürde elde etmek istediği çıkarlara gore şekillenir.

Nitekim 3 Aralık 1999’da Kıbrıs görüşmeleri yeniden başladı. Hedef yine federal çözümdü.

Şimdi de Türkiye dış politikada yalnız adam durumundadır. Bu nedenle elindeki en büyük kozu bırakmak istemiyor. BM’ye, AB’ye, ABD, Rusya ve tüm bölge ülkelerine “beni dışlar ve yalnızlığa terkederseniz ben de Kıbrıs’I sonsuza kadar çözümsüzlüğe mahkum ederim” diyor.

Bunu da KKTC Cumhurbaşkanı seçtirdiği Ersin Tatar’a söyletiyor. Tarih Türkiye’nin her dönemde kendi çıkarlarına uygun Kıbrıs politikası belirlediğini, bunu Kıbrıslı liderler aracılığıyla gündeme taşıdığını, çıkarları değiştiği zaman da Kıbrıslı liderlere yeni politikalarını dayattığı, bu nedenle zaman zaman çelişkiye düştüğü liderleri terk ettiğini biliyor. 

Bu nedenle Kıbrıslı Türkler artık kendi çıkarlarını öncelleyen liderler seçmelidir.

Elbette Kıbrıs, Türkiye için önemli bir adadır. Ve elbette Kıbrıslı Türkler Türkiye’nin çıkarına da olacak bir çözümden yanadır. Ama öncelik Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıs’ta yaşayan tüm halkların çıkarları olacaktır.

İki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı Federal bir çözümün temeli 1977 Denktaş-Makarios doruk anlaşmasında atıldı. O günden bu yana tam 44 yıl geçti. Bu 44 yılda BM ev sahipliğinde yüzlerce müzakere yapıldı ve bir zemin oluşturuldu.

Rum tarafı bu zamini beğenmedi ama değiştirme teşebbüsünde de bulunmadı. Çünkü bunun mümkün olmadığını, buna teşebbüs edenin başına büyük belalar geleceğini biliyordu.

Cumhurbaşkanı Tatar ve onun arkasında duran Ankara bu zemini değiştirme adımı atarak Anastasiadis’e altın tepsi içinde istediğinden alasını sundu.

Not: 1 Mayıs işçi ve emekçi bayramı şimdiden tüm emekçilere kutlu olsun.

Bu yazı toplam 561 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar