
“DAÜ siyasi hesaplaşma alanı değildir”
DAÜ-SEN, VYK’daki yönetim krizinin üniversitenin karar mekanizmalarını kilitlediğini belirterek hükümet, Cumhurbaşkanlığı ve Rektörlüğe sorumluluk alma çağrısı yaptı.
Doğu Akdeniz Üniversitesi Akademik Personel Sendikası (DAÜ-SEN), Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Vakıf Yöneticiler Kurulu’nda (VYK) yaşananların üniversitenin temel karar mekanizmalarını işlemez hale getiren ciddi bir yönetim krizine dönüştüğünü belirtti. Sendika, VYK’nın “partizan anlayışla çalışamaz hale getirildiğini” ifade ederek, kişisel ve siyasi hesapların üniversitenin çıkarlarının önüne geçtiğini söyledi.
DAÜ-SEN, VYK Başkanı Şemi Bora’nın danışmanının görevlendirilmesinin sonlandırılmasına ilişkin önergenin gündeme alınmak istendiğini, Bora’nın talebi mevzuata uygun olmadığı gerekçesiyle gündeme almaması üzerine Recai Ergün, Eyüp Göksu, Anıl İmre, Özdinç Akdel ve Turan Büyükyılmaz’ın toplantıyı terk ettiğini ve toplantı nisabının düştüğünü aktardı.
Sendika, yaşananlara ilişkin, “Belirli talepler kabul edilmediğinde toplantıyı terk eden, nisabı düşüren ve çalışanların haklarıyla üniversitenin işleyişini kişisel hesaplara kurban eden bir kurulun işlevsel ve liyakate dayalı bir yönetim sergilediği ileri sürülemez” ifadelerini kullandı.
“Talimatlara değil, mevzuata uyanlar mı hedef alınmaktadır?”
DAÜ-SEN, bir önceki VYK’nın “siyasi talimatlara göre değil, mevzuata uygun hareket etmekte ısrar ettiği için” hedef haline getirildiğini ve görevden alındığını kaydetti. Mevcut VYK Başkanı Şemi Bora’nın da “talimatlara değil mevzuata uygun hareket edeceğini” ortaya koymasının ardından bazı VYK üyeleri ve hükümet partilerine yakın siyasi çevrelerin hedefi haline geldiğini iddia etti.
VYK’daki tartışmaların giderek kişiselleştiğini belirten sendika, “Üniversitenin mali, akademik ve idari meseleleri, kişisel ilişkiler, parti içi dengeler ve seçim hesaplarının gölgesinde kalmıştır” ifadelerine yer verdi.
DAÜ-SEN, ortaya çıkan yönetim krizinin tesadüf olmadığını belirterek, mevcut tablonun eski VYK’nın tümünü değiştirmekte ısrar eden, yeni kurul üyelerini öneren ve üniversitenin ihtiyaçlarından çok siyasi dengeleri gözeten Milli Eğitim Bakanı ile hükümetin tercihlerinin sonucu olduğunu ileri sürdü. Sendika, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın kurulun yapısına ilişkin çekincelerini açıklamasına rağmen atama yetkisini kullandığını ve bu kararla sorumluluk üstlendiğini de kaydetti.
“VYK Başkanı istifaya mı zorlanmaktadır?”
Son iki VYK toplantısında yaşananların yalnızca gündem maddeleri üzerindeki bir anlaşmazlık olarak değerlendirilemeyeceğini belirten DAÜ-SEN, belirli talepler kabul edilmediğinde toplantıların terk edilmesi ve nisabın düşürülmesinin tekrarlanan bir yönteme dönüştüğüne dikkat çekti.
Sendika, “Aynı yöntemin iki toplantıda peş peşe uygulanması, VYK Başkanı Sayın Şemi Bora’nın görevini sürdüremez hale getirilmesi veya istifaya zorlanması mı istendiği sorusunu haklı olarak gündeme taşımaktadır” ifadelerini kullandı. Bora’nın aylardır çeşitli engellemelerle karşı karşıya kaldığını belirten DAÜ-SEN, “istifaya zorlandığı yönünde ciddi bir görüntü oluştuğunu” dile getirdi. DAÜ-SEN, Şemi Bora’ya da çağrı yaparak, “Üniversitenin yararını, çalışanların haklarını, hukuku ve kurumsal doğruları savunmaya devam ediniz. Toplantı nisabını düşürerek üniversitenin karar mekanizmalarını işlemez hale getiren baskı ve dayatmalara teslim olmayınız” dedi.
“VYK üyeleri tutumlarının hesabını vermelidir”
DAÜ-SEN, bir talebin kabul edilmemesi üzerine toplantının terk edilerek nisabın düşürülmesinin yalnızca toplantının sonuçsuz kalmasına yol açmadığını belirtti. Sendika, bu durumun araştırma görevlilerinin maaş alamamasına, akademik yükseltilmelerin gecikmesine, önemli personel kararlarının alınamamasına, mali önlemlerin uygulanamamasına ve üniversitenin yönetim mekanizmasının fiilen işlemez hale gelmesine neden olduğunu kaydetti.
“Vakıf Yöneticiler Kurulu üyeleri, kendilerini bu göreve öneren veya atayan siyasi makamların değil, Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin çıkarlarını temsil etmek zorundadırlar” diyen DAÜ-SEN, kurul üyelerinin görüş ayrılığı yaşadıkları durumlarda da toplantıda kalmaları, görüşlerini açıklamaları, oy kullanmaları ve aldıkları kararlardan sorumluluk üstlenmeleri gerektiğini ifade etti.
“Rektör bu toplantılara seyirci olarak mı katılmaktadır?”
DAÜ-SEN, Rektör Prof. Dr. Hasan Kılıç’ın tutumunu da sorgulayarak, araştırma görevlileri ücretlerini alamazken, akademik yükseltilmeler bekletilirken ve karar mekanizması iki toplantıda üst üste işlemez hale gelirken Rektörlüğün görevinin yalnızca yaşananları izlemek olmadığını belirtti.
Sendika, “Yönetim krizinin karşısında edilgen kalmak, üniversitenin ihtiyaç duyduğu liderliği ortaya koymamak ve sürecin tüm sonuçlarını yalnızca VYK’ya bırakmak kabul edilebilir değildir” ifadelerini kullanarak, Rektörlüğün araştırma görevlilerinin ödemelerinin yapılması ve üniversitenin acil işlemlerinin sonuçlandırılması için hangi girişimlerde bulunduğunu DAÜ kamuoyuna açıklamasını istedi.
“Hükümet ve Cumhurbaşkanlığı artık birbirlerini işaret etmemeli”
DAÜ-SEN, yaşananların sorumluluğunun yalnızca toplantıları terk eden VYK üyeleriyle sınırlı olmadığını belirterek, söz konusu üyeleri göreve öneren Milli Eğitim Bakanı ve hükümet ile atama kararını veren Cumhurbaşkanlığına çağrı yaptı.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’a da seslenen sendika, “Kurumsal doğruları ve hukuku savunmaya çalışan bir VYK başkanının baskı altında bırakılmasına ve toplantıları terk ederek nisabı düşüren üyelerin üniversiteyi yönetilemez hale getirmesine seyirci kalmayınız” ifadelerini kullandı.
DAÜ-SEN, toplantıları terk ederek nisabı düşüren üyelerin davranışlarının sonuçlarından, Eğitim Bakanı ve hükümetin söz konusu üyeleri önermekten, Cumhurbaşkanlığının ise atama yetkisini kullanmaktan sorumlu olduğunu belirtti.
“Hükümet ve Cumhurbaşkanlığı artık birbirlerini işaret etmek yerine, birlikte oluşturdukları bu yönetim krizini çözmek zorundadır” diyen DAÜ-SEN, açıklamasını şu ifadelere yer verdi:
“Doğu Akdeniz Üniversitesi hiç kimsenin kişisel veya siyasi hesaplaşma alanı değildir. Kişisel ve siyasi hesapların bedelini DAÜ çalışanlarına, öğrencilerine ve üniversitenin geleceğine ödetmenize izin vermeyeceğiz.”

























