1. YAZARLAR

  2. Cenk Mutluyakalı

  3. Bu “bedel” niçin ödeniyor?
Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Bu “bedel” niçin ödeniyor?

A+A-

Bedelli askerlikle ilgili önemli bir çelişkiyi gündeme getirdi, Kudret Özersay.

Yurt dışında eğitim gören, çalışan ya da yurt dışında doğup büyüyen, ancak Kıbrıs'ta mecburi askerlik yapmak istemediği için tercihini 'Bedelli Askerlik'ten yana kullanan evlatlarımız önemli bir haksızlıkla karşı karşıya kalıyor.

Askere gitmemek için ödenen bedel, geçmişte 6 bin sterlinken döviz yerine asgari ücrete endekslenince, gelişen süreç gençlerin aleyhine işledi.

Sterlin, Türk Lirası karşısında 4 misli değer kazanırken asgari ücret 6 kat arttı.
Hep söylüyoruz, hayat pahalılığı ile mücadele yerine, asgari ücreti artırma odaklı ilerleyen yaklaşımlar sonuç üretmiyor.

Dövize bağlı uygulamada gençler Bedelli Askerlik için 6 bin sterlin ödüyordu.

Bugünkü karşılığıyla yaklaşık 250 bin TL.
Daha da eskiye gidersek 2 bin, 3 bin sterlin ödeniyordu “Bedelli Askerlik” için…
Oysa şimdi...

12 bin sterline geldi bedel...

500 bin TL'ye...

***

En acısı ne biliyor musunuz?

Gençler için yatırıma ve üretime dönüşebilecek bu paralar dipsiz bir kuyuda kayboluyor.

***

Hem askere giden gençler ciddi bir “bedel” ödüyor…
Hayatlarından…
Hem de gitmeyenler…

“Böyle büyük paralar ödemek zorunda değiller, beğenmiyorlarsa gelsinler ve askerlik yapsınlar” diyenler var.
Öyle ya da böyle hem eşitsizlik var ortada, hem de hayatlarının en güzel yılları kendi iradesi dışında çalınan insanlar…

***

“Vicdani Ret Hakkı” konuşulurken asker azlığından söz edenler…
İş bedelli askerliğe geldiği zaman bunu unutuyor.
On bin sterlinleri öderseniz eğer o “açık” kapanıyor!

***

Asıl soru şu: Bu bedel nereye gidiyor? Hesabı veriliyor mu? Hayır!
Bu paralar gençler için yatırıma dönüşüyor mu?
Hiç sanmıyorum!
Kimse de hesabını vermiyor zaten…
Bedelli askerlikten elde edilen gelir nedir, bu para ülke gençliğine nasıl dönmüştür ya da nereye gitmiştir, bilmiyoruz.

En azından bu bedeli ödeyenlere hesap vermesi gerekiyor birilerinin!

***

Gençleri “vatan size emanet” diye kandıranlar “kasa”yı emanet alıyorlar.
Bir de hayatlarımızı!

bu-bedel.jpg
Resim: Emin Çizenel


Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti, Bedelli

Bedelli Askerlik Yasası’nda kimi enteresan çelişkileri de bu vesileyle yeniden gündeme getirelim…
Örneğin Türkiye, “4 sene yurt dışında çalışmak” koşulunun dışında tutuluyor.
“Yurt dışında çalışmak” kapsamında Türkiye “yurt içi”, Kıbrıs’ın güneyi “yurt dışı” sayılıyor ya da yasadaki düzenleme bu anlamda okunabiliyor.

Türkiye’de doğmuş çocuklar bedelli hakkını Türkiye’de kullandığı zaman bu kez Kıbrıs’a gelemiyor!
Gelseler bir daha askere alınacaklar, nedense…

O kadar çok çelişki var ki askerlik yasamızda…

***

Bu meseleler konuşulduğu zaman genelde Kıbrıs’ın güneyi örnek gösteriliyor.
Hani “beterin beteri var” gibisinden…
Öyle!
Çünkü orada lise eğitimi sonrası mecburi askere alınıyor gençler…
Askerliğin ardından yükseköğrenime gidebiliyor erkekler…
Son derece gerici bir uygulama!
Elbette güneyde “Vicdani Ret” hakkının tanındığını da hatırlatmak gerekiyor.


Nazım abi

Nazım abi de uçsuz bucaksız bilinmeze doğru yürüdü.
Son dönemde ciddi sağlık sorunlarına rağmen yine yazıyor, tartışıyor, eleştiriyor, sorguluyor, anlatıyordu.
Kendi bedeniyle bile didişirdi Nazım Beratlı…

***

İlginç bir insandı…
Bilgeydi, araştırmacıydı, inatçıydı; siyasette epeyce savruldu…
Muhabbeti hem zor hem keyifliydi.

En güzel anılarımızı, birlikte müzik yaptığımız ve sahneye çıktığımız “Grup Hoşgörü” projesinde yaşadık. O dönem Demokrat Parti başkanı da olan Serdar Denktaş’ın evinde çok sabahladık. Müzik çalışmaları kimi zaman siyasi bir açık oturuma dönüştü, kimi zaman felsefe meydanına…  Kendisi de basgitarıyla baş başa kaldığı zaman bir başka Nazım Beratlı’ya dönüşüyordu.
Konserler yaptık.
Güldük, eğlendik hatta anıların izinde ağladık.

***

“Grup Hoşgörü”, Sosyal Riskleri Önleme Vakfı ile Yurtsever Kadınlar Birliği’nin farklı siyasi görüşlerden isimleri bir araya getirdiği bir sosyal sorumluk projesiydi.  Ortak gailemiz müzik ve yurt sevgisiydi. Basgitarda Nazım Beratlı, solist Serdar Denktaş, gitarda Sunat Atun, davulda Teberrüken Uluçay vardı. Klarnet çalarak bu gruba girme şansı yakalamıştım.

Kadın Konuk Evi için düzenlenen “İlk Adım Konseri”nde sahneye çıkmış, çok sevilince de farklı birkaç organizasyona katılmıştık. Sonrasında “Kadın Konuk Evi” projesi ne oldu bilmiyorum.

Nazım Abi şimdi yattığı yerden doğrulsa ve bu muhabbette katılsa, sigarasından derin bir nefes çeker, öksürüğüne karışan sesiyle tozu dumana katar ve meseleyi tarihsel süreçten ele alarak ders verirdi.

Kıbrıs’ın kültürü, tarihi, siyasetiyle ilgili çok eser bıraktı geride, kitaplarıyla yaşayacak, hatırlatacak, öğretecek.

Öfkelenirken bile insanı seven bir yanı vardı, öyle apansız gidenlerden oldu…

nazim-abi-1.jpg

nazim-abi-2.jpg

nazim-abi-3.jpg

Bu yazı toplam 2172 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar