1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Tekke Bahçesi içerisinde bir kuyuya bazı “kayıplar” gömülmüştü...”
Erdinç Gündüz

Erdinç Gündüz

Dalgalana dalgalana

A+A-

Virüstür, salgındır, aşıdır darken, döviz dalgalanmaları da çaktırmadan devam ediyor….

Yaşamlarını TL ile sürdürenler kara kara düşünmekte…. Dövizle yaşayan azınlık bayram kutlamalarında… 

Kafalardaki en önemli soru şu: “Dalgalanmalar piyasaya nasıl yansıyacak ?” Merak ve hatta panik  sessizce üst düzeyde..

Sterlin’li ev, dükkan kiraları nasıl ödenecek ?... Döviz borçlanmalarında rakam (TL) ne oldu ? Nasıl taksitlenecek ?

***

Bu sıkıntı veren, üzücü sorular aklımdan geçerken bir  çare (!!!)  buldum (!!!)  ben… En iyisi, galiba,  KKTC’mizin kendi parasını basması. Hem bağımsızlığımızı (!!!) tüm dünyaya göstermiş oluruz, hem de aslında bir devlet (!!!) olduğumuzu…. Zaten devletimizi tanıyan yok. Varsın paramızı da tanımasınlar…


Vazgeçilmezimiz TV

Monotonlaşan hayatımızda zamanın geçmesine yardımcı olan ne kaldı ki ? Kitap okumayı sevenler, yazmayı sevenler var… Gününü bilgisayar başında geçirenlerin sayısın da çok fazla. Ve tabii, bir de televizyon…

Televizyon bir ‘kurtarıcı’ oluverdi çıktı. Kimileri dizi, kimileri tam boyda film müptelası oldu… Bir de ‘yarışmalar’ var tabii… Spor müsabakalarını tercih edenlerin sayısı da çok…

Ben de spor karşılaşmalarını izleyenlerden biriyim. Ama… Ne yazık ki son haftalarda (özellikle futbol karşılaşmaları) sıkılmaya başladım.. Neden mi ?

Futbolcular bir alem, hakemler başka bir alem… Yöneticiler, bambaşka bir dünyada… Kulüpler arasındaki ‘rekabet’ bir garip oldu sanki. ‘Rakip’ yok artık ‘Düşman’ var… ‘Kan Davalı’ var…

Hakemlerim kararlarında bir standart yok. Her birinin kendi standardı geçerli…. VAR’dakiler ise bambaşka bir dünyada sanki…

Futbolcular… Sanki her biri profesyonel birer sahtekar… Faul almak için yapmadıkları yok.  Artık her seferinde güldüğüm olaylardan biri de, bir faul sonucunda naralar atıp yerde kıvranmaları,… Hakem faul düdüğü çalmışsa on-onbeş saniye sonra  kalkıp koşturmaları.  Eğer çalmamışsa yerlerde kıvranmaya devam etmeleri.

Bir okuyucumun dediği gibi, ‘Sahada artık spor mücadelesi veren 22 futbolcu yok. 25 sahtekar var. VAR odasındakiler de ekstrası.’

Karşılaşma sonrası mı ? Bir başka savaş başlıyor.

Takımı yenilen Yönetici de Antrenör’ün saldırıları başlıyor hemencecik. Yenilme nedenleri  ‘hakem’ ilan edilir genellikle.  Hakem Kurulu da suçludur, Federasyon da.. Ama onlara saldırılar sürerken rakipler (kan düşmanları) ihmal edilmez..Onlara da en ağır hakaretler başlayıverir.

Ve daha neler neler….

 ***

Olan ben ve benim gibilere oldu sonuçta. Artık bazı karşılaşmaları, sonuna kadar izleyemiyorum bile. Ya sıkılıyorum yahut da zaten gergin olan sinirlerim daha da geriliyor Hemen kanal değiştiriyorum. Çevre zaten sahtekarlarla dolu. Bir de sahadakileri çekmek çok yoruyor.


Sokak Ağzı

“Dünyanın her yerinde futbol, basketbol, voleybol maçlara izin var. Bizim ülkemizde izin yok. Biz farklıyız. Dünyalılara banzemeyiz.”

***

“Saray için para var ama sağlık çalışanlarına yemek için para yok.”

***

“Çılgın motosikletliler ve araba çılgınları bayram yapıyor. Sokaklar tenhalaştığında arka teker üstünde yüz kilometre hızla  gidenler mi istersiniz, arabasıyla ve büyük bir gürültü ile sürat yapanlar mı istersiniz ? Hepsi var. Bir tek polis yok.”

***

“Leymosun-Piskobu’daki bir caminin duvarlarına yazılar yazmışlar. Eşşeğini dövemeyen semerini dövermiş. Bu ne kin bu ne nefret böyle."

***

“Hellim konusu yavaş yavaş bir yerlere doğru seyir almakta. Sevindik. Ama merak ediyoruz. O bizm hellim, Hellim mi ? Yoksa Hellim Peyniri mi ?”

***

“Müjde. Arıklı elektriğe zam yapacak böylece Elektrik Kurumu kurtulacak.”


Anlayana

“Kin ve nefret kişiyi ayağını denk almayı unutturur.” (Erich Maria Remarque)

Bu yazı toplam 1991 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar